SESSİZ BAHÇELERİN AÇAN GÜLLERİ

Perşembe günü oradaydım. O, sessiz bahçelerin, mahzun bakışların misafiri oldum. Tokat Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 2. Bahar Şenlikleri vardı. Davetli olarak değil, sıradan bir konuk olarak oradaydım. Bu kurumların çalışmalarını oldum olası merak ettiğim için heyecanla izledim şenlikleri. İyi ki de gördüm o güzellikleri.

Bu kurumda insana has, insan yüreğine has, insanlığa dair yapılması gereken tüm güzel şeylerin nasıl yerli yerine oturduğuna şahit oldum.

Her insanın potansiyelinde engelli olabilme olasılığı vardır. İçinde bulunulan şartlar, hayatın acımasızlığını tetiklerken, maddi manevi olgular, fiziksel oluşumlar insan beynini ve ruhunu olumsuz yönde harekete geçirir. Böyle olunca da o insanın dünyası talan olurken, sessiz bahçelerin çıkmazın da, çıkış aramakla geçen bir ömür seni girdabına alır.

Günümüz dünyasında sıkça rastlanan bu oluşumlar çağdaş ülkelerde en aza indirgenmeye çalışılırken, ülkemizde de artık önem kazanmış ve dikkate alınmaya başlanmıştır.

Toplumumuzda maalesef ki, çirkin ifadelerle yaftalanan bu oluşlar karşısında insanlar olarak ne derece hazırız bu da sorgulamaya değer bir husus diye düşünüyorum. Bunları artık aşmalıyız…

Bunun için de ilk etapta halkın bilinçlenmesi, eğitilmesi şartları kendiliğinden ortaya çıkıyor…

Çevremiz için, sevdiklerimiz için, çocuklarımız, gençlerimiz için, ülkemizin geleceği için bu yönde eğitim şart diyorum. Çünkü bunu gözlemleyerek, yaşayarak izledim ve inandım.

Tokat Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Bahar Şenliklerinde sevginin, muhabbetin, insan ruhunu ve beynini ne denli yenilediğini gördüm.

Orada değişik yörelerden gelen genç bir kuşak gördüm… İçim acıdı, düşündüm… Ruhsal bunalım, madde bağımlılığı, alkol bağımlılığı belli ki yerini sevgiyle örtüşen neşeye bırakmıştı. Hepsi mutlu ve neşe doluydu. Artık onlar türkülere, resim yapmaya, spor etkinliklerine bağımlıydılar. Çünkü bu güzellikler bağımlı oldukları çirkinlikleri silip atmaya yetecekti belli ki.

Muhteşem mimiklerle zeybek oynayan, ritim ve müzik uyarlığında step yapanlar, koro ve solo türkülerle iç hoplatan güzellikleri görmek derecesiz mutlu etti beni.

‘’Ailem bana deli dedi… Kafayı yedi, manyak dedi… Ben de buraya geldim. Onlara küskün değilim, ama kırgınım…’’ diye konuşan bir hastaya, dudaklarının arasında mırıldanarak ‘’Kurban olurum ben sana.’’ Diyebilecek kocaman kalbe sahip bir başhekim gördüm…

Sevgili doktorumuz Müberra KILIÇ… Beni o denli duygulandırdı ki, göz pınarlarımın dolduğunu hissettim.

Hastalarına, personeline çevreye ekibiyle birlikte sevgi ve ışık saçan, pozitif elektrik üreten bir güç, akıllı bir Türk Kadını, anne şefkatiyle dolu dolu bir yürek gördüm…

Teşekkür ettiğimde yardımcılarını, doktorlarını, Beden eğitimi, Müzik, Resim, El sanatları öğretmenlerini göstererek onlarla var olduklarını, bu güzellikleri onlarla ürettiklerini, hele hele özveri ile çalışan hizmetlilerinin emeklerinin unutulmaması gerektiğini söyledi.

Tokat Ruh Sağlığı ve Hastalıkları hastanesi 2. Bahar Şenliklerine iyi ki gittim. O güzellikleri onlarla yaşadım.

O, gizemli sessiz bahçelerdeki acı çığlıkları değil, sevgiyle açılan tomurcuk gülleri, coşkuyla ötüşen bülbülleri gördüm…

O bahçede yeşeren umutları, paylaşıldıkça çoğalan sevgi selini gördüm.

Orada sevenlerin, sevilenlerin ortak sevdasının YAŞAMAK olduğunu gördüm.

Ve güne çok mutlu döndüm.

Buradan tüm bu güzellikleri görev değil de insanlık adına, sevgi adına, ülke adına, yaptıklarını kanıtlayan Başhekim Doktor Müberra KILIÇ ve Başhekim yardımcısı Muharrem Beye, çok değerli DOKTORLARIMIZA, Tokat Halk Eğitimi Merkezinin görevlendirdiği branş öğretmenlerimize ve hizmetlilere, bu ülkenin, bu yörenin bir evladı olarak, bir anne olarak, bir eğitimci olarak gönülden teşekkürlerimi iletiyorum. İyi ki varsınız.

                                                                                                     

 

                                                                                                                                                                  Esen Kalın