KİMİN BAYRAMI?

KİMİN BAYRAMI?

 

Yarın 1 Mayıs İşçi Bayramı (!)

 

Doğrusu bayram deyince, bizim yaşımızdaki insanlar,  Ramazan Ve Kurban Bayramını hatırlar. O bayramlarda; aksakalı dedelerin,  gül yüzlü ninelerin dizlerinin dibinde zaman ötesi yolculuklar yaparak, Kaf Dağının incilerini devşirirdik. Böylesine bir mutluluğu hangi bayram verebilir acaba? 

             Annemizin kollarından, okullu olduğumuzda, en çok sevdiğimiz bayram, hiç şüphesiz 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıydı. O rengârenk kıyafetlerin ve bin bir güzelliğin sergilendiği bayramı, gerçekten kimsenin unutması mümkün değil… Hâlâ öyle… Çocuklara “23 Nisan” dendiği zaman gözlerinin içi gülüyor.  Hepsi kıpır kıpır oluyor…

            19 Mayıs bayramları, bizi delikanlılık çağına götürüyor.

          27 Mayıs’ı hiç bayram olarak kutlamadım. Babam adımı Menderes olarak değiştirmek istemiş, nüfus memurları karşı çıkmışlar. Kraldan kralcı kesilmişler, kalemlerini silah gibi kullanarak...

Çocukluğumda 27 Mayıs için tek güzel hatıram: Elime aldığım Rahmetli Menderes’in büyük boy bir fotoğrafını göğsüme yapıştırıp, ilçenin tek caddesinde bir baştan öbür başa kadar “Menderes Ölmedi” diye bağırarak koşmamdır. 

Otuz Ağustosu, yirmi dokuz ekimi hiç anlatmıyorum. Biri zafer, diğeri siyasi bir bayram… Her biri içi sayfalar dolusu güzellikler yazılabilir. Yazılmalıdır da…

Fakat şu 1 Mayıs için ne yazalım? Benim yazabileceğim işçi sınıfının bayramı… Yani daha adıyla bile sınıfsal bir ayrışmayı andıran bir olgunun neresi bayram olabilir ki? Proletarya düzenini dünyaya yayan, bir zamanların Komünist Rusya’sı, bu bayramı Kızıl Meydanda kutluyor. Kızıl Meydan, Milyonlarca masum Rus halkının kanlarının sembolü…

Kanlı bir sembol… Stalin ve onun yardakçıları Komünizmi ikame etmek için tam 40 000 000 Rus halkını katlettiler.

Bunca insanın kanını temizlemek için bayram mı yapılır? Hayır, bu bayram asla bayram olmamalı. Zaten bayram olarak kabul edilmesi de bir baskının sonucu değil mi?  Evet demokrasinin içinde elbette herkesin hakkını alması icap eder. İyi de bu anlayışın demokrasi ile en ufak bir ilgisi yoktur ki? 

1977 yılında Taksim’deki kanlı 1 Mayısı yaşayan biri olarak Bir Mayısların Bayram olarak kutlanmasını asla kabul etmedim. Bundan sonra da etmem.

Bir bayram olacaksa, hele bahar bayramı olacaksa; 7/8 Mayıs Hıdrellez Bahar Bayramı ne güne duruyor?

Katilleri hatırlatan bir günü, bayram olarak kutlamamızı bizden kimse istemesin?

Birliğin, berberliğin, hoşgörünün olduğu güzel günler varken ne diye mili değerlerimizle en ufak bir ilgisi olmayan bir bayram diye kutlayalım…

Dedim ya, bizim bayramlarımız, aksakalı dedelerimizin, gül yüzlü ninelerimizin dizinin dibinde Kaf Dağının güzelliklerini devşirdiğimiz bayramlardır…    

 

                                                                                  Mehmet Emin ULU