"Yazar olmak isteyenlerin edebiyatı edebiyle yapmasıdır"

Karadeniz Teknik Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğrencisi ve Yazar Şair Yunus Emre Bolat“ Yazar olmak isteyenlerin edebiyatı edebiyle yapmasıdır”

 

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz? 

            YUNUS  EMRE  BOLAT- Cevap: Tabii ki tanıtayım. Ailem Artvin'den Tokat'ın Niksar ilçesine gelmiş ve daha sonradan Erbaa'ya yerleşmiştir. Ben de 1994 yılında Tokat'ın Erbaa ilçesinde dünyaya gelmişim. Çocukluğumu hemen hemen her çocuk gibi mahalle oyunlarıyla geçirdim. Çocukken okula başlamadan önce harfleri ezberlemiştim ve biraz okuma yazmam vardı. Okula da aşırı derece hevesliydim. Bu nedenle okula başladığımda pek zorluk çekmedim. İlköğrenimimi 2008 yılında Erbaa'da Hüseyin Özdilek İlköğretim Okulu'nda tamamladım. İlköğretim aşamasında üzerimde çok emeği olan Asiye Coşkun hocamın adını zikretmem gerekir. Bugün ilmî yönden çoğu başarımı, hocamın yönlendirmelerine borçluyum. Aynı zamanda Türkçe öğretmenim Yavuz Eryılmaz'ın da üzerimde edebî yönden çok emeği vardır.  

            İlköğretimden sonra Erbaa'da Yılmaz Kayalar Anadolu Lisesi'ne başladım. Lise dönemimde sosyal bilimler alanında eğitim aldım. İlmî ve edebî yönüme çok büyük katkıları olan Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerim Yalçın Ünlü ve Sevda Behzat'a ne kadar teşekkür etsem azdır. Kendileri beni Türk dili ve edebiyatı alanına yönlendiren, kalemimi destekleyen "gerçek" eğitimcilerdir. Aynı zamanda kültürel ve ahlâkî değerlerimize çok büyük katkıları olan Orhan Yaylacı hocamızın da ismini zikretmeliyim. Üzerimde emeği olan insanları hayatımın hiçbir aşamasında unutmamaya ve yeri geldiğinde isimlerini zikretmeye önem veriyorum. Lisede müzik ve edebiyatla ilgili birçok etkinliklerde yer aldım. Edebî yarışmalara katılarak okuluma birçok kez başarı getirdim. Aynı zamanda okulumuzdaki Kültür-Edebiyat kulübünde etkin olarak görev aldım.

            Liseden mezun olduğum 2012 senesinde Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne başladım. Hayallerimdeki mesleğe böylece bir adım daha yaklaştım. Üniversite çağımda çok değerli akademisyenlerden ders aldım. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Hayatımın dönüm noktalarından birisi ise Doç. Dr. Özer Şenödeyici ile tanışmam olmuştu. Kendisi benim üstadım oldu. Karanlık gördüğüm her yola ışık tuttu. Buradan kendisine çok teşekkür ediyorum.            

            Üniversite çağımda elimden geldiği kadar kültür ve sanat faaliyetlerinde yer aldım. Okulumuz bünyesinde Doç. Dr. Özer Şenödeyici tarafından kurulan Bengütaş Duvar Gazetesi'nin bugün editörlüğünü yürütmekteyim. Aynı zamanda okulda Türk halkbilimine ilgi duyan öğrencilerce "Türk Halkbilimi Günleri" adlı altında etkinlikler oluşturmaktayız. Alanımla ilgili oluşturulan sempozyumlara, yazdığım bildirilerle katkıda bulunmaktayım. Şu an aynı bölümde lisans eğitimime devam ediyorum.

            Eğitim hayatım dışında müzik ve bilişim alanında çalışmalar yürütmekteyim. Kendi bestelerimi yapmakta ve bağlama, piyano başta olmak üzere çeşitli enstrümanları çalmaktayım. Aynı zamanda web tasarım ve bilişim hizmetleriyle beraber, reklam sektöründe de kendi sanal kurumumla yer almaktayım.

            SORU- Neden Edebiyat? Edebiyata ilginiz ne zaman başladı? Neden Trabzon Üniversitesi? Bu okulu tercih etmeden önce ve şu an duygularınız arasında ne farklar var?        

            YUNUS  EMRE BOLAT-  Edebiyat benim her zaman ilgi duyduğum bir alandı. Beni bu alana yönlendiren, yukarıda da isimlerini zikrettiğim edebiyat öğretmenlerim oldu. Kendimde de bu bölüme karşı her zaman bir heves ve yatkınlık vardı. Allah'a şükürler olsun ki nasip oldu ve bu bölümde çok değerli hocalardan ders alıyorum. Öncesini ve sonrasını söyleyecek olursam, bölüme başlamadan önce daha yüzeysel bir eğitim alacağımızı düşündüm. Başladıktan sonra gördüm ki aslında çok daha derinlemesine bir eğitim alıyoruz. Bu, edebiyat okuyan herkes için çok güzel bir şans. Hangi bölüm olursa olsun, alanınızda gördüğünüz eğitimin tarihini, gelişimini ve bugünkü durumunu bilmek zorundasınız. Bizlere de bu detaylı olarak verilmektedir. Yani ben bölümümde beklediğimden daha fazlasını buldum ve hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramadım. Beni memnun etmeyen olaylarla karşılaşmadım. İstekli geldim ve şu an bu bölümde eğitim almaktan çok memnunum. Bu bölümü okumak isteyen genç arkadaşlarıma bir tavsiyem var: Dile ve edebiyata kesinlikle ilginizin olması gerekir. Bazı bölümler vardır, ilgi alanınızda değildir ve siz ataması, kazandığı para vb. unsurları göz önünde bulundurarak tercih eder veya etmezsiniz. Yalnız Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü okumak istiyorsanız, öncelikle kendinize sevip sevmediğinizi, ilgi duyup duymadığınızı sorun.

            SORU- bize ailenizden bahseder misiniz? Anne ve babanız ne iş yapar? Kardeşleriniz nerede okur? Onların sizin bu çabalarınıza bakış açısı nasıldır?

            YUNUS  EMRE BOLAT-  Biz beş kişilik bir aileyiz. Babam memleketimiz Tokat Erbaa'da müteahhitlik yapmaktadır; annem de ev hanımıdır. İlk evlat benim. Benden bir küçük olan kardeşim Yasin, benim gibi müziğe ilgi duymakta ve şu an müzik öğretmenliği bölümünde okumak için eğitim almaktadır. En küçük kardeşim Erdem ise, Hüseyin Özdilek Ortaokulu'nda 7. sınıfta okumaktadır. O da ilerde hukukçu olmak istiyor. Ailede memleketimiz dışında olan tek kişi benim. Ailem -gerek anne babam olsun, gerekse kardeşlerim olsun- beni daima desteklemişlerdir. Söz konusu eğitim olduğunda, ailem hiçbir masraftan, sıkıntıdan rahatsızlık duymamıştır. Edebiyata, müziğe ve bilişime olan ilgime hiçbir zaman karşı çıkılmadı. Emeklerini hiçbir zaman ödeyemeyeceğim aileme, beni bu yaşlara getiren anneme babama çok teşekkür ediyorum.

            SORU-  Yazmaya başlama hikâyenizden bahseder misiniz? 

            YUNUS  EMRE BOLAT-  Yazma serüvenim Hüseyin Özdilek İlköğretim Okulu'nda okurken başladı. Erbaa Belediyesi tarafından her sene ilçe çapında düzenlenen Kütüphaneler Haftası Şiir Yarışması etkinliğine Türkçe öğretmenim Yavuz Eryılmaz'ın beni yönlendirmesiyle katıldım. "Kitap Sevdası" adlı şiirimle ilçede şiir dalında birinci oldum. Bu bana cesaret verdi. Daha sonra şiire, denemeye yönelişlerim sürekli devam etti. Lisede de ilçemiz çapında düzenlenen birçok yarışmaya katılarak okuluma birçok başarı getirdim. Lise dönemimde şiir yazmayı sürdürdüm ve ilk kitabımda yayınlanan şiirlerimin çoğu, bu dönemlerde kaleme alınmıştır.

            Üniversiteye geçtiğim yıllarda kalemim daha da güçlendi. Mutluluğum Sende Saklı (Anı), Beyaz Teller (Hikâye) ve Sevdama Dair (Şiir) adlı üç kitap kaleme aldım. Bu kitaplarımdan Sevdama Dair, 2014 Haziran ayında Gece Kitaplığı yayınları arasında çıktı. Kitapta çoğu lise dönemimde kaleme alınmış ilk şiirlerim bulunmakta. Benim bir nevi çıraklık eserim diyebilirim. Kitabımın yayınlanmasına üstadım Doç. Dr. Özer Şenödeyici vesile oldu. Kitabımın ön sözünde de bahsettiğim gibi: Benim çabalarımı gören, çalışmalarımı dikkate alan, edebiyat denizindeki çırpınışlarımı fark ederek beni boğulmaktan kurtarıp suyun yüzeyine çıkaran, bana yol göstericilik yapan, edebiyat alanında birikim sahibi olmama katkıda bulunan, elinizde bulunan bu kitabın yayınlanmasına vesile olan ve daha sayılamayacak kadar üzerimde emeği olan çok değerli ve saygıdeğer hocam Doç. Dr. Özer Şenödeyici’ye ayrıca çok büyük bir teşekkür borçluyum. Kim bir eser vücuda getirmeye kalkışsa, karşısına hocam Özer Şenödeyici gibi bir yol göstericinin çıkmasını temenni etmekteyim.

            SORU- Edebiyatın hayatta sizlere ne gibi faydaları oluyor? Edebiyat hayatta bir öğrenci olarak size ne katıyor?              

            YUNUS  EMRE  BOLAT-  Elbette edebiyat hayatımın çoğu yönündeki hareketlerimi, davranışlarımı, düşüncelerimi ve kararlarımı etkiliyor. İnsanın üzerine yoğunlaştığı mevzu, bir noktadan sonra o kişinin hayatı olur. Benim girişkenliğim, biraz da düşünce yapımın hareketli olmasından ötürüdür. Ben boş durmayı seven birisi değilim. Sürekli bir şeylerle uğraşmayı, başkalarına ve bana yararlı olan ne varsa ilgilenmeyi severim. Bir şekilde kendimde cesaret toplayamadığım her işten de çekinirim aynı zamanda. Yani girişken olacağım mevzular kafamda daha önceden bellidir. Her konu için aynı şeyi söylemek elbette mümkün olmayacaktır. İnsan hayatını daima dolu dolu yaşamalı, kendine ve insanlığa faydalı olmayı hedeflemelidir.

            SORU- Şu anda yazmayı planladığınız   çalışmalarınız neler?

            YUNUS EMRE  BOLAT-  Yazmayı planladığım iki eser var. Uzun zamandır bu iki eser üzerine yoğunlaştım ve onlarla ilgileniyorum. Bu eserlerden birisi edebî, diğeri ise akademiktir. İlk planım bir hikâye kitabı vücuda getirmek. Daha önceden yazdığım ve şimdi yazmaya devam ettiğim hikâyelerle bir kitap hazırlamayı düşünüyorum. Umarım en kısa zamanda bu eseri tamamlarım. Aynı zamanda yaklaşık bir yıldır üzerinde çalıştığım akademik bir eser var. Bu eser ise Erbaa yöresindeki halk inanışları ve halk kültürüyle ilgidir. Bu konuda kaleme alınmış, yayınlanmış eserler var. Biz bu eserlerin eksik bırakılan yönlerini tamamlayarak daha derin mevzulara değineceğiz. Nasip olursa bu eserimi de en kısa zamanda tamamlayacağım.

            SORU- Sevdiğiniz ve ilham aldığınız yazarlar kimler yerli ve yabancı? Hangi kaynaklardan besleniyorsunuz yazarken? 

            YUNUS EMRE  BOLAT-  Sevdiğim yazar ve şairleri sayarken akademik çalışmalar yapmış yazarlara da yer vermek istiyorum. Hüseyin Nihâl Atsız, Orhan Şaik Gökyay, Mehmet Akif Ersoy, Mehmet Kaplan, Fuad Köprülü,  Cengiz Aytmatov, Ziya Gökalp, Cemal Süreya, Yavuz Bülent Bakiler, Peyami Safa, Özer Şenödeyici, Banu Avar, Nurullah Çetin ve adını belki de zikretmeyi unuttuğum severek okuduğum birçok yazar ve şair var. Özellikle günümüzdeki isimleri saymak mümkün değildir. Kaynağım ise sevdiğim yazar ve şairlerin üzerimdeki etkileri, düşüncelerim, hayallerim ve en önemlisi kapsamlısı olarak hayatın kendisidir.

            SORU- Gençler kitap okumuyor ama yazmayı seviyor ve hemen kitap çıkarmak için çabalıyorlar. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?

            YUNUS  EMRE BOLAT-  Ülkemizin okuma ortalaması gerçekten çok düşük. Dediğiniz gibi gençler arasında da kitaplara olan ilginin azlığı acı bir gerçek. Bu durumda okumadan, okumayı sevmeden yazmak isteyen, kitap çıkarmak isteyen gençlerden bahsediyorsunuz. Aslında bu konuda pek söz sahibi olduğumu düşünmüyorum; çünkü ben de yeterince pişmiş bir insan değilim. Yalnız şunu söyleyebilirim ki yazmak için okumak ve yaşamak gerekir. Bu ikisi olmadan iyi yazabilmek pek mümkün değildir. Asla kaleme aldığım eserler için "iyi" iddiasında bulunmadım; ama okumadan, yaşamadan da yazmadım. Bu nedenle okumanın, yazmak için çok önemli bir faaliyet olduğunu söyleyebilirim. Bağdatlı Rûhî'nin, bahsettiğiniz konu hakkında da bir beyini sizlerle paylaşmak istiyorum:

Gör zâhidi kim sahib-i irşâd olayım der

Dün mektebe vardı bugün üstâd olayım der

            SORU-Edebiyat alanında nerelere  gelmek istersiniz? Neden?

            YUNUS EMRE BOLAT-  Edebiyatta gelmek istediğim sanatsal ve akademik yönde son bir noktam yok. Benim için uçsuz bucaksız bir denizdir. Önemli olan bu denizde boğulmadan yüzebilmektir. Tabii ki bu denizde yüzmek kolay değildir. Bazı yardımlara ihtiyacınız olacaktır. Eğer gerçekten güzel yüzebiliyorsanız, suyun yüzeyinde yaşamaya devam edersiniz. Aksi takdirde ise boğulursunuz. Benim de amacım yüzebilmek, suyun üzerinde durabilmek. Herhangi bir kıyıya varmak gibi bir amacım yok; çünkü benim için başarının bir üst sınırı yok. Akademik yönden düşünecek olursak, ben öncelikle bir lisede öğretmen olmak istiyorum. Öğretmenliğim süresince de nasip olursa lisansüstü eğitim almayı istiyorum. Türk Halk Edebiyatı anabilim dalında yüksek lisans ve doktora eğitimi alarak, akademik camiaya katılmak, iyi bir Türkolog olmak istiyorum. Artık Rabbim bize neyi nasip ederse onu yaşayacağız.

            SORU- İyi bir yazar ve Edebiyatçı olmak isteyenlere neler önereceksiniz? 

            YUNUS  EMRE BOLAT-  Ben kendimi çok yüksek yerlerde görmediğim için aslında bu konuda da pek söz sahibi olduğumu düşünmüyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi, okumak ve yaşamak gerekir. Bu ikisi yazma işlevinin bence olmazsa olmazıdır. Yalnız yaşamak, takdir edersiniz ki nefes almaktan ibaret değildir. Bir de ben, içerisinde edep barındırmayan hiçbir metne itibar etmem. Benim tavsiyem, yazar olmak isteyenlerin edebiyatı edebiyle yapmasıdır. Bu sözüm bazı kesimlerce eleştirilecektir belki; ama toplumu yanlışa yönlendiren, gençleri kötüye yönelten hiçbir metin, edebî metin değildir. Aynı zamanda aceleci davranmamak, düşünmek ve çalışmak gerekir. Bence sanat ilham meselesinden ziyade düşünme ve çok çalışmanın ürünüdür.