Halkı Kucaklayan Yönetici

Sevgili genç yönetici dostum,

Yönetime talip olan insan, eğer geleceğe kalmak, adından bahsettirmek, öldükten sonra bile anılmak isterse, hatta dizilere konu olmak, filmlere ilham olmak, kitaplara konu olmak, eserler bırakmak, seni anlatan yetişmiş insanlar bırakmak istemekteysen (ki bunu kim istemez ki, bugün insanın amacı da yarına kalmak değil mi) “Halkı Kucaklayan” bir yönetici olmak zorundadır. Bunu başaranlar da var ve halkı kucaklayanı halkımız daha çok kucakladı biliyorsun sen. Bunları aslında sana Üniversitede öğrettiler ama uygulamayan, duyduklarını unutmakta yetenekli yöneticiye kim ne yapsın? Çok yönetici halkı kucaklayan insan olduğunu sanır ama ben bugüne kadar gördüğüm yöneticilerin yüzde 99’unun halkı kucaklayamadığını, sahte bir “halkı kucaklayan yönetici” olduğunu gördüm.Bunları bunca senelik tecrübelerimle, bunca senelik eğitim ve okumalarımdan edindiğim bilgilerimle yazmaktayım.

Can dostum, yolun başındaki yönetici kardeşim,

Halkı kucaklamak demek, onların yanına gitmek demek, sorunları varsa onları çözmek, mektuplarına cevap vermek demek. Halkı kendini değerli gördüğüne sözde değil, davranışlarıyla inandırmak demek.Öyle gülümseyerek, selam vermek, elini sıkmak, sonra da onu baştan savarak unutmak asla halkı kucaklamak olamaz. Halkı kucaklamak demek halkı ikna etmek, işini yapamadığın zaman niye yapamadığını, onun kafasında soru işareti bırakmadan, sana olan sevgisini azaltmadan yapman demek.

Can dost,Güzel yönetici kardeşim,

Bu mektuplar sadece kamu ya da özelde yönetici olana değil, okuyup da ders çıkaracak olan her yöneticilere hitaben yazılmakta. Ders çıkaracak olurlarsa eğer. Yani özelde sana genelde yönetici olan herkese hitap etmekte. “Kızım sana söylerim, gelinim sen anla” misali. Okuyanlar bununla kimi ima ettin, kimi anlatmak istedin diyecek yerde, her yöneticiye güzel uyarılar, tecrübeler, bilgiler aktarmış bu ağabeyimiz. Bunları okuyalım, uygulayalım, gelişmesini istediğimiz sevdiğimiz yöneticilere de tavsiye edelim diye düşünür bence. Özel değil genel olarak düşünür yani halkı kucaklayan yönetici. Sadece kendisi halkı kucaklamakla kalmaz, halkı kucaklamak isteyen, sevdiği dostlarına da yol gösterir. Sevdiği yazıları okumalarını tavsiye eder, hatta o yazıların çıktığı kitapları, gazeteleri sevdiği yönetici dostlarına armağan eder, daha da ileri giderek halkı kucaklamaya yönetici dostları, aydın, bilge ve sevgi dolu insanları da alarak gider, halkı hep beraber kucaklarlar. Benim seni hasretle, sevgiyle kucakladığım gibi…

Sevgili genç dostum yönetici,

Bir göreve atanan herhangi bir yönetici, herkesi kucaklamak isterse, yönetimi altındaki herkesi arayıp bulmak, onlara gereken değeri, sevgiyi göstermek zorundadır. Babası ölen yetimin babası olmak, bir baba gibi o yetimi kucaklamak sevmek lazım. Bir özel sektör yöneticisi bile yönetimi altında çalışan işçisinin verimli olmasını istemekteyse, o işçiye gereken değeri vermek, onun derdi ile dertlenmek, onu kendi çocuğuna verdiği sevgi gibi sevmek zorundadır. İşçi sevildiğineinanarak, samimiyetle kucaklandığını görünce o zaman daha da verimli olacak muhakkak ki. Kucaklaşmak üzerine bir okuduğum yazıyı anlatayım sana.

Can dostum, kucaklayan sevgili yönetici dostum,

İsviçre’de bir firmanın personel verimliliği yüzde 60‘larda imiş. Yönetim oturmuş “Bu verimliliği ne kadar artırabiliriz?“ diye kafa yormuşlar. Sonunda şöyle bir karar alınmış. Her sabah işe gelince personel kucaklaşacak, birbirlerine başarılar dileyecekler.Bunu duyan personel önce dudak bükmüş. Ama emir demiri keser diye kabullenmişler ve üç ay sonra müthiş bir şekilde verimliliğin yüzde 90 olduğunu şaşırarak görmüşler. Üç ay kucaklaşmanın verimliliği bu. Düşünsene hayatı boyunca kucaklaşan insanın verimliliğini ve mutluluğunu.

Can dost, Çiçeği burnunda yönetici kardeşim,

Seni seveni sevmen kolaydır. Asıl iş senden nefret edenin, neden nefret ettiğini de araştırarak, o nefreti sevgiye, kucaklaşmaya dönüştürmektir. Bunu da her kişi değil, er kişi ve hakiki manada seven, halkı kucaklayan insan başarır.

Sevgili dostum,

Öyle yöneticilere rastlamaktayım ki, kendisine gitmediği için, kendisini sevmediğini sandığı insanlardan kaçmakta. Bu kaçma aslında ondan değil, yöneticinin kendi yetersizliğinden kaynaklanmakta. Özgüveni yüksek olan insanlar ve yöneticiler kaçan değil,sorunların sebeplerini araştırarak çözen,nefretle kendisinden kaçana sevgi ile koşarak gidendir. Yönetimi altındaki en ücra köye giden, sorumluluğu altındaki her yere giden insan gerçek manada kucaklayan insandır. Boşuna dememişler “Gidemediğin yer senin değildir” diye. Kucaklayamadığın insan senin insanın değil yani. Ondan da bir şey bekleme.

Can dostum,

Ben öyle yöneticiler gördüm ki, bir insanın kalbini kazanmak için, Onu sevdiğini anladığını söylemekte. Sevdiğini söylediği adam derdini anlattığı zaman da, başından savmakta ve sen rahatına bak biz hallederiz diye Marko Paşa gibi daha o odadan çıkmadan isteklerini geri dönüşüm kutusuna, bekleme kutusuna bile atmadan çöpe atmakta. Aklı sıra küçümsediği o insanı atlattığını sanmakta ama o insanın kalbinde belki de yöneticinin göremediği derin yara açmakta. Aynı yönetici ise mevki makam sahibi insan geldiği zaman hemen ayağa kalkmakta en güzel pastaları, en güzel meyve sularını ikram ederek sevgisini göstermekte.Senin böyle insan mevki makamı ile değerlendiren adam olmanı asla istemem.Sorununu çözemediğin insanı, sorununu çözecek dostlarına götürmek de senin görevin olmalı. İnsanlarımızı küçük görme, onlar belki baştan savılmaya ses çıkarmaz ama bunu da sakın unutmaz. Cumhuriyet tarihi boyunca seçim sonuçları bunu göstermekte.

Can dostum,

Kucaklamak sadece insanın bedenini kucaklamak anlamına gelmez. Bedenle değil yürekle, gözlerle, sevgi ile kucaklayacaksın ki kucakladığın insan bunu sadece fiziki olarak değil beyin olarak kalp olarak hissetsin. Umarım anlattıklarımı hissediyorsun.

Can dostum sevgili kardeşim,

Küçük yaşta sık sık kucaklanan, sevildiğini hissettirilen bebeklerinin zekasının, özgüveninin ve hayatta başarı oranının, ailesine bağlılık oranının yüksek olduğunu bilmekte misin. Yapılan bir araştırma yetimhanelerde büyüyen, sık sık kucaklanan sevilen bebeklerde ölüm oranının daha az olduğu saptanmış. Bizde de sevilmediğine inanan insanların intihara kadar gittiklerini unutma. İntihar olaylarını anlatan haberlerde çoğunda sevgisizlik vardır. Bunu psikologlar iyi anlar. Senin de psikolog olmasa da psikoloji bilen dostların olsun çevrende sana psikolojik olarak destek verecek seni kucaklayacak, kucaklamanın önemini sana hissettirerek anlatacak dostların olsun, dostlarını kucaklamasını bilen insanlardan seç derim sana.

Can dostum sevgili yönetici arkadaşım,

Sevmesini, kucaklamasını bilen insan bir bakkal veya esnaf bile olsa çok zaman yöneticilerden daha çok sevgi ile karşılaşabilir ve ilgi görebilir. Bu demek ki halkımız seven ve kucaklayan insanı daha çok kucaklar mevkii ve makamı olmasa da. Yeter ki insan kucaklamasını ve sevmesini bilsin “ sevgi ve kucaklaşma” işte o kadar önem arz etmekte anlayana.

Can dostum, sevgili yönetici Kardeşim,

Sevgiyi, kucaklaşmayı, önce bizler büyükler olarak kendi aramızda, eşimize, sonra çocuklarımıza, daha sonra topluma göstermemiz lazım. Kıskançlıkları bırakarak başarılı olmuş insanları kucaklayarak, onları gerçek manada severek, başkalarına sevgi ve kucaklaşmalarını göstermelerine fırsat vererek, güzel konuşan etkili hatipleri de yönetimimiz altında insanlarla seminer, toplantılarla kucaklaştırarak, hatta bu sevgi ve kucaklaşmayı teşvik eden kitap ve dergileri okumayı sevenlere armağan ederek sevgi ve kucaklaşma halkasını ailemizden işimize, işimizden eşimize, eşimizden şehrimize ülkemize ve dünyamıza yayalım. Bak bu yazıyı okuyunca, önüne gelen ilk sevdiğin insanı kucaklayarak işe başla, sonra gün boyu sevdiklerini içinden geldiği gibi kucakla da gör kucaklaşmanın etkisini. Gel ben de seni bir kucaklayayım. Kucaklaşmanın önemi sadece kağıtta kalmasın.

 

Gözlerinden öperim.