Millet Bu Kafalardan Çok Çekti

Çok akıllı bir maliye bakanımız var. Devletin beş kuruşunu kimseye yedirmiyor. Tasarrufu teşvik ediyor. Fakiri, fukarayı ve emekliyi düşünen, kul hakkı yemeyen ve yedirmeyen Avrupa’da iyi yetişmiş ilim sahibi birisidir.

Muhalefet partileri emekliye her bayram için iki maaş tutarında ikramiye vereceğini, asgari ücretin 1400 TL,1500 TL olacağını; köylüye mazotun vergisiz 1,5 TL,1,75 TL’den verileceğini ve sefaletin sona ereceğini söylüyorlar o çıkmış “nereden bulup vereceksiniz?” diyor.

Millet bu kafalardan çok çekti. Millet adeta sömürülüyor. Milleti düşünen yok. Devletin kesesinden özel TV kanalları satın alındı ve parası hala ödenmedi. Milletin anasına ve avradına söven iş adamının ve bunun gibi onlarcasının 400 milyonun üzerinde ki vergi borçları bir kalemde silinirken para vardı da şimdi mi yok?  60 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı, buradan gelen paralar nerelere harcandı? Belli değil… İşletmelerin birçoğu kapatıldı. Tokat Sigara Fabrikası gibi… Yerleri satanın elinde kaldı. Halka nasıl söz verilmişti? “Satılan işletmelerin yerlerine yenileri yapılacak.” Ama yerlerine bir çivi dahi çakılmadı.

Nerelere harcandığı belli olmayan Reisicumhur ve Başbakanın örtülü ödenekleri önceki yıllara göre 4–5 kat artırıldı. Harcamaları da SAYIŞTAY denetiminden çıkarıldı. AK-SARAY’ a ne kadar para harcandı. Maliye Bakanı bunlardan hesap sordu mu?

Yeniçağ’da Hasan Demir:

“Edirne’de çiftçilerden yüksek bedellerle ‘gizli bir el’ tarlaları satın alınıyormuş. Bu ‘gizli el’ önce devlet arazilerini satın almış ve sonra da çiftçiye yönelmiş. Denildiğine göre bu gizli el devasa araziler almış. Bu toprakları toplaya gizli el kim?

Malum, AKP’nin çılgın projelerinden biride ‘Kanal İstanbul’. Bu toprakları toplayan bu gizli elden Devletin haberi olduğuna göre, AKP’li.

1970’li yıllarda taksilerine doldurdukları melamin tabakları köylülere verip ellerinden bakır kapları alan ve yine köylülerin kıytırık fabrika halılarını kakalayıp kök boya ile boyanmış yüz yıllık, ikiyüz yıllık halıları toplayan uyanıkları hatırlıyorum. Misafirperver Türk köylüsü kendilerini kazıklayan o insanlara yağ, yoğurt, yumurta ikram eder, karınlarını doyururlardı. Onlarda itimat sağlamak için su ister, abdest alır, namaz kılardı. Aldanan da aldatan da halinden memnun birbirlerine dua ederlerdi.

Bu ülke de o kadar ‘gizli el’ var ki…

Emekli açım diyor, esnaf kepenk kapatıyor, dul perişan halde, gençler üniversite bitirmiş, işsiz geziyor. Erdoğan “Kâbe” diyor, “Kur’ân” diyor, “İmâm Hatip” diyor, “Başörtüsü” diyor. Tek laf söylemediği “milletin cebindeki gizli el”. Söylese bile “gizli ellerden bir el olan” bankalar için söylüyor, onu da “gizli el”in lehine söylüyor. “Kredi kartı borçlarını ödeyin, yoksa çamaşırlarınızı satar yine alırlar…”

İyi de, bu milleti bu gizli ellerin eline sizin ekonomi uygulamalarınız atmadımı? Sizin döneminiz değil mi icra dosyalarındaki yüzde 800-900’lük artışlar ve sizler değil misiniz? Adliye sarayı ve cezaevi yapmakla övünenler… Kur’ân, Başörtüsü ve Allah diye diye ülkeyi ne hale getirdiğinizi sizler de biliyorsunuz ki, “Siyasetçilerin mal varlığında şeffaflıkta ısrar ederseniz, AKP için İl ve İlçe başkanı bile bulamazsınız” itirafında bulundunuz ya da millet uyansın diye Allah (c.c) söyletti. Ha, millet uyandı, uyanmadı, o ayrı mesele. Uyanmayanlarla birlikte uyananlar da bedel ödeyecek, o da bir başka dert.

İstanbul’da bir AKP’li seçmen, seçim çalışmalarında çıkıp R.T Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın yüzüne karşı, “Hırsızlık yapanlar halktan özür dilemeli, bize hırsızları savunuyorsunuz diyorlar” diye bir itirafta bulunuyor...

Mesele Trakya’daki devlet arazi ve köylü topraklarını toplayan “gizli el”den buralara geldi. Asıl mesele bu kadar “Kur’ân” bu kadar “Başörtüsü” bu kadar “Ahlak”tan bahsedilen bir ülkede, bütün bu kötülükler niye geometrik olarak katlanıyor? Niye yöneticisinden halkına kadar, “Helâl haram, ver Allah’ım-Senin kulun yer Allah’ım” hallerine düştük?

Ve aslında bu “gizli el” herkesin malumu “el” değil mi?”