Genç Şair Emre Baş:

Genç Şair Emre Baş:

”Şiirle yükseliyor ruhum,

şiirle var olduğumu hatırlıyorum”

 

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz bugüne kadar?

 

EMRE BAŞ- Aslında sürekli kendimi arıyorum, sanırım bulduğum gün bedenimi toprakla örtecekler. O yüzden pek iyi tanıtamayacağım kendimi. Öğrenim hayatım hep doğduğum şehir Denizli’de geçti. Fakat Erasmus programıyla bir yıl kadar şehir dışında öğrenim gördüm, Torino, bir anda İtalya’da buldum kendimi. Sonra programın bitiş süresiyle döndük memlekete, okul uzamış, tabi uzatmaların ardından arkeolog ünvanına sahip olduk. Daha çok nümizmat… Öğrenim hayat boyu devam eden bir süreç; okumayı öğrenmeyi seviyorum henüz master’a başlamadım fakat ayrıca Radyo ve Tv. Programcılığı ikinci sınıf öğrencisiyim.

 

* Şiir yazmaya başlama hikayenizi anlatır mısınız?  Bugüne kadar kaç kitabınız yayınlandı, konusu neydi?

 

EMRE BAŞ- İlkokul yıllarında ilk öğretmenim Ayşe Kılcı kulakları çınlasın ona borcum öde öde bitmez, her bir harfe kırk yıl dersek!(vay halime) Neyse çok uzatmadan ilkokul dörtyada beşinci sınıf tam olarak hatırlamıyorum sırayla hocam isimleri çağırıyor. İsmi okunan tahtaya çıkıp şiir okuyor, bende teneffüs zilini bekliyorum tabii ki ( J) . İkinci ya da üçüncü kişiydim sanırım beni çağırdı, kaçılmaz korkuyla tahtayı sırtladım, sağımda hocam unutamıyorum. Hangi şiiri ezberledin dedi? Ezberlemedim dedim, kızdı. Yüzüm kızardı (utancımdan) apar topar oturdum sırama. Sonra birkaç kişi daha çıktı şiirler okudular. Sonra Ayşe hocam sordu, var mı aranızda gönüllü. Parmak kaldırdım, şaşkın tabii. Çık bakalım, dedi. Çıktım tahtaya, başladım okumaya, ne okumuştum sorsanız cevaplayamam. Ayşe Hocam Şaşkınlıkla hani ezberlememiştin bu kimin şiiri diye sorunca, Ben yazdım hocam…

Elbette ki o yaşta bir çocuk ne yazacaktı benden sonra çıkan arkadaşların söylediklerinden harmanlamış olmalıydım. İşte o gününü net hatırlayamadığım tarihte büyük bir merak başladı şiire ve lise yıllarında yükseldi. O yıllar platonik bir aşkın peşindeyim tabi yazdıkça yazıyorum. ‘Bir bakış bir aşığa neler neler anlatır. Bir bakış bir aşığı saatlerce ağlatır’ diyor Victor Hugo ağladıkça yazıyorum ya da ağlamayayım diye. Lise üçüncü sınıfın başları gibi iki - üç kitaplık şiir yaktım diyebilirim. Bir gün üniversite yıllarında evimizi taşırken annem bir defter uzattı. Tozlu rafların arasından çıkmış solmuş sayfaların arasında ağlamaklı şiirlerimi gördüm. Vaktiyle yakıyorum diye annem kurtarabildiklerini saklamış sağ olsun nur parçam benim. Sonra bundan bir kitap çıkartmalı düşüncesi gelişti yıl 2012. Zaten kitapta birkaç tane yakın tarihli yazmış olduğum şiir var bir tanesi de nar taneleri 2013’ün ikinci yarısı yayınlayalım derken 2014’te “nar taneleri” şiirinin adıyla ilk kitabım çıkmış oldu. Hayat şiir…

İkinci kitabım olan YOK OLUYORUM isimli bir diğer şiir kitabım ise henüz yeni çıktı matbaadan. Yakında online olarak satışına da başlanacaktır.

 

* Neden Arkeoloji?  Bu bölümü tercih etmeden önce ve şu an duygularınız arasında ne farklar var?

 

EMRE BAŞ- Bilmek üzerine kurulu insanlık. Bildiğin kadar varsın bilmediklerin kadar hükmün yani koca bir hiçlik… Hayat; bilmek ve bildiğin kadar dokuyabilmek belki de. Farklılıklarıma gelecek olursak bu saatlerle ölçülen bir olay halini aldığından bunu da anlatamayacağım çünkü saatler onlarca yıllık değişim hükmünde kimi zaman. Zaten arkeolojiden başka?... sorusunun cevabı olacak bölümleri de okumaya çalışıyorum belki edebiyat ya da psikoloji de okuyabilirim ileride Fakat arkeoloji-nümizmatik bir kimlik yemek kitabı tarifi gibi…

 

* Ailenizden bahseder misiniz? Anne ve babanız ne iş yapar? Kardeşleriniz nerede okur? Onların sizin çabalarınıza bakış açısı nedir?

 

EMRE BAŞ- Karşımda hiç bir göz kalmadığında dahi onların gözleri sıvazlıyordu omzumu. Ailem iyi ki varlar. Annem ev hanımı babam bir tekstil fabrikasında kalemiye. Biz iki erkek kardeşiz. Tek bir kardeşim var Cemre inşaat mühendisliği okuyor sanırım o da şiir yazmaya başlamış henüz göstermedi fakat yayınlamak istediğinde okumak için sabırsızlanıyorum. Şiirlerim ailemde uzun yıllardır benimsenilmiş durumda hatta gelen misafirlere evde çok şiir okuduğum olmuştur. En fazlasını da annem bilir şiirlerimin henüz yayınlanmayan diğer bir şiir kitabımdaki şiirlerimi falan en iyi o bilir en çoğunu ona okumuşumdur, şiirlerimin sağ olsun sıkılmadan dinler, bu teyze dayı amca kuzenler ve şiir geceleri şeklinde devam eder. Sanırım pek de suskun kalamıyorum…

 

*Kitap okursunuz sanırım. Hangi yazar ve şairlerden beslenirsiniz? 

 

EMREBAŞ- Bunu da bir kalıba döküp çıkan cismin resminde yadetmek çok zor. Beslendiğim kaynakları benden çok daha iyi farkedecektir okur.

 

*  Siz  Denizli’de aktif bir sanatçı olarak bilinirsiniz, bu size manevi olarak ne kazandırıyor?

 

EMREBAŞ- Aslında henüz o kadar da aktif değilim. Denizli dışından da çağırıyor bazı arkadaşlar, bakalım bundan sonra daha da aktif bir süreçte buluşacağız.

 

*  Gençler genelde çekingen, özgüveni zayıf yeni insanlarla tanışmaktan çekinen insanlar olarak bilinir. Siz ise aktif ve girişken insansınız. Bu size neler kazandırıyor?

 

EMRE BAŞ-  Ciddi bir sorunu ifşa etmekte bu soru. Ne yazık ki sosyopsikolojik travma. Bu sorun sosyo-psikolojik açıdan elzem. İyice tahlil edilip akışı değiştirilmeli.

Görece evet cevabını vermiş olarak çok hoş gerçekten; Yapılacak çokça işimin olduğunu, koca bir hiç olduğumu, öğrenmeye ihtiyacım olduğu, bilmek gerektiğini, anlamak…bunları kazandırdı bana. Nereye geldiğimi düşünüyorsa insanlar onu…onu kazandırdı bana...

 

* Sizi Denizli’de her sosyal etkinlikte görmek mümkün, bu size ne kazandırıyor?

 

EMRE BAŞ- Keşke daha fazlasında olabilsem. Sanat- bilim terazimin iki kefesinin dengesi. Sanat biraz daha ağır sanırım fakat Denizli’nin Buldan ilçesine bağlı Triplis Antik Kenti’nde arkeolog olarak çalışmaktayım. Keşke gün birkaç saatlik daha cömert olsa… Benim büyük kazancım şiirlerim bu hep böyle kalacak. Şiirle yükseliyor ruhum şiirle var olduğumu hatırlıyorum.

 

SORU- Şiir yazarken geneldeetkilendiğiniz olaylar istisnalar oluyor mu nasıl? 

 

EMRE BAŞ- Tabi bir yerlere yıldırım düşüyor, alevi ise kalbime. Sonra sonra büyür…

 

SORU- Şiir yazmak ve iyi şair olmak isteyenlere neler  anlatacaksınız? 

 

EMREBAŞ- Şiir aşktır. Yani karşılıksız sevebilmektir. Bir bakıma biraz da ısrarcı olunmalı. Şairler de küser ama şiire asla. Ve çokça okumak gerek diğer şairleri zaten okudukça anlamaya çalıştıkça göreceğiz yazdırtan sebeplerin paydalarının eşitliğini Payda aynı payı olacak şair (payda: acı, sevgi, özlem…) ne kadar bilirse ne kadar hisli yaşarsa o kadar.

Benim düştüğüm hatalara düşmesinler… Lise yıllarımda yaptığım en büyük hataydı diğer şairlerin algısına-yazgısına kapımı mühürlemek, kaybım büyük… Tabi böylesi bir hatayı yaptırtan sebep yazdıklarımda özellikle şiirle ömrünü yoğurmuş önceki kuşağın renklerine rastlayışımda. Oysa geç fark ettim gökkuşağı kıvrımında hiçbir rengi boğmadan rengini gösterebilenmiş şair. Nitekim şiir yazdıkları kadar okumaya araştırmaya açık olsunlar, Dünya edebiyatı, Türk edebiyatı, kibrit kutusunda ateş olmasınlar, Gökyüzünde yıldız olsunlar.

Çok teşekkürler Emre kardeşim güzel bir röportaj oldu.