ÖNYARGILI OLMAYAN ÇOCUK

Sevgili oğlum,

İnsanın hayatta yapabileceği  hatalardan birisi de önyargılı bir kişiliğe sahip olması. Yani insan bir şeyi enine , boyuna değerlendirmeden , başkalarının değerlendirmelerine bakmadan veya tamamen bir veya birkaç insanın görüşü ile bir insana veya bir grup insan ile topluma başkalarının bakışı ile bakmasıdır. Önyargı çok zaman  , muhatap olduğun insana  empati ( kendini muhatabının  yerine koyma) ile bakamamaktan meydana gelmekte. Buna kişinin yanlış anlaşılması da denir. Hayattaki sorunların çoğu bundan kaynaklanmaktadır bence .

Sevgili oğlum,

Bir gün bir arkadaş edinmiştim. Bu arkadaş arkadaşlık konusundaki zaaflarımı görünce beni adeta esir alarak  şununla konuşma, bununla  konuşma, şöyle yap, böyle yapma diye bana talimatlar vermeye başlamıştı. İlk zamanlar fark edemesem de bir süre sonra  bu arkadaşlıktan , özgür insan olmam ve  kendi istediğimi , istediğim zaman yapamamamdan dolayı sıkılmaya başladım. Bir süre sonra baktım ki, onun kötü dediği insanlar aslında bana göre iyi insanlar. Onun iyi dedikleri de benim dünyaya bakış açıma göre  kötü insanlar.  Bunu anladığım zaman fark ettim ki, insan başkalarının  fikirlerine çok önem verdiği zaman ve kendini başkalarının yönetimine bıraktığı zaman  hayattan zevk alamamakta, aldığını sandığı hayat zevkleri aslında sahte zevkler olmakta.

Canım oğlum,

Hayatta en önemli şeylerden bir tanesi de insanın özgürce yaşaması. Sorumluluklarını iyi bilmesi ama sonunda neyin  kendi sorumluluğunda, neyin de sorumluluğunda olmadığının farkına vararak , sana görev olmayan şeyleri sana yüklemeye çalışan topluma direnebilmektir. Bu direnci gösteremezsen  ve kaldıramayacağın sorumlulukları üzerine gereksiz yere alırsan o zaman hayat sana zindan olabilir.  Bu da hayata önyargılı  ile bakmaman  ile olur.

Canım oğlum,

Senin sorumluluk alanını , kime nasıl davranacağına gene sen karar vermelisin. Toplumumuzda yaşlı kimselerin  genelde doğru düşündüğüne dair kanaat vardır. Ben yaşadıkça bunların hiçbir zaman doğru olmadığına inandım. Bu önyargıya (yaşlıların her zaman doğru düşündükleri)  inandığım zaman yanlışlarım çoğaldı. Tabii ki yaşlılarında doğru düşündükleri vardı ama çoğu kendi yaşadıkları çağın gerçekleri idi. Mesela  , senin doğum tarihin ile dedenin doğum tarihi arasında 66 yıl fark var. Dedene kalsak seni kendi  doğrularına göre yetiştirmek isterdi ama sen onun doğduğundan 66 yıl sonra doğduğuna göre  en azından 100 yıl ilerde olmalısın ki hayatın zorluklarına karşı azimle göğüs geresin.

Canım oğlum,

Yaşlı insanlar kurnazlıkla  başkalarının üstlenmediği sorumlukluları , ona en yakın gördükleri insanlara yıkmaya çalışmaktalar.  Bunu ret ettiğin zaman da  sana karşı “ terbiyesi”  veya  “büyüklere karşı saygısız” damgasını vurmaktan da geri kalmayacaklardır.  Mesela bir fikri  ileri sürersen sana “  Sen çocuksun yanlış düşünmektesin” diyende olacaktır. Aynı insan muhtemelen  eşine de “ O kadındır yanlış düşünmektedir “ önyargısını da savunacaktır. Buna hayatta çok şahit oldum yani. İnsan karşısındakini küçümserse O’nun yanlış düşündüğünü zannetmektedir. Bir insan yanlış düşünemez  mi ? İnsan beşerdir şaşarda . Yanlış düşünebilir ama   yanlışlar ve doğrular tek değildir. Sana veya bana yanlış olan çoğu insana yanlış olmayabilir.  Bu yüzden  bir tartışmada insanlara “ Sen yanlış düşünüyorsun “ demeden önce  iyice düşün ve başkalarının yanlışından çok doğrusunu  görerek onları takdir etmeye bak. Başkalarını durmadan yanlış düşünmekle suçlayan insan  bir de kendi yanlışlarına bakmalı bence .

Canım oğlum,

Bir şeyin toplumun çoğunluğunca doğru algılanmasını da doğru olarak kabullenmekte sürü psikolojisidir. Bir ünlü psikoloji hocası der ki: “ Bir şeyin çoğunlukça doğru algılanması , benim onu yanlış algılamama engel olmaz” . Bu konu üzerinde düşünmek lazım uzun uzun . Doğruları çoğunluklar değil, aklı selim olan , okuyan , aydınlanan ve üreten insanlar  üretirler . Bazen insanlar geldikleri yerlerin sarhoşluğuna kapılarak , gerçekleri göremezler . Sonra o yerlerden düştükleri zaman  gerçekleri görürler ama iş işte geçmiş olur. Mesela bir kuş,  uçarak havalarda gezer ama gıdasını alması için yere inmesi ve karnını doyurması için  yerden  gıda toplamalıdır. Eğer gökte uçarsa durmadan hem aç kalır hem de kendisini besleyecek olan gıdaya ulaşamaz. Mevki ve makam sahipleri de  zaman zaman  uçmaktan  yere bakmalılar ki zamanı geldiğinde o tepeden baktıkları insanların   yanına düşeceklerdir. Bir uçak ne kadar  gökte devamlı kalamaz , kuş da ne kadar devamlı uçamazsa mevki ve makam sahipleri de  devamlı olarak uçamayacaklardır işte .

Canım oğlum,

Bunu sana neden anlattım. Şunun için anlattım ki, uçanlarda her zaman önyargılı olabilmekte. Önyargılı olmamak için insan kendisini yaşadığı insanların içinde görmelidir.

Canım oğlum,

Bunları anlatırken , sana “başkalarının görüşlerine hiç bakma sadece sen kendi görüşünle hareket et “ demiyorum ki. Her insan değerlidir ve  değer verilmeye de layıktır. Sana anlatmak istediğim her insana değer ver ama değeri olduğu kadar değer ver. Mevkisine bakarak değil, bilgisine, sevgisine ve niyetine bakarak değer ver. Herkesi dinle ama seninde kendine has  duruşun , görüşlerin ve geride kalacak fikirlerin olsun. Yani önyargılı olmamak demek bir nebze de yarına kalacak duruşumuzun,  fikirlerimizin , başkalarının okuyarak faydalanacağı yazılı eserlerimizin olması da denektir aynı zamanda.

Canım oğlum,

Bazen komşumuza önyargı ile bakarız. Sonra cesaret alarak O2na bir selam veririz, O da içtenlikle bize cevap verir ve bir dostluk başlar. Sonra insan “ Ya ben bu adamla zamanında neden dostluk kurmadım* Neden zamanında tanışmadık? “ diyerek kendine kızar. Bunun  yaşanmaması için çevremizle güzel diyalog kurmamız ve onları suçlamamızda bizim görevimiz olmalı.

Canım oğlum,

İnsanları  durmadan suçlamak ve  onlarla alay etmek kolay ve aynı zamanda basit insanın işidir. Hakiki manada dost , dostlarına gerçekten de  güzel eleştiriler yöneten ve hep aynı eleştiriler yöneterek onu üzmeyen insandır. Sende dostlarını eleştir ama onlara bedensel engellerini yüzlerine vuracak  kadar basit eleştirilerde bulunma. Bu onları üzer ve  senin mantıklı eleştirilerini de ciddiye almamalarına sebep olur. Eğer eleştirilerinin mantıklı olmasını istekteysen bunu ciddiye al. Mesela  en yakın dostun bile olsa “ Sen tembelsin” diye veya “ Sen sorumluluk almak istemiyorsun” diye  karşındaki insana hakaret etme. Bun O insanın senin hakkında düşündüğü doğruları bile yanlışa yöneltebilir.  Bazı insanlar bunu motivasyon  sansa bile motivasyon insanda güzellikleri görerek  insanları daha güzele yönlendirme sanatıdır Ne yazık ki insanlar bunu da anlamamaktalar.

Canım oğlum,

Önyargı o kadar çoktur ki hayatımızda  sınavda sen yanlış yaparsan  hocaya “ Bana taktı” diye düşünürsün. İyi alsan  sen “ Ben aldım” derken Hocan “ Ben verdim” diye düşünür. Halbuki bu başarıda da başarısızlıkta da senin ve hocanın payı ortaktır. Bunu da unutmamak lazım. Başarıları anlattığımı kadar başarısızlıklara da bakabilmek ve bunlardan ders alarak başarılarımızı artırmakta önyargılı olmayan bizlerin birer prensibi olmalı değil mi ama ?

Canım oğlum,

En büyük önyargı ise “ Yaşça büyüklerden uzak kalmak” olarak tanımlanabilir. Her yaşlı insan doğru düşünmezse de her yaşlı da her zaman yanlış düşünmez ve siz gençler, tecrübe, bilgi ve size sevgiyi sentezlemiş insanlardan da faydalanarak önünüze çıkan engelleri aşmaya bakarsanız , keşfedilmiş şeyleri bir daha keşfetmeye kalkmazsınız .

Canım oğlum,

Hiç önyargısı olmayan demeyeyim de önyargıları çok az bir oğlun babası olarak seninle hayatta gurur duymak istemekteyim ve bu da benim hakkım sanırım.

Gözlerinden öperim.