TÜRK’Ü HOR GÖRENLER UTANSIN -II-

Böylece Müslüman Türkler, İslâm camiasına lider bir millet olarak girecekleri gibi, ayrıca Hz. Muhammed’in üç kıtada bir cihan hâkimiyeti haline gelmelerine giden yolu açmış oluyordu.

Bundan böyle İslâm’ın bayraktarlığını, Araplar değil Türkler yapacaktır. Müslüman Türk Milleti bu manada önce Karahanlı Türkleri olarak tarih sahnesinde boy göstermişler ve daha sonra Selçuklu Türkleri olarak İslâm dünyası ve hilafet camiasına merhaba demişler ve Osmanlı Türkleri olarak İlay-ı Kelimatullah için insanlığın ufkuna dikilmişler ve Kuran ayetlerinin asıl muhatabı olan bir millet olmuşlardır.

Kuran-ı Kerim’in bir ayetinde; “Biz bu yüce görev için kendimize bir kavmi kesinlikle vekil kıldık.”Buyrulduğu gibi, başka bir ayetinde ise; “Sizin yerinize bir başka kavmi görevlendiririz,” bir başka ayetinde; “Sizler; güç, kuvvet ve iktidar sahibi çok sert bir kavimle harp etmeye çağrılırsınız”,başka bir ayetinde; “Rabbim sizin yerinize yeryüzünüzde kendi iradesini yeryüzünde temsil etmek üzere sizin dışınızda bir kavmi geçirir.” buyurmuştur.

İlk Türk Boylarına gönderilen (İslâm Önderleri); Oğuz Han, Satuk Buğra Han gibi Türk Han ve Hakanları ve bunlar yanında Gazneli Mahmut’un Hindistan Seferi, Malazgirt Savaşıyla Anadolu’nun kapılarını Türklere açıp oranın Türkleşmesini ve İslâmlaşmasını sağlayan ve ayrıca Anadolu’da Haçlılara karşı yıllar süren savaşları ve buralarda kazandıkları zaferleri ve Osmanlı Sultanlarının İslâm Tarihinin altın sayfalarını süsleyen bir İstanbul’un Fethi, bir Kosova, bir Niğbolu, bir Pilevne, bir Çanakkale ve bir Sakarya harbi ki, bunlar Kuran-ı Kerimde zikri geçen Bedir, Uhud, Hendek v.s harplere eşdeğer harplerdir.

Hz. Peygamber ve ashabı bu sırra mazhar ve Mekke’yi fethettikleri gibi, bir Karahanlılar devrinde Kaşgar, Selçuklular döneminde Malazgirt ve Osmanlılar döneminde Edirne ve İstanbul, Müslüman Türkler tarafından fethedilmiş ve onlarda bu büyük Kuran sırrına da mazhar olmuştur. Bunların hepsi Kuran-Kerime göre bir Feth-i Mübin diler. Bu bakımdan Oğuz Han, Buğra Han, Alp Arslan, Sultan Fatih’te Hz. Peygambere ilk defa açılan bu kapıdan girmişler ve bir büyük makama mazhar ve bu Kuran ayetlerinin muhatabı olmuşlardır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed birçok hadislerinde Türkleri İslâm’ın yüz akı bir millet olarak görmüş, çok büyük bir iltifat ve teveccühlerde bulunmuştur. Maide suresinin 54.ayetinde; “Allah (c.c)’ın Türk Milletini çok sevdiği gibi, Türk Milletinin Allah’u Teâla’yı çok derin bir muhabbetle sevdikleri, onların korkmadan çekinmeden Allah yolunda cihad ettiklerini beyan buyurmuştur.”

Görüldüğü gibi, Cenab-ı Hak, bu mübarek Kuran ayeti ile koca bir İslâm dünyasına hitap etmiş ve dil, din, etnik kimlik ve renk bakımından farklı bütün Müslümanların, nerede olursa olsunlar her türlü taassuptan ve etnik şövenizm den uzak ve sadece Allah rızası için Müslüman Türk Milletini sevmeleri ve ona gerçek manada muhabbet göstermelerini emretmiştir.

Cenab- Hakkın, böylesine çok sevdiği bir kavim ve milleti, bütün Müslümanların sevmesi şüphesiz dini bir vecibe ve bir TANRI BUYRUĞU’dur.

Hakikatleri keşfeden birçok İslâm Âlimi Allah’ın sevgili kulaları, Anadolu evliyaları, hem kalp ve hem de kalpleri ile Müslüman Türk Milletini sevmede bir yarış içerisinde olmuşlar ve kalplerinin derinliklerinden kopup gelen bu güzel duyguları bir imân gözlüğü ile açıklamışlardır.

Bunlardan Seyyid Abdü’l-Hakim Arvasî, “Ben bir Seyidim! Yani bu demektir ki Türk değilim, ama yeryüzünde bütün Türkler silinse üç Türk kalsa biri ben olurdum. İki Türk kalsa yine biri ben olurdum. Son Türk kalsa da o yine ben olurdum. Çünkü Türkler olmasa bugünkü manada İslâmiyet olmazdı.” demiştir.

Bunun gibi Müslüman Türk’ü sevmede B.S. Nursi de,Seyyid Arvasi’den hiçte geri kalmamıştır. O da, “Ben bu ilahi beyan karşısında düşündüm, bu kavmin bin yıldan beri Alem-i İslâm’ın bayraktarlığını yapan Türk Milleti olduğunu anladım. Türk Milletine çok büyük bir sevgi ve muhabbet duydum. Bu bakımdan değil Said, belki bütün Ehl-i Hakikat Türk’ü Tahsin eder (Onu sever), Türk’e dost olur.” demiştir.

Türk Milletini sevmek hiçbir zaman ırkçılık değildir. İslâm’ın yüce gayesine hizmet etmiş olan böyle bir milleti aşağılamak, onu küçümsemek, onu silmek ve hele şu Ermeni Tehciri’nin yapıldığı 100’cü yılı dönümünde TV’lere çıkıp “Türkler soykırım yaptı.” diye açıklama yapan şom ağızlıları ve onları konuşturanları Allah’ın huzurunda lanetliyorum. Bunlara göz yuman Müslümanların Müslümanlığından da şüphe ediyorum.

 

Allah bu Müslüman Türk Milletinin yâr ve yardımcısı olsun!