KOÇERO

-İki yıl doğuda çalıştım.

            -Yalnız mı gittin oraya?

            -Kimseyi götüremezdim ki. Köyden köye saatlerce gidiliyordu. Hem de katır sırtında.

            -O yıllarda Koçero da dolaşıyor diyorlardı, dağlarda.

            -Evet, ben onunla tanıştım.

            -Nasıl oldu?

            -Bir gün bir öğretmen hemşerimle hemşerimin köyüne gidiyorduk. Çeşme başında mola verdik. Sağdan soldan konuşurken arkadaşım birden bire:

            -Şimdi Koçero gelse ne yaparız?

            -Ne yapacağız, hiçbir şey yapamayız. Silahlı adamlarla çatışacak değiliz ya. Bir kol saatim var alsa alsa onu alır.

            Bu sohbetin üzerinden aylar geçti. Genç öğretmen olarak köyün gençleriyle oturup kalkıyoruz. Gençlerden biri “Koçero ile tanışmak ister misin” dedi. “Tanışırım ne olacak?” tanıştırdılar. Boylu poslu inceden saygılı bir adam. Bana hitaben:

            -Ben korkulacak adam mıyım?

            -Yook, neden korkulsun ki?

            -Ama bir süre önce subaşında arkadaşınla söyleşirken benden korkuyordunuz. Sen Tokatlısın. Dedikten sonra yukarıdaki konuşmayı tekrarladı. Hatta dedi yıkayıp dala astığınız mendili de unuttunuz.

            -Peki, ne biliyorsunuz bunları? Her çalı dibinde adamınız mı var?

            -O kadar da değil canım. Siz konuşurken adamlarımla hemen arkanızdaydık. Korkarsınız diye ortaya çıkmadık. Ben kaçakçıyım. İran ve Suriye’den mal getirir satarız. Valiyle, emniyet müdürleriyle tanışırız. Evet, insanları da soyarız ama zenginden alıp yoksula vermek için. Yakında yine Suriye’ye geçeceğiz. Armağan olsun diye bir dolma kalem hediye etti. Yakın zamana kadar kullanıyordum. Şimdi ne oldu, bilmiyorum.

            1960lı yılların ilk yarısında batıda Necdet Elmas banka soygunculuğuyla, doğuda Koçero eşkıyalığıyla ünlenmişti. O yıllarda Necdet Elmasla ilgili her gün haberler çıkardı gazetelerde. Hatta genç kızların ona aşk mektubu yazdıkları söylenirdi. Şevroleden başka araç çalmaz, geri vitesle 150 km. sürat yaparmış. Zekâ seviyesinin 150’nin üzerinde olduğu söylenirdi.

            Dönemin TÖS başkanı Fakir Baykurt, bir toplantıda şöyle bir anekdot anlatmıştı: “Kocero’nun adamları yol kesmiş. Araçtan inenlerin mesleklerine göre haraç alıyorlarmış. Öğretmenden ne kadar alacakları sorulunca Koçero, “Onlara harçlık verin” diyesiymiş. Gerçi TÖS başkanı öğretmen maaşının yetersizliğini vurgulamak için anlatmıştı ya bu notu, arkadaşımın belirttiği zenginden alıp yoksula veren Koçero gerçeğini de doğrulamıştı.

 

            Bolu Beyi’nin belalısı, Çamlıbel’in Köroğlu’su da böyle değil miydi?