Kârını Zararını Bilen Oğlum

Canım oğlum,

Kâr ve Zararı bilmenin çok zaman muhasebecilerin, iktisatçıların, maliyecilerin işi olduğu zannedilir ama kâr ve zararı bilmek, bu dünyada yaşamasını bilen insanın işidir. Kârını ve zararını bilen insanlar ne kimseye muhtaç olur, ne de sıkıntı çekerler. Bu kâr ve zarar sadece maddi anlamda değil, manevi anlamda da önemlidir. Hatta arkadaşlıkta bile kâr zararı bilmek insana geniş ufuklar açar ve insanın olgunlaşmasını sağlayarak, O’nun gelecek nesillerini de garanti altına almasını sağlar. Sana bu mektubumda da onu anlatayım dedim.

Canım oğlum,

Ben de hayatımda kârımı zararımı iyi hesap ettim. Kimileri mal biriktirmeyi başarı saydıysa ben ise kimseye muhtaç olmayacak konuma gelmeyi ve başkalarına yük olmamayı kâr saydım. Başkalarının kıskançlıklarını kazandım ama onlar kıskandıkça bizlere zarar veremediler ve sadece bizi anlamamış insan olmak ve kıskanan insan olarak tanınmakla kaldılar. Hatta başkalarının sorumluluklarını bile bizlere yüklemeye kalktılar ama ben kârımı zararımı bildiğim için başkalarının sorumluluklarını asla almak istemedim. Çok sorumluluk taşıyıp da, başkalarının sorumluklarını da kendi üzerine alarak,  insan kendisini yıpratacak yerde sadece kendi sorumluluklarını iyi yaparsa hayat her kesime ve topluma güzel gelir.

Canım oğlum,

Bazı insanlar vardır. Kendi asli sorumluluklarını yapamazken, başkalarının sorumluluklarını da almak isterler. Mesela engelli oğlu olup da O’nun iş sahibi olmasını sağlayamayan anne ve baba, kızları ile evlenmiş ama iş güç sahibi olmayan, serseri damada iş aramaktaysa bu acaba sorumluluk mu olur? Engelli çocuklarına güzel bir gelecek hazırlamak için çaba harcasalar daha iyi olmaz mı? İşte böyle sorumlulukları bilmek de insanın karını zararını iyi bilmesini gerektirir.

Canım oğlum,

Senin da asli sorumluluğun anne ve babana sevgi ve saygını göstermek dışında okulunda senden beklenen başarıyı göstermen, sonrasında hobilerin varsa onları yapman ve arkadaşlarınla seviyeli oyunlar, zamanına dikkat etmek şartı ile güzellikler yaşaman senin sorumlulukların. Mesela okulda başarın düşükken senin futbol oynamaya kalkman veya anne ve babana saygı göstermezken başkalarına arkadaşlarına çok zaman ayırman da senin kârını zararını bilmediğin anlamına gelmez mi? İşte insanlar böyle kârı ve zararı bilmediklerinden güzel dünyamızı hem kendilerine hem de yakınlarına çekilmez hale getirirler.

Canım oğlum,

İnsan kazandığından çok harcarsa borç olur. Kazandığının hepsini değil de sadece bir kısmını harcarlarsa o zaman tasarruf etmiş olurlar ve bu da maddi anlamda sıkıntı çekmemelerine sebep olur. Her tasarruf eden insanda tabii ki mutlu olmaz. İnsan sadece maddeden ibaret olmadığından manevi yaşamını güçlendiremeyen insan da çok zaman manevi sıkıntı çeker. Meddi ve manevi dünyasını dengeye getiremeyen insan da sıkıntıdan kurtulamaz. Kârı zararı bilmek çok insana maddi şeyler çağrıştırsa da bana her zaman manevi şeyler çağrıştırmaktadır.

Canım oğlum,

İşte bu yüzden, sen de görmektesin ki, biz ailece sorumluluklarımızı bildiğimiz için ve maddi şeylerden çok manevi şeylere değer verdiğimiz için mutlu olmasını da bilmekteyiz.  Bence hayat dengesi maddi, manevi ve insani değerlerin dengeye gelmesi ile olur.

Canım oğlum,

İnsanlar maddi şeylere sahip olurken, manevi şeylere de sahip olduklarını iddia ederek, bir davranış biri yaparsa güzel, aynı davranışı öteki yaparken kötü görürse, bu insanın manevi yaşamının da güçlü olduğunu iddia edemeyiz. Bence bu insan da kârı zararı bilmiyor demektir. Çünkü hak hukuk anlayışı yoktur. Hak ve hukuk anlayışı olmayan insan da zaten iyi insan olamaz değil mi ama?

Canım oğlum,

İnsanın hakkı gözetmesi, manevi yaşamının en önemli ögesi olmalı. Manevi yaşam, sadece ibadetlerle değil, insanlara karşı adalet ve hak duygusu ile olur. İnsan inandığı tanrı ile ilişkilerini güçlü tutuyor, buna rağmen çevresinde güçsüz gördüğü, kendini savunamadığına inandıkları engelli, saf ve zavallılara karşı bir baskı dayatma, onu yönetimi altına alma, denetimi altına alma çabasına giriyor ama onun hakkını gözetmiyorsa o insan manevi yaşantıda değil, manevi yaşantısı çökmüş demektir. Zaten yaratıcısı ile ilişkilerinde samimi olan insan, insanlarla ilişkilerinde de yaratıcısının insanları neden zayıf, engelli yarattıklarını görerek, onların hakkını savunur ve onlara gerçek manada değer vererek onların haklarını savunur.

Sevgili oğlum,

Sen de arkadaşlıklarında Hak savunan ve maddi ve manevi kârını zararını bilen insanlarla beraber olursun. Zaten oluyorsun da.

Canım oğlum,

Çok anne ve baba çocuklarına sadece ve sadece mal biriktirmeyi, bir meslek sahibi olmayı öğretmekteler. Haklarının sadece maddi şeylerden ibaret olduğunu aşılamaktalar. Sevmedikleri akrabalarını da, çocuklarına sırf kendilerine maddi şeyler sağlamadıkları için akrabalarından soğuttukları için, çocukları akrabalarını sevemeyen ama ev ve arabaları biriktiren ama bu güzel ev ve arabaları arasında mutsuz olan, suratları asık insanlar olarak çıkarlar. Çünkü haklara dikkat etmezler. Değerler sadece işlerine geldiği zaman değer olur. Bu da onları toplumdan soyutlayan sadece kendisi ve değer verdikleri insanlardan bir dünyada yaşamalarına sebep olur.

Canım oğlum,

Ben ise senin evrensel, insanların haklarına ve değerlerine hiçbir ayrım yapmadan saygı duyan, haklarını arayan ve değerlerini yaşatmaları için onlara destek veren insan olmanı istediğimden sana bunları anlatmaktan büyük zevk almaktayım. Sen ve kardeşin ile arkadaşlarınız değerleri yaşatır ve haklara da saygı göstererek Haklı olana haklarını verirseniz o zaman hayatta insanlara faydalı olmanın ve insanları sevindirmenin ve sevmenin sevincini yaşarsınız. İşte bu değerlerde olan insanların toplumda sevildiğini siyasi partilerde ve sivil toplum örgütlerinde ön planda olduğunu görerek sen de lider olmanın sevincini yaşayacaksın. Sen de zaten lider olmak istemiyor musun? Sana gösterilen bu mektuplardaki güzel bilgileri alarak hayatına uygula işte.

Canım oğlum,

Annem ve babam da çok zaman hakkım yense de benim başkalarının hakkını kesinlikle yememem gerektiğini bana anlattılar. Bu bana hayatım boyunca bir rehber oldu ve belki maddi açıdan zengin insan olmadım ama seni ve kardeşini de bu değerlere bağlı ve aklı başında insanlar olarak yetişmelerini sağlamanın mutluluğunu yaşadım. Hakkım yense de hakkımı aramayı da ihmal etmedim. Çünkü haklar insana mutlaka er veya geç verilecek ve buna inanarak hayatta her zaman değerlerime de sahip çıktım. Bu değerlere sahip olmamdan dolayı benle alay eden çok olsa de ben gene de manevi mutlulukları yaşadım. Benden çok yaşlı olmalarına rağmen bunları fark edemeyenleri görünce asıl zenginin hakları ve değerleri savunanlar olduğunu gördüm. En büyük zenginlikte dünyada güzel isim bırakmaktır.

Canım oğlum,

Kârını zararını bilen insanın babası olmak bana büyük zevk verecek. Senin de haksızlıklara karşı mücadele ettiğini görmek ve değerlerine daha 10’lu yaşlarda bağlı olduğunu görmek beni çok ama çok mutlu etmekte. Bu yüzden seni gerçek manada sevmekteyim. Sana vereceğim gerçek servet de böyle bir yaşantıya sahip olman konusunda destek sağlamak olmalıdır.

Canım oğlum,

Hayatta kâr ve zarar maddi ve manevi olarak beraber değerlendirilmelidir. Unutulan değil hatırlanan insan olmak istemekteysen sen de sadece maddi olarak serveti olan değil, maddi ve manevi dengeyi sağlayarak insanları suçlayan değil, insanları seven ve onlara yardım eden konumda olursan hem sevilen insan olmanın hem de haklar ve değerleri yaşatan insan olmanın sevinci ile bizleri de sevgiyle hatırlarsın.

 

Muhabbetle kucaklamaktayım.