“Masal Değil Gerçek”i Yayınlatan Hasan Akgül:

45 Yaşında ilk kitabı “Masal Değil Gerçek”i Yayınlatan Hasan Akgül:

“Yazmak isteyen arkadaşların sabırla ve bolca çalışmaları gerekiyor”

 

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz bugüne kadar?

HASAN AKGÜL-1969 Gümüşhane doğumluyum. Küçük yaşlarda Erzincan’a yerleştik. İlk, orta ve lise eğitimimi orada tamamladım. 1987 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine girişi yaptım ve 1991 yılında mezun oldum. 1992 yılında Maliye Bakanlığında Vergi Denetmeni olarak göreve başladım. Bursa, Konya ve Samsun illerinde çalıştım. Halen Samsun ilinde Vergi müfettişi olarak görevimi sürdürüyorum.

SORU- Yazmaya başlama hikayenizi anlatır mısınız? Kitabınız çıkmadan önce ve şu an duygularınız arasında ne farklar var?

HASAN AKGÜL- Kitapta da bahsettiğim gibi yazarlık konusunda herhangi bir deneyimim yok. Esasen kitap yazmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Bir gün yaklaşık 1 yıl önce kitapçıların önünden geçerken ölüm ve sonrasına ilişkin yazılan birkaç kitap dikkatimi çekti. Şöyle bir göz gezdirdim. Ölüm olayı gibi çok ciddi bir hadisenin daha duygu yüklü anlatılması gerektiği kanaatine vardım.  Bu düşünceyle kendimce bir şeyler karalamaya ve bazı notlar çıkarmaya başladım. Sonrasında olay benim düşündüğümden farklı bir şekle büründü ve ortaya bugün elimizde olan bu eser çıktı.  Ben kendimi halen bir yazar olarak görmediğim için öncesi ve sonrası diye bir ayrım yapmam zor. Yalnız bu kısa süreç içerisinde şunu öğrendim: yazarlık zor bir meslek ve her yazan yazar olmuyor. Ben yazarım diyebilmek için insanın bu alanda yıllarını vermesi gerekiyor.

SORU- 45 Yaşından sonrakitap yazmak nasılbir duygu? Kitabınızın muhtevası nedir?

HASAN AKGÜL- Kitap yazmak nasıl bir duygu, doğrusu insanın bir eser ortaya koyması, onu eline alması güzel bir duygu ama bizim ülkemizde gerek okuma düzeyinin düşük olması gerekse benim gibi aklına esenin bir şeyle yazması nedeniyle ortaya konulan eserler sanırım gerekli ilgi ve alakayı görmekten uzak oluyor. Kitabın konusuna gelirsek kitabın ana teması Kuran’ın Allah (c.c) tarafından inzal edilen hak kitap olduğu hususunun, özellikle her geçen gün çeşitli yayın organları marifetiyle ahlaki değerleri ve inancı yerle bir edilen genç dimağlara anlatılması, anlatılmaya çalışılmasından ibaret. Bu husus eserde çeşitli enstrümanlar ile desteklenmeye çalışıldı. Kitapta işlenen aynı amaca yönelik farklı konular nedeniyle bu kitapta her yaştan her kesimden insanın kendisi için bir şeyler bulacağını ümit ediyorum.

SORU- Çok kitap okuyor musunuz? Kitap okumak size neler kattı? Gençler genelde okumadan yazmaya çalışırlarda…

HASAN AKGÜL- Gençlik yıllarımda çokça okurdum. Özellikle lise ve üniversite çağlarında. Daha sonra bir mesleğe girince toplumdaki genel hastalıktan ben de nasibimi aldım. Okumama hastalığı. Ama halen ara ara okuduğum birkaç kitap var. Okumak ne katıyor dediğinizde, bugün ortaya çıkan bu eser büyük oranda gençlik yıllarımdaki okuma alışkanlığının bir sonucudur diyebilirim. Eserdeki birçok bilginin kaynağı o yıllardaki okuma alışkanlığına dayanıyor. Dolayısıyla bu eser için 20 yıl önce okuduğum kitapların bugüne yansıyan faydalarından birisidir diyebilirim.

SORU- Sonradan yazmaya başlayan bir insan olarak gençlere neler söylersiniz bu konuda?

HASAN AKGÜL- Kitap yazmak her yaştaki insan için güzel bir duygu olsa gerek. Ama yazarlık yapmak isteyenlerin bence bu kadar beklememesi gerekir. Gerçi benim böyle bir iddiam yok ama bu esere bakarak her yaşta yazarlık yapılabilir duygusuna kapılmaması gerekir. Normal olarak benim yaşlarım yazarlık mesleğinin olgunlaştığı bir dönem olarak kabul edilmeli ve bu nedenle yazarlık yapmak isteyenlerin çok daha genç yaşlarda bu işe girişmeleri gerekir.

SORU- Kitabınızın size göre hedef kitlesi kimler?

HASAN  AKGÜL- Yazdıklarımın hedef kitlesi bütün insanlar. Belki çok iddialı oldu ama eserde yer verdiğim konular itibariyle hedef kitle dili, dini ne olursa olsun bütün insanlar. Zira kitapta bir taraftan iman mevzuu işlenirken öte yandan amel konusu da boş bırakılmamıştır. Tabi dilimin döndüğünce ve kalemimin kıvraklığı ölçüsünde. Özellikle rüyalar bahsi başta genç kesim olmak üzere herkesin ilgisini çeker diye düşünüyorum. Ölüm olayı esnasında yaşananların hikâye edildiği bölüm ise genç, yaşlı herkesehitap etmektedir. Bu bölümün ses getirebileceğini zannediyorum. Şahsen ben yazarken ürperdim, ölüm gerçeğinden korktum. Sanırım herkes için de bu durum geçerli olacaktır.

SORU- Hem çalışıp hem araştırma yaparak yazmak size zor gelmedi mi?

HASAN AKGÜL- Hem çalışıp hem yazmak. Şimdi aslında bir kamu kurumunda çalışıyor olsam bile özellikle hafta sonları yeterince boş vakte sahip oluyoruz. Bu durum sadece benim için geçerli değil. Bütün çalışanlar için sözkonusu bir durum. Fakat boş vakitleri öldürmekte üzerimize olmadığından günlerimiz ve ömrümüz zayi olup gidiyor. Yoksa esasen bir müslümanın hayatında boş vakit kavramına yer olmamalı.

SORU- Yazarken hangi kaynaklardan beslendiniz?

HASAN AKGÜL- Yazarken başta Kur’an ve hadisler olmak üzere teknolojinin gereklerinden yararlandığımı söyleyebilirim. Özellikle internetten. Aslında internetin kullanım amacı da bu olmalı. Ama maalesef internet bugün her yaştan insan için ama özellikle gençler için sadece bir oyun ve eğlence aracı olarak kullanılıyor. Devleti idare edenlerin bu konuyu çok ciddi olarak ele alması gerekiyor.

SORU- bundan sonra da yazmaya devam edecek misiniz? Hangi konular üzerine? Keşke daha önce yazmaya başlasaydım dediğiniz oldu mu?

HASAN AKGÜL- Hiçbir zaman yazmak amacı ve düşüncesi içerisinde olmamıştım. Bilemiyorum ama ihtimal bundan sonra da yazmayacağım. Çünkü benim amacım yazarlığı meslek edinmek değil. Böyle olsaydı sorunuzun bir anlamı olabilirdi. Ama ben iman noktasında topluma bir şeyler verebilir miyim düşüncesiyle yola çıktım. Bu eserde de arzu ettiğim şeyleri belli ölçüde insanlara duyurduğumu sanıyorum. Ayrıca zamanı şimdi imiş ki bugün nasip oldu diye düşünüyorum. Bu nedenle keşke ye yer vermiyorum.

SORU- Yazmak ve etkili yazarolmak isteyenlere neler önereceksiniz?

 

HASAN AKGÜL- Kitap yazmak kolay bir iş değil. Bunun için önce pişmek gerek. Bunu kendi örneğimde çok iyi gördüm. Bu nedenle haddimi aşarak kendimi yazar olarak vasıflandırmıyorum. Bu nedenle yazmak isteyen arkadaşların sabırla ve bolca çalışmaları gerekiyor. Ayrıca çevrelerinden gelebilecek olumsuz tepkilere (senden yazar olmaz, yazarlık senin neyine vs. gibi) kulak tıkamalarını da özellikle belirtmek isterim. Ayrıca yazmak isteyen arkadaşların mümkünse yazarların tecrübelerinden yararlanmalarında ciddi faydalar olduğunu düşünüyorum.