UMREYE GİDİYORUM

Mustafa Uçurum

Bir Tokatlı olarak memleketimin her karışını severim. Toz kondurmam memleketime ama bir şey de olacaksa en iyisi benim memleketimde olsun isterim. Doğal güzel olarak; “Eyvallah” sıkıntımız yok. Rabbim en güzel nimetlerinden sunmuş bizlere. Şükrederek yaşıyoruz. Fakat aksayan bir yön varsa da memleketimizdir diyerek sineye çekme lüksümüz yok. Bu köşeler bizdeyse ve buralarda doğruyu söylemeyeceksek buraları boşu boşuna işgal etmenin de bir gereği yok.

Tokat’ta bir esnaf sorunu olduğu aşikâr. Bir iletişim kopukluğu mu var yoksa esnafımızda kendine aşırı güven mi var anlamak zor. Böyle bir sorun olduğunu en doğru şundan anlayabiliriz; Tokat’a dışarıdan iş yapmak için gelenler daha başarılı oluyor. Tokatlı esnaflar ya da esnaf odaları da bir an önce “Tokatlılar neden kendi esnafına sahip çıkmıyor?” diyerek suçu Tokatlılara atmak yerine, ortada bir sorun varsa bunu çözme yoluna gitmeye çalışmalılar.

Aldığınız bir ürünü eğer beğenmediyseniz Tokatlı bir esnafa götürmek için öncelikle mangal gibi yüreğiniz olması gerek. Değiştirebilirseniz büyük bir başarıya imza attınız demektir. Arızalanan bir ürünü götürdüğünüzde de gelecek tepki çok nettir: “Kullanıcı hatası olduğu için garanti kapsamı dışında.” Bu tür olayları birebir yaşamış biri olarak yazıyorum bu satırları.

Bir de bir dostumun bana anlattığı ve hiç şaşırmadığım bir olayı paylaşmak istiyorum sizinle. Site Yöneticisi arkadaşım bozulan diafonları değiştirmek ister. Bu işler için bir elektrikçiyle anlaşır. Elektrikçi; diafonları ve panoyu değiştirir. Her daifonun tanesine 100 lira der elektrikçi. Pano için de 200 lira. Apartmanda paralar toplanmaya başlanır. Apartman sakinlerinden bu işlerden anlayan birinin bu fahiş fiyatların normal olmadığı uyarısı üzerine yönetici dostum önce internetten araştırır fiyatları. Fiyatlar 20-35 lira arasındadır. Panonun fiyatı da 100 lira.

Elektrikçiye gitmeden önce elektrikçinin yanındaki diğer elektrikçide de fiyatların internetteki gibi olduğunu görür, oradan diafonları ve panoyu alıp bizim elektrikçiye götürür arkadaşım. Durumu da anlatır. Tabii ağzına geleni de söyleyerek. Önce bunu kabul etmese de elektrikçi, durumu da bildiğinden kabul eder olup biteni.

Filmin anafikri  bundan sonra  yaşanır. Elektrikçi aldığı işçilik ücretini de zorla geri vermeye çalışır ve der ki; “Hakkını helal et, yaptım bir hata, bak ben Umreye gideceğim. Oraya günahla gitmek istemem. Nolur helal et hakkını.”

Umreye gitmek, hacca gitmek, bunlar güzel ibadetler de oralara gideceği zaman mı insanın aklına dürüst olmak gelir? 20 liralık bir ürünü 100 liraya, 100 liralık olanı da 200 liraya satmak hangi vicdanın işidir düşünmek gerek. Kutsal topraklara gidince pir ü pak olacağını sananlar varsa boşuna avutmasınlar kendilerini. Bazen yapılan bu yolculuklar turistik gezinin ötesine geçemiyor. Önce vicdanını temizleyecek kişi, ondan sonra ne yaparsa yapar; o, kul ile Allah arasındaki mesele.

Biz esnafımıza da memleketimize de sahip çıkarız. Yeter ki bizi çantada keklik görmesinler. Kargo şirketlerine baksınlar. Günde yüzlerce ürün geliyor Tokat’a. İnsanlar daha çok güvendikleri için ve hesaplarını daha kolay sorabildikleri için internet alışverişini tercih ediyorlar. AVM var artık Tokat’ta. İnsanlar orayı sadece gezmek için tercih etmiyor. Firmaların müşteriye yaklaşımlarını beğendikleri için oraya gidiyorlar.

Müşteri veli nimettir sözü sadece işyerlerinde bir süs olarak kalmasın. İcraat da görmek istiyor insanlar.