Bu Millet Ne Zaman Akıllanacak?

Nasrettin Hoca, yolculuğu sırasında mola verip bir hana girer. Bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve her ikisi birden hancıdan yiyecek bir şeyler isterler.

Hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyleyerek bunu paylaşmalarını önerir. Bunun üzerine Hoca; “ Ben balığın sadece başını yiyeceğim” der.

Hancı nedenini sorunca, Hoca; “Balık başı zekâyı artırır, balık başı yiyen insan akıllı olur,” der.

Bunu duyan yolcu hemen atılır ve Hoca’ya; “Balık başını niye sen yiyecekmişsin! Ben yemek istiyorum,” der.

Hoca itiraz etmez ve balığın koca gövdesini mideye indirip bir güzel karnını doyurur.

Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve sonra hocaya seslenir; Sen koca gövdeyi yedin, karnının doyurdun, ben sadece kafayı yedim aç kaldım.”

Hoca hemen cevabı verir: “Bak nasıl akıllandın!”

Bu ülkenin kaymağını az bir azınlık yerken halkın büyük çoğunluğu da açlık sınırının altında rızkını temin etmeye çalışıyor. Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi milletin dini duyguları istismar edilerek yiyiciler malı götürüyor. Zenginlik ve şatafat içerisinde yaşayan yan ve yandaşlar halktan gerçekleri saklayarak bunlar üzerinden ‘OY’ almaya çalışılıyor.

Din, din diye dini de yediler. Kendi çıkarları için ne kadar kutsal değerlerimiz varsa hepsini istismar ettiler. Din adamlığını da ayaklar altına aldılar. Camileri seçim bürosu yaptılar.

Bazı kaynaklar “Ahir zamanda bazı din adamlarının da ahlakının bozulacağını” söylüyor.

Pazar günü İstanbul’da AKP’nin yaptığı mitingde bir cemaate mensup kişi bu din istismarcılığı ve ahlaksızlığını kendini yırtarcasına nasıl anlatıyor, alandaki saf halkı nasıl kandırıyor.

Her ay Mekke’ye gidermiş; bir gün Mescid-i  Nenevi’de ders yaparken uyumuş! Rüyasında Davutoğlu’nun göğsünde bir “numara” bir de “başbakan” yazıyormuş!

CHP’yi münafıkla suçlarken MHP ve HDP’yi de “Allah islah etsin” diyor.

Davutoğlu’na Başbakanlık görevini veren Resullah’tır!” diyor ve meydan alkışlarla yıkılıyor! Bu topluluk bir zamanlar o zamanın başbakanı ve bu günün Cumhurbaşkanı’nın, “Benim ve çocuklarımın boğazından helal lokma geçmedi.” demesini de alkışlamıştı.

Zaten konuşmasının başında da, “Erdoğan’ı başımıza Allah getirmişti.” Demişti. Haşaa! Şirk. Bundan günahı var mı? Kelime-i Tevhid mi, ne?

Cumhurbaşkanı Allah’tan! Başbakan Peygamberden! Bakanlar otomatikman aşare-i mübeşşere… Alanda toplananlar da külliyen sahabe! Oy ver al cennetin anahtarını…

Şükrü Alnıaçık Ortadoğu gazetesindeki köşesinde; AKP mitinginin dağılmasından sonra mitinge katılanların vapurdaki konuşmalardan çıkardığı değerlendirmeyi bakın nasıl yorumlayıp köşesine aktarmış:

“Ağabeylerim, ablalılarım!

Elimde görmüş olduğunun şu AKP oyu! Sadece bir oy olmakla kalmayıp; ters çevirdiğinizde aile saadeti… İkiye katladığınızda, şöyle büktüğünüzde iş garantisi, cebinize koyup yürüdüğünüz zaman da cennetin anahtarıdır! Almayan kalmasın; yetişen alıyor!”

Siyaset yerine yapılan din sömürücülüğü… Siyasi maskaralık…

Millet bu kepazelikleri ne zaman görecek. Aklı ile hareket edip uslanmayacak mı? Hep böyle mi kullanılacak Allah aşkına!