BAYRAMLIK

Bayram; kim ne derse desin, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, bayramdır. Serzenişlerle, nerde o eski bayramlar demekle vakit geçirmek ancak bugünümüzün tadını kaçırmaya yarar. Bayramı bayram havasında yaşayanlar için değişen bir şey yoktur. Bayram şekerleri aynı lezzettedir, bayram sevinci aynı güzelliktedir.

            Bayramı bayram yapan en değerli öğe, çocuk sevincidir. Bir çocuğu sevindirmek en büyük bayram sevincidir. İşte bu yüzden bayram öncesinde dolup taşar çarşı pazar. Çocuğuna küçük bir hediye almaya çalışan anne babalar hiç olmazsa çocuklarının mutluluğuyla bayramı daha dolu dolu yaşamayı istemektedirler.

            Şimdiki çocuklarda, bayramlığını koynuna alıp yatmak, ayakkabısını, elbisesini başucuna koymak, bayram sabahı herkesten erken kalkıp yeni giysilerini giymek pek de rastlanan davranışlardan değil. Eskiden yalnızca bayramdan bayrama yeni bir şeyler gören çocuklarıyla, şimdinin kendine her günü bayram ilan çocuklarını düşününce eski sevinçleri hatırlamamak da olmaz.

            İş yine dönüp dolaşıp aileye dayanıyor. Bayramda çocuklarına büyükleri ziyaret etmeyi hatırlatmayan, bayramı şehirden kaçmak olarak gören ailelerin bayramla ne kadar ilgisi vardır, düşünmek gerek. Özellikle apartmanlarda kapısına bayramlaşmaya gelen çocuklara kapıyı açmayan, çocuklar için ayrı, misafirleri için ayrı şekerler alan kişilerin de bayram algıları farklı değildir.

            Çocukken mahalle mahalle, sokak sokak dolaşırdık. Tanıdık tanımadık herkesin evine gider, bayramlaşırdık. Topladığımız bayram harçlıklarımızla da lunaparka gider ve gönlümüzce eğlenirdik. Paramız bitince, iyi bayram harçlığı veren evlere tekrar gidip bir daha bayramlaşırdık.

            Şimdi bir bakıyorsunuz ki, çocuklar bayramda anne, baba, dede, nine dışında pek de açılmayı sevmiyorlar. Bilmiyorlar ki onları bir yerlerde bekleyen teyze, hala, amca, dayı bekliyor. Ziyaret edilmekten kimse rahatsız olmaz. Bayram “hatırlamak”tır. Bayramdan bayrama bile olsa büyükleri hatırlamak onların haklarını ödemeye yetmese de bayramı fırsat bilmek bile bazen büyük bir nimettir. Abdurrahim Karakoç’un dediği gibi;

 

“Ana, bu bayram mı? . Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?”

 

            Değerlerimize sahip çıkmadığımız müddetçe her gün bir damarımızı daha kaybederiz. Basit gibi görünen o kadar çok ayrıntı var ki bizi hayata sımsıkı bağlar. Bayramı basit bir el öpme olarak görmek, hem bayramın maneviyatını zedeler hem de bizim olan değerlerin elimizden bir bir kopup gitmesine sebep olur.

            Bir yetimin başını okşamak için, bir yalnız kalbe konuk olmak için bu bayramı fırsat bilmek gerek. Kendimizden başkalarını da düşünürsek bayram şekeri tadında günler geçirmek elimizde. Eskiyi yâd etmeden bugünün hakkını vermek için yanımızdaki yöremizdeki her kapıyı çalarak bayram sevincini paylaşmak en güzeli. Elbette bu arada çocukların bayram harçlıklarını da unutmamak gerek. Onların gönüllerini almak o kadar da pahalı değil. Çocuk kalbi çabucak yumuşayan bir yapıya sahip. O kalpleri incitmeden bayramı bayram gibi yaşamak gerek.

 

            Ağzınızın tadıyla yaşayacağınız bir bayram geçirmenizi diliyorum. Bayramınız bayram olsun.