NECESEN YAHŞISAN MI… (1)

(Kitap üzerine birkaç söz)

 

       Necesen Yahşımısan, 2015 yılında Akçağ yayınlarından çıkan son deneme kitabımın adıdır. Bu yazımda duygularımı ifade ettiğmi birkaç söz başlığındaki yazımı okuyucularımla paylaşıyorum.

Yüreğimizde neyimiz kaldı ki gün ışığı olgunluğunda, uzak diyarlara sitem etsin. Hepsini dost ve kardeşlerin hizmetine sunduk.

Şehrin en modern semtlerinden, dağyamaçlarındaki yoksulçobanların sofralarına uzanan gönülzenginliğimizin bugünlerini yaşıyoruz.

Sabah kahvaltıları kadar tanıdık, ekmek, soğan kadar bizden bir dünyanın âşığıyız. Ama bir türlü vuslata eremedik.

Kendi aşkımızı yaşamadan, birinin elini tutmadan, koklamadan, gençliğine merhaba demeden, yol hazırlığını tamamlamadan bulutların üzerine seyahate çıktık.

Bir tek beste yapmadan, kutuplaşmış dünyanın yeni düzenine taraf olup zafer şarkıları söyledik.

Yıl 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hemen ardından başlayan 1974-75 eğitim-öğretim yılında tarih öğretmenimiz harita üzerinde yaşlı gözlerle, duygu yüklü ifadelerle harekâtı anlatıyor. Kıbrıs’tan başlıyor, Türk dünyasına uzanıyor. Harita üzerinde hepsini göstererek kardeş devletleri ve topluluklarını bir hafta ders olarak veriyor.

Artık, Türk dünyasıyla ilgileniyor, gazetelerde, dergilerde yayımlanan bütün haberleri yakından takip ediyorum.

Yılların derinliğinde okumakta olduğunuz Birkaç Söz içine alacağımız o kadar çok arşiv oluşturuyorum ki sadece bir elin parmakları kadar paylaşımda bulunabiliyorum.

Sovyetler Birliği dağılıyor, sancıları kardeş devletlerden de hissediliyor. Güneşin yükselişi, karanfilleri ağlatan küleklere sitem ediyor.

Biliyorum ki Bakü’de Azatlık Meydanı’nda ne kadar karanfil ağladıysa, Anadolu’nun dört bir yanında o kadar yürek kan ağlıyor… Sonra, ses verdi duygular, yutkundu, titredi, üşüdü, yaşanılanları kendi teninde hissetti ve gözyaşlarını Hazar’ın sularına bırakırken gece ve gündüz birbirine karışıyor, bir milletin ayrı devletlerde hasret yaşayan evlatları görüşmeye, kucaklaşmaya başlıyor.

Anadolu’nun birçok yerinde katıldığım şiir şölenleri, kültür kurultayları ve konferanslarda Türkiye dışından gelenlerle mutlaka görüşüyor, arkadaş ve dost oluyor, kardeşliğimizi pekiştiriyorum.

1999 yılından itibaren, türkü sevdalı yüreğimizden ve gönül dağarcığımızdan bir Kümbetçıkarıyoruz. Eğitim, kültür, sanat ve edebiyat adına mütevazı bir şekilde, yurt içi ve dışında güzel bir okuyucuya kavuşuyoruz. Başta, Azerbaycan olmak üzere Kazakistan Kırgızistan, Özbekistan, Tataristan, Türkmenistan, Kıbrıs, Kosova, Kırım, Kerkük, Bosna Hersek ve birçok dost ve kardeş ülke ile akraba topluluklarından yazılar Kümbet Altında toplanmaya başlıyor.

Kültür dünyamızın derinliklerinde sessizce yol alırken dostum, kardeşim Dr. Reşat Doğru Türk Dünyasından Sorumlu Devlet Bakanlığı görevine başlıyor. Tokat’ı ilk ziyaretinde beraber çalışma talebi üzerine Temmuz 2002’de Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığında göreve başlıyorum. İlk Türk dünyası ziyareti sonrasında beni makama çağırıyor, Türk dünyası ve TİKA hakkında uzun bir sohbet yapıyoruz. Ben dinliyorum. Türk dünyasını iki başkentten görebiliriz. Birincisi Ankara, diğeri Bakü, diyor. Önüme rüyalarımın şehri Bakü çıkıyor. Hiç düşünmeden 15 Temmuz 2002’ de TİKA Bakü Program Koordinatörü olarak göreve başlıyorum. Duygularımı, sevdalarımı, Hasret Bitiyor Firuzan, Bu Yurt Mene Tanış Gelir, Yağmur Islanışı ve devam eden yazılarımla ifade ediyor, Bakü’de yayınlanan gazete ve dergilerde okuyucularımla paylaşıyorum.

İlk günlerdeki ziyaretçiyoğunluğunun hemen ardından Baküdışınaçıkıyorum.İlk durağım, Haçmaz ve Guba. Sonra baştanbaşa kardeşülkeyi dolaşıyorum. Bakü dışına her çıkışımda yol üzerinde her şehre ve kente uğruyor, Anadolu’da bir şehir ve kasabaya uğramanın rahatlığı ve mutluluğunu yaşıyorum.

Tanıştığım bütün bakanlar ve bürokratlarla son günüme kadar üst seviyede görüşüyor, sürekli bilgi ve birikimlerimizi paylaşıyorum.

Tarım Bakanı ile ilk görüşmelerimizde; “Bu kapı sana her zaman açık, biz gardaşız, öyle görüşeceğiz.” Hizmet sürem boyunca o kapıyı hep açık buluyorum.

Yaklaşık sekiz ay görev yaptığım Azerbaycan’da ailece görüştüğümüz Türkiye ve Azerbaycanlı en az otuz kırk aile var. Sekiz ayda, mesaiye sınır koymuyorum. Sürekli hareket hâlindeyim. Üniversitelerde, fabrikalarda, şehitlikte, Bakü dışında il, ilçe ve kentlerde, her yerde, her kesimden insanla beraber oluyor, dost ve kardeş ülke Azerbaycan’da dört mevsim, dört köşeye koşuyor, evlerde misafir oluyorum. Dahası kaçkınlar kamplarında gördüklerim ve kendi içimde yaşadıklarım... Uykusuz gecelerim… Toprağı işgal altındaki kardeşlerimi kamplarda her ziyaretim sonunda neler yaşadığımı Allah biliyor.

       Yaşadıklarımı, gördüklerimi ve duygularımı ifade ettiğim denemelerimi bu kitabımda topladım.