Bu ülkede doğruyu savunmak O kadar zor hale geldi ki!

Ülke yanlış ile doğrunun harman edildiği bir duruma getirildi. Ayırt edebilene aşk olsun! Aslında doğrulara erişmek o kadar da zor değil; ama bunun da bir bedeli var. İşte esas mesele orada… Doğrulara eriştikçe yanlış giden her şey iyot gibi açığa çıkıyor.

Yunus Emre’nin dediği gibi: “Doğruya varmayınca, mürşide ermeyince, hak nasip etmeyince, sen derviş olamazsın, sen hakkı bulamazsın.”

Doğru olmanın doğru kalmanın gerçekten zor olduğu bir dönemden geçtiğimizin bilincindeyiz ama doğruluğun her zaman kârlı bir iş olduğunu, hem bu dünyada hem de ahirette karşılığının alınacağını unutmamak gerekir.

Velhasıl doğru olmak, doğru kalmak ve doğruyu savunmak o kadar zor ki!

Bu ülkede:

Onlarca ada ve adacık Yunanlılar tarafından işgal edilip karakollar yapılıyor, buralara Yunan bayrağı çekiliyor ve Türk uçakları taciz edilip karasuların ihlalleri yapılıyor, hükümette ses seda yok! Hesap veren yok!

“Çözüm süreci” dediler; PKK ne silah bıraktı ve ne de eylemlerini sona erdirdi. Hükümet  “çözüm süreci devam etsin.” diyor. Kandil ve İmralı bunun tersini söylüyor. PKK öldürmeye devam ederken gerçekler-doğrular halktan saklanıyor.

Reisicumhur yıllarca bu ülkede “Kürt sorunu var.” dedi. Hatta Türk halkını 36 etnik parçaya bölerek halkı gruplaştırdı. Şimdi çıkmış “Kürt sorunu yok.” diyor.

Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Ankara Belediye Başkanı, Ankara’yı parsel parsel sattı. Plan değişikliği yaptı. Son yerel seçimi Fethullahçıların kucağında kazandı. Şu 12 yıllık dönemde israf çok arttı. İsraf önlenemedi, eğer önlenebilseydi vergi almaya gerek kalmazdı.” diye itirafta bulunuyor. Bu suçlamaları araştıracak ne savcı var, ne de hâkim var! Hiç kimseden ses yok ve hesap soran da yok!

Ağrı’da PKK eylem yapıyor ve köylüler seçim için tehdit ediliyor. Askerler vuruluyor, PKK militanları öldürülüyor bu konuda Genel Kurmayın açıklamaları ile Hükümetin açıklamaları çelişiyor. HDP ayrı telden çalıyor ve o daha garip açıklama yapıyor. Halktan doğrular saklanıyor.

Türk düşmanı Papa, Türkiye’ye davet ediliyor. Ak-Saray’da Müslümanların parasıyla yedirilip-içirilip taltif ediliyor. Ülkesine döndüğünde “1915’deki olayları “Soykırım” olarak açıklıyor. Bunu da bütün Hıristiyan dünyasına açıklıyor. Bunun üzerine AP Parlamentosu da bu şenliğe katılıyor. Kardeşim, misafir ettiğinizde bu şom ağızlı Papaz’la bu Tehcir olayını konuşmadınız mı? Siz de mi bu “Soykırım” olayına ortaksınız?

AB’den sorumlu Bakan Volkan Bozkır, Ermenilerin Kilise’de 1915’de yapılan Tehcir olayının yüzüncü yıl dönümü dolayısıyla yaptıkları ayine katılıyor ve orada yaptığı konuşmada, “Üzüntülerinizi anlıyoruz, buna ortak olmak istiyoruz…” gibi açıklamalarda bulunuyor. Binlerce katledilen Müslüman Türk’ü hatırlayan yok.  Başbakan ve Reisicumhur da aynı doğrultuda açıklama yapıyor. Bunlar hangi ülkenin yetkilileri…

Doğru olabilmek, doğru kalabilmek ve doğruları söyleyebilmek gerçekten zor bir iş; onun için Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.s), “Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarını hakkıyla görür.” şeklindeki  “Hûd suresi Beni kocattı” buyurmuştur. Demek ki doğru olmak ve doğru kalabilmek zor!

Doğruluk sözde değil özde olmalıdır. Doğruluktan bahseden çok ama doğru olan maalesef gayet azdır.

Doğru olan ve doğru davrananlar hakkında Yüce Allah’ın çok büyük müjdeleri vardır. “Rabbimiz Allah’tır deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara melekler gelerek, ‘Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin. Biz, dünya hayatında da ahirette de sizlere dostuz. Esirgeyip bağışlayan Allah’ın ikramı olarak (cennette) canınızın çektiği ve dilediğiniz her şey sizindir.’ derler.”(Fussilet suresi/30–32)

“Allah’ın dostları için ne korku ne de hüzün vardır”. (Yunus suresi/62)

Birçok Ayet-i Kerimede iyilik edenler cennete ve kötülük edenler cehenneme gider der, yalancılık yoldan çıkmaya sürükler.

Hele yetkili ve etkili makamda olanların yalancı ve ikiyüzlü olmaları ise ülkeyi daha kötü durumlara sokar. Bugün olduğu gibi… Yalnızlaşan ve bölünme eşiğine gelen, sözü dinlenemeyen bir Türkiye ile karşı karşıyayız.

Değerli kardeşlerim, doğru olmak doğru kazanmak zor gibi görünüyor ama sonunda cennet ve Allah’ın rızasının olduğu bir netice için geçici dünyada zorluklara katlanmamız, Allah’ın rızasını her şeyin üzerinde görmemiz gerekmektedir.

Allah, riyakâr ve iki yülü olanlardan değil, sözünde duran ve yalan söylemeyenlerden eylesin!

Ne mutlu doğru olanlara ve doğru kalanlara…

Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerim. Nur içinde yatsınlar! Ruhları şad olsun!

Allah Müslüman Türk Milletini her türlü tehlikelerden korusun!