YILSONU ETKİNLİKLERİ

           İnsan ömrünün en güzel çağı, orta öğretim yıllarıdır. O yıllarda çocukluktan gençliğe geçilir. Bıyıklar terler, sınav korkusunun ve aşkın acıları birbirine karışır. Sınıf arkadaşlığının zirve yaptığı yıllardır, o günler. Ortak acılar ortak sevinçler, sıra ve sırdaş arkadaşlığının temeli o yıllarda atılır. Hatıra defterlerine “Dünya bir gemi / yoktur dümeni / kullan gemini / göreyim seni…” gibi tekerlemeler, yarınlar için bir çeşit uyarıdır. Özellikle öğretmen okulu son sınıf öğrencilerinin dillerine pelesenk ettikleri; “Bizim için Van Gölü kıyıları da Boğaziçi kıyıları kadar kutsaldır.” Sözleri idealliklerinin kanıtıdır.

           Birbirimize öyle bağlanırız ki  “Bu sevgi bağı kopmaz hiç – Dağılsak bir gün yurda” diye şarkılar söyleriz. İşte bu günleri yâd etmek için çeşitli düzenlemeler yapılıyor. Şimdiye kadar neyimiz varsa evimiz, çocuklarımız için harcadık. İki gün de kendimiz için harcayalım diye böyle etkinliklere coşkuyla katılıyoruz.     

            İlimizde son yıllarda orta dereceli okul mezunları, çeşitli adlarda etkinlikler düzenliyor. Benim bildiğim bunlardan biri Gazi Osman Paşa Lisesi Pehlili pilav, diğeri Tokat Öğretmen Okulu Mezunları’nın buluşma günü. En eskisi Pehlili pilav günü galiba. İkisinin de kurucu başkanları sevgili öğrencilerimden ve de iki amca çocuğu olan Bilal ve Kadim Durmazlardır.

            Dr. Bilal Durmaz, pilav gününe hem mezunların hem de GOP lisesinde görev alanların katılmasını ön gördü. GOP çatısı altında yedi sene öğretmenlik yaptığım için pilav gününe, Öğretmen okulu mezunu olduğum ve de katılımcıların çoğunun öğrencilerim olduğunu bildiğim için de öğretmen okulu mezunları etkinliğine katılıyorum.

            Böylece ilgili okulların mezunu olmadığım halde her iki ekip de beni kabullenip bağırlarına bastılar. Bunun için iki ekibe de esenlik dileklerimle teşekkürlerim tabiidir.

 Şimdi iki etkinlikle ilgili kişisel düşüncelerimi belirtmeye çalışacağım.

            Lise mezunlarından bakan, milletvekili rektör, dekan, iş adamı, üst düzey bürokrat, komutan, fabrikatörler yetişmiş. Etkinlik bir gün gibi görünse de hasretler birkaç gün beraber eğleniyorlar. Eğitim gördükleri sınıfları geziyor, konferans salonunda toplanıp anılarını yâd ediyor, öğrencilik günlerine dönüyorlar. Mali durumları da uygun olduğu için katkılarıyla lisenin fizikî noksanlıklarını tamamlıyor, başarılı öğrencilere burslar veriyorlar.

            Pilav günü, hem gelenekselleşmiş, hem de kurumsallaşmıştır, artık. Emeği geçenlere teşekkür ve saygılar…

            Öğretmen okullarının üniversitesi yalnız, eğitim enstitüleri veya yüksek öğretmen okullarıydı. Buraları bitirenler orta dereceli okullara öğretmen oluyorlardı. Hangi dereceli okulda görev alırsa alsın öğretmenin, hele de emekli öğretmenin geliri ne ki, kime ne kadar yardımı dokunsun? Zaten okulları üniversiteye devredilmiş. Buluşunca sınıflarını dolaşıp şöyle bir hasret bile gideremiyorlar. Türküdeki gibi, “Evvel yârin sevgilisi ben idim / şimdi uzaklardan bakan ben oldum” deyip buluşmanın tadını başka yerlerde çıkarıyorlar.

            Salonları yok ki orada eğlensinler. Onlar da gündüz kendilerini kıra, açık havaya vuruyor, akşamları restoranlarda -herkes kendi kesesinden- ver ediyorlar eğlenmeye…

            Bu sene Tokat öğretmen okulu mezunları birinci gün gündüz, Almus belediye çay bahçesi, gece Ballıca otelinde, ikinci gün gündüz çam içi yaylası, gece seyir tepe restoranında ve de salonlara taşıdıkları büyük boy başöğretmen Atatürk’ün posteri önünde hasret giderdiler, gönüllerince eğlendiler.

Millet sınıf arkadaşlarıyla öğrencilik günlerini yaşadı. Ben ise çocuklarımın mutluluğuyla mutlandım.    

 

            Devamı nice nice yıllara…