DUA

On bir ayın Sultanı Şehri Ramazanın yarısını geçtik. Teravihler, oruçlar, sadakalar, zekatlar, toplu iftarlar, dost, akraba ve hasta ziyaretleri hayatımızdan bir parça oldu. Yüreğimizdeki merhamet damarları iyice kabardı. En ufak bir olayda, gözyaşlarımızı tutamıyoruz.

İlahi güzelliğin bütün inceliklerini, bütün zarafetlerini yaşamaya gayret eden güzel insanlar var. Onları dua sadaklarında kim bilir ne güzel dualar vardır? Böylesine güzel günlerde birbirimizi sevmekten, birbirimize dua etmekten başka ne yapabiliriz?

Üstat Necip Fazıl, Zindandan Mehmed’e Mektup şiirinde:

“Ses demir, su demir ve ekmek demir... 

İstersen demirde muhali kemir, 

Ne gelir ki elden, kader bu, emir... 

Garip pencerecik, küçük, daracık; 

Dünyaya kapalı, Allaha açık. 

 

Dua, dua, eller karıncalanmış; 

Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış. 

Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış... 

Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu; 

İplik ki, incecik, örer boşluğu.”  Duayı ne güzel tanımlıyor.

Müslüman! Bir düşün!

Daha biz yoktuk. Yerler, gökler, yerlerde ve göklerde olanlar yoktu. Hatta zaman bile yoktu.  Bütün bunları Cenab-ı Allah yarattı.

O bir şeye “Ol!” deyince, o şey hemen oluverir.  Onun kereminin rüzgârı taşları ayna yapar. On sekiz bin alemin bilinen, bilinmeyen bütün varlıkları, O’nun “Rezzak” isminin bereketiyle rızıklanır. Toprak altındaki karıncanın rızkını O takdir ettiği gibi; denizdeki balığın, karadaki filin rızkını da O takdir eder. O, hazır edip verir.

Öyleyse, bu hırs, bu kavga, bu saltanat, bu makam kavgası nedendir, niçindir?  Neden mazlumun hakkı hakça verilmez? Neden haksızlık hâlâ sürüp gider?

Birileri hâlâ birlerinin hakkını neden gasp eder?

Biliyorum “İmtihan! diyeceksiniz!... Amenna!

Fakat yürekten,  gönül kalemine göz yaşı dökerek dua etsek, acaba kabul olunmaz mı? Oruçlunun duası red olunmaz, buyrulmuş.

Açın ellerinizi birlikte dua edelim!

Ey bir damla suya peri gibi güzellik veren Rabbim! Senin güzel isimlerinin bahçesinde güller demetlemek ne hoştur! Kimse seni kemaliyle bilmeye kadir değildir. Bu yolda akıl ayağı çamura batıp kalır... Ama sen bir kulunun elinden tutarsan ona yollar açılır, sen perdeyi aralarsan nice hikmetler zahir olur. Biz yalnız ve yalnız senin katından ümitliyiz. Sana sadece iyiler iltica etmez. Günahkârlar da senin kulundur. Sen yalnız iyilere ikramda ihsanda bulunacak olsan, mücrimler kime gidip yalvaracaklar?

         Yâ Rabbi! Senden daima muradımız yine sensin!

Senden başka sığınacak melcemiz yok!... Kahır ağaçlarını, ya kahrınla hüsrana boğ!... Ya da sonsuz merhametinle onları doğru yola koy!...

Bu ölüm, bu zulüm kalksın artık Müslümanların arasından!

         Senden başak yoktur sığınacağımız Ey Yüce Yaratan!...

Amin!...

 

                                                                                                                                                                                            Mehmet Emin ULU