SIRRI ÂLÂ

“Nice lütfun var bize,

Sensin Muîn, yâr bize,

Dokunmasın nâr bize,

Yâ Allah, Yâ Hak,Yâ Nûr,

Yâ Vâsi’ü, Ya  Gâfûr”

 

         Ayların en güzeli, günlerin ve gecelerin en güzeli, Şehri Ramazan gönül şehrini dağlaya dağlaya yoluna devam ediyor. Attığı her adımda, her bakışta, her serzenişte gönülleri cennet bahçelerine dönüştürüyor. Yorgun gönülleri dinlendiriyor, huzursuz gönüllere huzur bahşediyor… Gözü yaşlı çocukların gözyaşlarını dindiriyor. Kinleriyle, nefretleriyle yeryüzünü kana bulamak isteyenlerin; kinlerini ve nefretlerini yerin yedi kat altına sindiriyor...  Yeryüzünü yalnız insanların değil, bütün varlıkların yaşadığı bir cennet haline dönüştürüyor…

         Şehri Ramazan…

         Allah’ım sen kullarına ne güzel bir ay bağışlamışsın! Aklı, fikri ve zikri olanları ne büyük bir Sırrı Âlâ ile sınıyorsun…

Biliyorum Allah’ım! Sen esirgeyen, bağışlayan, hikmet sahibisin... Her şeyi yerli yerine koyan ve eksiz olansın… Rahmetin ve merhametinle her şeyi kuşatansın!...

Ey akıl sahipleri bir düşünün! En basit bir işte bile ne çok hata yapıyoruz. Sözlerimizle, elimizle, dilimizle ve gözümüzle,  ne çok insanın canını acıtıyoruz.

Hâlbuki Sen sonsuz kudretinin ve rahmetinin tükenmezliği ve genişliği ile bütün âlemi akıl ve idrakin kavrayamayacağı bir şekilde nasıl da kuşatıyorsun?

Her eşyada, her zerrede, her çiçekte, her böcekte, her yaprakta, her kuşta, arıda, suda, havada, toprakta, ateşte Senin en güzel sıfatlarının izleri nakış nakış işlenmiş…

Seni inkâr edenlere bile Sen, merhametinle ikram ediyorsun. Hayat hakkı veriyorsun…

Ne nefessiz bırakıyorsun, ne rızıksız bırakıyorsun…

Ey akıl sahibi! Ey cüce kul!...

Uzan da yıldızlara sonsuzluk sahibini bul!

Hiç düşünmezsin misin ki; bütün vücudun etten kemikten olduğu halde; her birinin ayrı bir vazifesi var, her birinin kendine göre bedende ehemmiyeti var…

Kaldı ki önemsiz neyimiz var?

Ne göz işitir, ne kulak görür, ne burun yürür, ne el zikreder…

Olmayınca kulda gizemli fikir

Niçin söylesin diliyle zikir…   

          Doğrusu Şehri Ramazan akıl ve idrak sahiplerine her gece, her gündüz, her saat, her dakika ve her saniye öyle gizemli sırlar bahşediyor ki; onu anlayanlara ne mutlu!... Onu idrak ederlere ne mutlu!...

Keşke bütün müminler Şehri Ramazanın insanlığa sunduğu Sırrı Âlâyı idrak etselerdi? Kim bilir ne güzel olurdu?

Gözyaşları yerine nur akardı iklimlerden…

Kin ve nefret yerine sevgi akardı gönüllerden...

Selam olsun gönlüyle, aklıyla ve ruhuyla barışmış insanlara!

Selam olsun! Selam Olsun! Selam Olsun!..

Bu yazıyı yazdırana da, alıp okuyup bal özüne bandıranlara da selam olsun! Selam olsun! Selam olsun!...

 

Mehmet Emin ULU