KİŞİSEL GELİŞİMDE ÖZGÜVEN

Sevgili Kişisel gelişim Yolcusu,

İnsanın kendisini geliştirmesi için önce kendisine, sonra Kişisel gelişim Yolculuğunda kendisine yardım edecek insanlara  güvenmesi gerekir. Bu güven olmayınca yani, insanın hem kendine güveni, hem de başkalarına , daha doğrusu, arkadaşına güveni olmazsa dostluk olmaz.

Sevgili Kişisel Gelişim Yolcusu,

Özgüven  bazı insanlar tarafından hatta çok insan  tarafından yanlış anlaşılmakta. İnsanlar, muhataplarını baştan savma, bahane üretme, hatta onlara kayıtsız kalma  gibi davranışları da özgüven olarak tanımlamaktalar ki, bu çok yanlış bir şey.

Değerli Kişisel Gelişim Yolcusu,

Bir insan kendini baştan savan, bir davet edip, sonra da davetini türlü bahanelerle  iptal eden insana güven duyabilir mi? Sen duyabilir misin? Seni defalarca davet ettiğini söyleyen ama davet etmeyen , sonra da “ Senle ilgilenemezdim o yüzden davet etmedim” gibi bahaneler üreten insana güven duyabilir misin? Ama bunu yapan insanlara sorsan benim özgüvenim tam der. Bence özgüvenin içine “ Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına da yapma” davranışı da girer. Başkalarını baştan savan, değer vermeyen, sözünde durmayan ve  havasından geçilmeyen insanda özgüvenden çok  közgüven vardır. Yani o güvenin ateşi vardır ama köz gibi geçicidir. Bizler ise kendimize değer verdiğimiz gibi başkalarına da değer veren insan olmalıyız.

Değerli Gelişim Yolcusu,

Öz güven insanın kendisine güvenerek onunla bununla alay etmesi, çevresindeki başarılı insanlarla  dalga geçmesi ya da  onların başarılarını küçümsemesi değil onlardan faydalanması  onlarla sadece “selam verdim geçtim, adam bir şey de bilmiyor” demesi değil tersine önyargıyı terk ederek, bilgiyi nerede bulsa alması, özellikle yol gösterici, faydalı şeyler anlatanlarla daha da gitmek, fark etmeden onun bilgisini almak demek.

Kişisel Gelişime kendini adamış genç,

 Gelişmek demek gelişmiş insanların gelişme sırlarını almak demek. Hakikaten kendini geliştirmeye adamış insan, faydalandığı , sohbetini dinlediği zaman kendine güven gelen, “ bende böyle gelişmeliyim”  diyen genç , gerçek manada arkadaşlarını sevmekteyse onlarla da tanıştırmaya  kaynaştırmaya bakar. Yani kişisel gelişim insanın bencilce sadece kendini geliştirmesi değil, kendini geliştirmesi ile beraber  çevresini de geliştirmesi demek. Hemen hemen tüm ideolojik ve dini felsefelerde bu ve buna benzer  şeyler söyler. Yoksa insan bir iki arkadaş edinip de sonra bunlardan başka herkesi küçümsemesi özgüven olmaz ., közgüven olur.

Değerli dostum,

Paylaşmak , bilgiyi ve sevgiyi çoğaltır. Bizler kişisel gelişim yolcusu olarak paylaşmayı sevmeliyiz mutlaka.  Sorunlar da paylaşıldıkça azalır. Çok  genç şu yanlışa  düşmekteler. Kendi yaşıt ve kendi bilgi düzeyinde insanlar dışında insanlarla muhatap olmazlar ve “ Ben yeterliyim , ben kendime yeterim” demekteler. Bu en büyük yanlıştır. Çünkü gelişmek “ Beşikten mezara kadar” olan süreçtir. Gelişmenin sınırı yoktur. Ama ne yazık ki bizler  öyle değiliz.

Sevgili Kişisel Gelişim dostu,

İnsan kendini geliştirdikçe, belki uzun vadede  olsa başkalarını da er ya da geç etkileyerek onlarda da “ kendini geliştirme arzusunun doğmasına sebep olur.

Bir arkadaşım anlatmıştı. Arkadaşım kişisel gelişime önem veren, okuyan, uygulayan ve okudukça okuyası gelen insan. Bu arkadaş evlenmiş. Kendisi Üniversite mezunu  iken , bu arkadaş ilköğretim mezunu bir hanımla evlenmiş.  O da okumak isteyen ama babası ailesi baskısı ile  okuyamayan insan imiş. Bir süre sonra çocukları  olmuş. Çocuklarda büyüyerek zeki , çalışkan, başarılı insanlar olmuşlar. Evlendiklerinden 1o sene sonra.. Yani tam 10 sene sonra  çocuklarının isteği ile “Acaba bu yaşta okuyabilir miyim?” diye tereddütle açık liseye yazılmış. Tereddütleri ders çalıştıkça ve ilk sınavlarda yüksek not aldıkça dağılmış ve okulda başarılı sonuçlar almış. Kasabalarına bir bayram gidince , hacı hoca geçinen ama Kuran’ı Arapça okuyan Türkçe okumadıklarından anlamayan akrabaları , ne yaptığını sormuşlar da . O da açık lise okuduğunu söyleyince  “ Haaaa haaa ha bu yaşta okuyup da ne olacak işe mi gireceksin sanki “ demişler. Onlara göre okumak sadece işe girmek için olmakta. Ben de onların cahilliklerine güldüm.”Sadece benim çocuklarım okusun. İş sahibi olsun. Sevmediğim görümcemin çocukları okumasın. Gelişmesin. Sevdiğim  bacımın oğulları okusun. Mevki makam sahibi olsun” diyen insan  acaba en dindar geçinen insan olsa gelişme namına ne olur?

Değerli Kişisel Gelişim Yolcusu,

Özgüven, “sevdiklerim ve çocukları gelişsin, sevmediklerimin çocukları gelişmesin. Benim  sevdiklerime ben giderim, benim sevmediklerime gitmem, onlar bana gelsin, bana gelmeyen insandan hayır çıkmaz” mantığı asla değildir. Sana gelmeyene  kızmaya hakkı olamaz insanın. “Değer verdiğin kadar değerlisin” Kişisel Gelişimin mantığı bu olmalı.

Sevgili Kardeşim , Kişisel Gelişim Yolcusu,

 “Kişisel Gelişim”  adında görüldüğü gibi insanın bencilce sadece kendini geliştirmesi, kendini geliştirdikçe bir salgın gibi çevresini etkileyerek çevresini de geliştirmesi demektir. Ama gelişimi sevmeyen , “ben yerimden memnumum , gelişen insanların yanında sıkılmaktayım. Ben benim gibi insanlarla otururum, halimden memnunum” diyen insanları da geliştiremeyiz. Çünkü gelişim zorla değil, insanın isteği ile olacak iş. Gelişmek istemeyen insan hep kendi dışında bahaneler arar.Hatta öyle vehimlere kapılır ki zamanla, kendini geliştirmek isteyen ve özgüvenini geliştirmesine yardımcı olan   insanlara kendisine “bizim bir birimize olan ilgi ve sevgimiz  önemli. Bizim bu  arkadaşlığımıza el alem  ne der  diyerek  gölge düşürmeyelim” diyen insana “ Bu adam da beni rezil etmek için  elinden geleni yapıyor” diye düşünür. El alemin  ne dediğini önemseyen insan kendinin ne dediğini önemsemez ve çok gelişecek ve insanlara faydalı olacak iken el alemin dediğini yaparak toplumun önünde yuvarlanan , kim vurursa onun  gücü oranında gittiği yere kadar giden bir futbol topundan farkı kalmaz. O Hayat oyununda sadece  başkalarının oyununda bir araçtır. Ama bizim amacımız gelişmek olunca “ el alem “ ne derse desin gelişmeye devam eder.

Sevgili Gelişim dostu,

Yukarıda anlattığım hikayede, arkadaşımın eşi “ Bu yaştan sonra işe mi gireceksin?” diyen  insanlardan uzak kalarak okuluna devam etmiş, daha da başarılı olmuş ve  annelerinin 35 inde okuduğunu gören çocukları da daha çok okuyarak  kendilerini geliştirerek sosyal insanlar olmuşlar. Bir süre sonra “ Okuyup da ne olacaksın , işe mi gireceksin ? “ diye alay edenler bile onun başarısı karşısında tebrik etmeye başlamışlar. Biz gelişime devam edelim. Toplumun arkasında değil önünde olalım. Kişisel Gelişim bence bu demek. Özgüven bu demek , başkalarının ne dediğine aldırmadan ama onları da küçümsemeden ve alay etmeden.

Sevgili Gelişim dostu,

Gelişim yolculuğumuzda bizimle alay eden, bizi terk eden, güzel şeylerimizi tersten anlayarak başka türlü anlatanlara da rastlayacağız. Onları da olduğu gibi kabullenerek , yolumuza devam etmeliyiz. Çünkü zorlama ile sadece düşman kazanılır. Olabilir ki onlar da hayat devam ederken hatalarını anlayarak bir gün gelir de bizleri anlayarak, bizlerin sevdiği insanlar olurlar.

Sevgi ve saygı ile güzel gelişimler dileği ile…