Fındığın Başkenti Giresun

Giresun Karadeniz kıyısına inci misali dizilen illerimizden sadece bir tanesidir. Samsun’dan başlarsak, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin iline kadar dayanır. Karadeniz bölgesi anlatılmaz yaşanır. Yaşayan hafızasından bir daha da çıkmaz. Giresun Karadeniz kıyısına kurulmuş güzel bir ilimizdir. Adını çok eski dönemlerden almıştır. Romalı Lukullus M.Ö Yetmişinci yıllarda buralara gelmesine dayanır. Eski dönemlerde bu bölge kirazıyla, yabani üzümleriyle ünlüymüş. Bu bölgenin adına Kerasuz  Cerasuz avium, denilirmiş. Daha sonraları Giresun denilmeye başlanmış. Giresun a bağlı on beş ilçesi vardır. Bunlar Alucra, Bulancak, Çamoluk, Dereli, Doğankent, Espiye, Eynesil, Görele, Güce, Keşap, Piraziz, Şebinkarahisar, Tirebolu, Yağlıdere ilçeleriyle kendini güçlü ve kuvvetli hisseden ilimizdir. Giresun u Trabzon, Sivas, Tokat, Ordu illeri komşu illeriyle çevrilidir.

         Giresun un Samanlık Kıranından denize doğru baktığınızda Gedik kayanın yanından adayı rahatlıkla seyredersiniz. Ada Giresun kıyısına1.6 kmuzaklıktadır.40 bin m2 dir. Bu adada 71 çeşit ağaç türü vardır. Daha sonrada on çeşit ağaç türü dikerek çoğaltmışlardır. Bu ada karabatak ve martıların ürediği yer olan adaya göçmen kuşların konaklama evi görevini de yapmaktadır. Bu adanın diğer adı da hayırsız adadır. Efsaneye göre (KralMitridates in dünya güzeli bir kızı varmış. Pek çok soylu kişiler bu kıza dünür oluyorlarmış. Her seferinde kız kimseyi beğenmezmiş. Kızın gönlü koyun çobanın daymış. Bunu duyan Kral Mitridates kızını adada ki manastıra hapseder. Koyun çobanını da yakalatır, adanın karşısında bir kiraz ağacında astırır. Bunu duyan kız kendini manastırda asarak hayatına son verir) O günden bu yana bu adaya halk hayırsız ada derler. Bu adanın insanlık tarihine yakın bir tarihi vardır. Bir çok hikaye ve tarihi konulara sebep olmuştur. Onun için burası ikinci derecede sit alanı ilan edilmiştir. Her yıl 20 Mayıs’ta Uluslar arası Aksu festivali düzenlenir. Cenevizliler ve Venedikliler, tarafından gemi sığınağı olarak yıllardır bu adayı kullanmışlardır. Adada bulunan Hamza taşı ona tanrıca Kybele yi temsil eder. Saç ayağı gibi üçayak üstüne oturtulmuş bir taş. Bu taş ocak aile kültürünü temsil ediyor. Bu taşın dört bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu söylenmektedir. Yaşlı insanlar saç ayağı taşın altından geçerek sağlık, güç, mutluluk ve huzurlu bir ailenin içinde yaşayacağı inanışın dadırlar. Bu bir mistik inanış bunu yapanlara mutluluk ve huzur vermektedir.30 Mayısta insanlar yöresel milli giysilerini giyer, gruplar halinde yöresel müzik çalgı aletlerini çalarak, birlik, beraberlik, kardeşlik duygularıyla oynayarak sokaklardan katılan insanların da katılımıyla tören alanlarına girerler. Burada her bölgeden gelen, Türkiye’nin değişik bölgesinden gelenler, Dünyanın değişik ülkesinden gelen insanlarla eğlenirler yer, içer veda zamanı gelince dostça ayrılırlar. Gittikleri yere anılarını, öykülerini ve dostluklarını birlikte götürürler. Burada yakılan ateşi herkes kendi ülkelerine götürür. Bu ateş insanlık yaşadıkça yanacaktır. Törenin 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramına gelme sininde ayrı bir anlam ve önemi vardır.

           Samanlık Kıranından aşağı bakılınca Gedik kayasından adayı küçücük görürsünüz. Deniz ışığın yansımasıyla, maviliğin bütün tonlarını görmeniz mümkündür.  Karadeniz'in bu kadar huzurlu, sakin uysal olduğunu bilen ve duyan var mıdır bilinmez. Durgun denizin üstünde hafif esen rüzgar, tablo üzerinde ressamın fırça izlerini görür gibisiniz. Hayranlıkla seyrederken zaman unutulur, nasıl geçtiğini unutursunuz. Giresun kalesinde topal Osman’ın mezarını görürsünüz. Bu kale her tarafa hakim bir tepedir. Günümüzde dinlenme ve mesire yeri olarak tüm halkın ziyaretine açıktır.

               Giresun a fındığı başkentti dersek hiçte yanlış bir söz söylememiş oluruz. Fındık burada ekmek kapısı, iş, aş ve geleceğin umudun kapısıdır. Dağ, taş ve her yer fındık. Fındıktan üretilen ürünler yurt içinde ve dışında yüz akımızdır bizlerin. Son zamanlarda kividen de bahsederiz buralardan. Eskilerde kirazın, üzümün ve vatanı olan buralarda günümüzde azda olsa söz sahibidir.

             Giresun un önünden geçen yol, doğuya giderseniz, Trabzon, Rize, Artvin ve Gürcistan-Bat uma geçersiniz. Batıya giderseniz Ordu, Samsun ve oradan İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ya gider. Giresunluların gurbete gidenlerin sayısı da az değildir. Burada SEKA kağıt fabrikasının kapatılması göçe biraz daha katkıda bulunmuştur. FİSKOBİRLİK alanının daraltılsa da Fındık ezmesi, fındık kreması, çikolata, fındık unu, fındık yağı, üretilmektedir. Fındığın kabuklarından da sunta yapılması, parke yapılması da en üst seviyede yapılmaktadır.

              Giresun gelişen illerimizden bir yerdir. Buradakilere Giresun’u nasıl tanıtırsın dediğimde, Yeşili, denizi, kirazı, üzümü, adası, fındığı deriz. Buranın insanının çalışkanlığı, yardım sev erliliği, samimiliği ön plandadır. Eğitim ve öğretime verdiği değerde yenilikçiliğin önderliğini yapmaktadır. Buranın yöresel yemekleri Etli karalahana dolması, mandar kavurması, diken ucu kavurması(mücveri),pancar çorbası (sakarca, hoş veren, men deren, gardirik otlarından)mısır ekmeği, hamsi böreği, kiraz kavurması, fasulye turşusu, kadayıf tatlısı, fındık burma tatlısı ve Giresun a has bide.

            Bu güzelim yurt köşesinin önünden gelip geçersiniz. İçinde bir gün konaklayıp, bu güzel insanlarla bir gününüzü paylaşınca başka günlerinde siz ayıracaksınız. Kız alan şelalesini, yaylalarını, denizini, türkülerini birlikte söyler horonlarını birlikte teper siniz. Sevgidir saygıdır, sağlık, hoş görü dur buralarda yaşamak. Sevgi yolunu yıllar önce Halil Rıfat Paşa buralara kadar sarp ve çetin aşılmaz dağların arasında kazmanın ucuyla getirmiş ve demiş ki (Gidemediğin yer senin değildir.) Hadi bu sevgi yolu herkesi Giresun’a beklemektedir.

 

SÜLEYMAN ERKAN  05-07-2015 

                

 

kavaklar mah. GİRESUN.