PARSELLENMİŞ BEYİNLER

Mustafa UÇURUM

“Birlik beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz bu kritik günlerde…” diye başlayan cümleleri ne kadar çok kurmaya başladık. Bakıyoruz yaşananlara, yapmamız gereken çok net; birlik ve beraberlik mesajı vermek. Zaten toplumun büyük kesiminden de bu türden mesajlar gelmeye başlıyor. Hatta önemli isimlerden bu türden teskinleştirici cümleler bekleniyor.

Bakıyoruz ki yaşanan bir acı var. Coğrafyası çok da önemli değil. Dünyanın herhangi bir noktasında olabilir. Mazlum bir halk zulüm altında eziliyor. Bunlara sahip çıkarken bile bir sürü hesaplar yapılarak paylaşılıyor acılar.

Filistin, Gazze, Mısır, Irak söz konusu olunca meydanlara çıkanlarla Doğu Türkistan, Kerkük, Çeçenistan, Azerbaycan mevzu olunca meydanları dolduranlar aynı kişiler değil.  Atılan sloganlardan tutun da acıların sahiplenilmesi de çok ideolojik olmaya başladı.

Acının tarafı olmaz. Zalimin kim olduğu önemli değildir. Ortada bir zulüm varsa kim olursa olsun ortak acı bilerek mazlumun yanında olmak insanlığın bir gereğidir. Kafalar öyle bir cendereye girdi ki kendi dünya görüşünden başkasını görmek istemeyenler çoğaldı. Bu öyle rahatsızlık veren bir durum ki gerçeği görse de milyonların gözünün içine baka baka yalan ve iftiraya başvurmaya kadar giden bir hal aldı.

Suruç patlamasının ardından ilk taziyede bulunanlardan biri Cumhurbaşkanı iken Selahattin Demirtaş televizyon ekranlarında “Cumhurbaşkanı neden Suruç’ta ölenler için tek cümle kullanmadı.” diyebildi. Elbette o da biliyor Cumhurbaşkanının söylediği cümleleri ama algı yönetimi olarak böyle bir zan bırakmak istiyor Cumhurbaşkanının üzerinde. Kendilerinin neden şehit asker ve polisler için cümle kurmamak için bin dereden su getirdiğini sorgulama gereğini hissetmiyorlar.

İdeolojisi insanı kör etmeye başlarsa ne yazık ki kişi gerçekleri görmemek için olmadık yollara başvurur. Cumhurbaşkanı, başbakan her fırsatta dünyanın tüm mazlumları için yardım elinin uzandığını söylemelerine rağmen, bazıları hâlâ çıkıp neden Türkistan’dan bahsetmiyorlar diyebiliyor. Hem de kendi liderlerinin ağzından bir kez Filistin üzerine bir cümle çıkmadığı halde. Kerhen çıkan cümleleri saymıyorum elbette.

Bu tavırların hiçbiri unutkanlıkla, farkında olmamayla açıklanamaz. Bilinçli bir kuşanmışlıkla yapılıyor bu taraf tutmalar. Berkin Elvan için gazetelerde çarşaf çarşaf taziye verenlerin neden Yasin Börü hakkında bir cümle dahi kurmadıklarını artık gerçekleri görenler biliyor.

Bir hafta içinde yaşadıklarımıza bakın. Öyle bir hızla saf değiştirenler var ki artık kendi renklerini de unutuyorlardır herhalde böyleleri. Oradan oraya geçmekten ne düşündüğünü bile artık kendileri de kestiremiyorlardır herhalde.

Hükümeti İşid’e destek vermekle suçlayanlar, İşed’e yönelik harekât başlayınca bir anda hümanist oldular, akıllarınca insanlık dersi vermeye başladılar. Hatta “Neden PKK’ya müdahale yok?” diyenler de çıktı. Müdahale olunca da birileri çıktı; “Hani çözüm süreci vardı?” bile dedi. Polislerimiz evlerinde, içinde çok soru işareti barındıran bir şekilde şehit edilirken çözüm sürecinden bahsetmeyenler askerlerimiz terör örgütüne yönelik müdahalelere başlayınca çözüm süreci tarafında oldular.

Ortak değerlerden bahsetmek ne yazık ki sözle olmuyor. Kimin nerede durduğunun idrakine varmak gerek. Kim, kiminle, kimin karşısında durduğunu belli etmezse ortalıkla çark edip durmaya devam edecektir.

Hâlâ komplo teorileri kurarak yapılanları görmezden gelmeye çalışanlar var. Çünkü bugün İşid’e ve terör örgütüne yapılan müdahaleleri desteklemeyi hükümeti desteklemek sayanlar var. Ülkedeki gelişmeleri desteklemeyi de aynı zihniyetle görmezden gelenler olduğu gibi.

Zor günlerden, çetrefilli geçitlerden geçtiğimiz şu günlerde birlik beraberlik kurmak yerine bu konuda bile muhalefet olmayı seçenlerin kime hizmet ettiğini görecek basiretli insanlara ihtiyacımız var. İngiltere başına bela olan terör örgütü IRA’yı bitirirken, İspanya ETA’yı bitirirken sadece terörle mücadeleyle uğraşmıştı. Muhalefet tüm yetkiyi hükümete verdiği için ve bu konuda hükümete destek oldukları için ülkelerinden terörü tamamen temizlemişlerdi. Bizdeki durum tam tersi; mücadele hem terörle hem de muhalefetle devam ediyor.

 

Bütün siyasi çıkarları bir kenara bırakarak ülkesi adına alınan kararlara destek veren, kafasını ve gönlünü ülkesine adamış insanlarımızın çoğalmasını dilemek, şu günlerde yapacağımız her hayırlı duadır.