YAŞANASI BİR KENT ESKİŞEHİR...

YAŞANASI BİR KENT ESKİŞEHİR...

Tokat Öğretmen Okulu Mezunları ESKİŞEHİR de...!

Gece boyu suren yolculuktan sonra sabah beş sularında indik Eskişehir'e... Güneş henüz doğmamıştı. Hava soğuktu. Servisle otele geçişimiz kısa sürdü. Otelin giriş kapısındaki TOKAT ÖĞRETMEN OKULU MEZUNLARI yazısı uykumuzu açtı, mutlu etti bizi... Guruplar halinde gelişler başlamıştı.

       Tokat öğretmen okulu mezunları...!

1964-1972 yıllarının arasındaki dönem kuşakları.. Eskişehir buluşmamıza imkanları dahilinde evet demişlerdi. Daha önceleri İzmir, Bursa ve Antalya'dan sonra Eskişehir'e taşımıştık bu birlikteliği.

Öğretmenlik insana özgü bir meslektir. Öğretmen ise toplumun sosyoloğu, psikoloğu, çevre bilimcisi ve kültür taşıyıcısıdır. Bu özelliğini çalıştığı dönemlerde ve emeklilik dönemlerinde de asla kaybetmemelidir öğretmen.

İşte bu noktadan hareketle ülkenin dört bir yanına dağılmış güzel insanlar, arkadaşlarımızla bu amaç için, birlikte gözlemler yapmak için, bize neler yapabiliriz demek için bir araya geldik. Bu yılda Eskişehir dedik.

  Orta Anadolu'nun Marmara Bölgesine açılan kapısı Eskişehir. Ecdadımızın, atalarımızın nal seslerinin yankılandığı, Kurtuluş Savaşının acılarının yaşandığı Mustafa Kemal'in ülkeyi zaferlere taşıdığı bu toprakları gezmeli, görmeliydik. Öyle de oldu. Şehir muhteşem yüzüyle karşıladı bizi.

Bu şehrin bir mucidi olmalıydı mutlaka...

Programımız dahilinde ilk ziyaretimiz öğretmenlerin, öğretmeni Sayın Yılmaz Büyükerşen'e olacaktı. Çünkü şu anda emekliliğini yaşayan bir kuşak onun programları sonucu lisans tamamlamış ve maddi, manevi bir güzellik yaşamıştı.

Diplomalarımızda onun imzasını ve mührünü taşımakta ayrı bir gurur ve onurdu bizler için.

İki yüze yaklaşan kalabalığımızla bizi Büyükşehir Belediyesi Toplantı Salonunda kabul etti. Gülerek salona girişi dostluğun, saygı ve sevginin, samimiyetin en güzel ifadesiydi. Tek tek onlarca kişinin elini tutması, hatır sorması mütevazi oluşu ile örtüşen siyasi yapısını da ortaya koymuştu.

"Yeşilırmak vadisinin selam ve sevgilerini getirdik size..." dediğimde, gözlerindeki ışıltıyı görmek gerekirdi. Tokat'ın onun gönlünde ve gözünde bir başka yeri olduğunu söylemesi bizleri daha da mutlu etti. Yanından ayırmadığı özel kalem müdürü Deniz KAPLAN Tokat'ın çocuğuydu, bu da ayrı bir gurur verdi bizlere. Kısa söyleşilerden sonra toplu resimler vererek ayrıldık.

İkinci ziyaretimiz ise; üç gün boyunca iki otobüsünü emrimize veren gönlü güzel, yüreği güzel, paylaşımcı insan Odunpazarı Belediye Başkanı Sayın Kazım KURT'a oldu... Öğretmenlere hizmet etmenin onur olduğunu söyleyen başkan da tek tek hatır sorarak hoş geldiniz dedi. Orada da bize yardımlarını esirgemeyen Tokat Sevdalısı, Belediye meclis üyesi Tokatlı Zeki UZUN bey de bizimle birlikteydi. Odunpazarı'nın tarihi dokusunu, özelliklerini, güzelliklerini öğrendik. Tarihi konakları gezerken Tokatımın evlerini, konaklarını, tarihini mukayese ettim kendimce.

Üçüncü ziyaretimiz Tepebaşı Belediyesi oldu. Eskişehir'de büyük oluşumlara, gelişmelere, çığır açan insana hizmeti, hakka hizmet bilen bir sistem çalışıyordu.

Görmeliydik...

Orada da toplantı salonuna sığmadık. Balkonlara taştık. Eskişehir gülümseyen başkanların, gülümseyen insanların şehriydi belli ki.

Gülerek salona giren, insanları tek tek kucaklayan, hatır soran genç, dinamik bir başkanla karşılaştık. Sayın Ahmet ATAÇ… Hızlı bir atılım, bitmeyen bir performans ve mütevazi bir duruş… Öğretmenlerden de tam not…

Bizlere izlettiği slayt görüntüleriyle yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır kanaatımız yerine oturdu. Muhteşem çalışanlara imza atılmış bu şehirde.

  Ülkemizde güncelliğini asla yitirmeyen uyuşturucu belası ile mücadelede müzik eğitiminden nasıl yararlandığını, Down Sendromlu yavrularımızın kafelerde, montaj atölyelerinde nasıl çalıştıklarını, onların topluma nasıl kazandırıldıklarını, hazırlanan plan ve projelerin nasıl hayata geçirildiğini gördük.

  • Eskişehir’de çok kapsamlı akıl yürütmenin sonuçlarını gördük.
  • Kentsel tasarımlarını, projeye dönüştürerek hayata geçirmenin mutluluğunu yaşayan bir toplum gördük.
  • Eskişehir’de ‘’Kadın’’ temasının cadde ve sokaklarda öne çıkan, unutulmayan bir güzellik ve özellik olduğunu gördük.
  • Sosyal, kültürel, kentsel ve ekonomik yatırımlarda Eskişehir’in sınır tanımadığını gördük.
  • Eskişehir’de herkesin sorumluluk yüklendiğini, ulaşımda, toplu taşımada araçların değil, yolcuların özgürlüğünü gördük.
  • Planlı büyürken, planlarıyla büyüyen, büyürken de kentsel estetiği, tarihi dokuyu asla bozmayan, içinde yaşayanları biçimlendiren bir kent gördük.
  • İçinde yaşayanlardan aldıklarını, yine içinde yaşayanlara veren, farklılıkları seven, onları koruyan eğitimli bir şehir gördük…

Bize tüm bu güzelliklerin, güzel insanlarla ifade edildiğini anlatan rehberimiz Sayın Erol KARA bizleri Balmumu Müzesine götürdü… Orada duygularımız tavan yaptı… Kimler yoktu ki…!

Porsuk çayının güzellikleri, sazova parkları, Anadolu Üniversitesi kampüsü, hanlar, arastalar. Yaşamanın, gezmenin bu denli eğitici öğretici olduğuna da inandım böylece.

Bu gezilerimizde bizlerin sorularına sabırla cevap veren, sevecen yüreğiyle yanımızda olan Tur rehberi Sayın Erol KARA’ya, Odunpazarı Belediyesinin Turizm tanıtma görevlisi Egemen YAĞCIOĞLU ve Cihangir UĞRAŞ’a sevgilerimiz ve teşekkürlerimizi iletiyoruz…

Ve diyorum ki;

Eskişehir’in porsuk çayı varsa, bizim de çağıl çağıl akışan YEŞİLIRMAK sevdaız var. üzerinden altı medeniyet geçmiş tarihimiz var. Dağlarımız, ovalarımız var. Görevinde yeni, genç ve dinamik Tokat’ın bağrından çıkan Belediye Başkanımız var. Bizler umutluyuz. Henüz ayağa kalkıp yürüyebilme çabasındayız.

Tokat’ta güzel şeyler oluyor, olmalıdır da diye düşünüyorum. Herkes elini taşın altına koymalı ki rüya şehir olalım. Çünkü Tokat coğrafi konumuyla bu potansiyeli saklıyor özünde.

Eskişehir, kırsal, çorak topraklardan dünya standartlarında bir şehir olabilmişse, her güzelliğe sahip Tokat, neden çağdaş yaşanılır bir şehir olmasın ki.?

Biz Tokat şehrine mecburuz…

Doğduğum, doyduğum, ara sıra gönül koyduğum şehir, seni seviyorum.!

 

                                                                                                            Esen Kalın.