GERİSİ TEFERRUAT

Son bir haftadır yüreğimiz yanıyor. İçimiz kavruluyor. Melek yüzlü siyasi katiller ve katillerin uşakları iş başında. Ülkenin dört tarafında terör estirip kargaşa çıkarmakla meşguller. Yine analarımızın bağrı yanıyor, çocuklarımız ağlıyor.   

         İnanın yukarda yazdıklarıma ben inanmıyorum. Bu ülkede kargaşa yok, ağıtlar da yok.  Her şey yerli yerinde... Devlet de, millet de dimdik ayakta duruyor. Herkes kendi rolü oynuyor. Siz kudurmuş köpeklerin uslandığını hiç duydunuz mu? Salyalarını oraya buraya saçarak sonunda geberip gidiyor.  Ülkemde PKK köpeklerinin yaptığı bundan başka bir şey değildir.

         Bu devletin mayası, Allah, millet ve devlet aşkıyla yoğrulmuştur. Asırladır yeryüzüne insanlık ve adalet dağıtan bu anlayışını asla kimse bozamayacak. Hele üç buçuk mayasızın, yerli ve yabancı işbirlikçileriyle kurmaya gayret ettiği tuzak, asla gayesine erişmeyecektir. 

Vatan için verdiğimiz şehitlerimizi; cennete, hem de Resulullah’ın kucağına uğurladık. Onlar, bulundukları uhrevi mekândan elbette mutludurlar. Bu yüzden analarımızın ağıt yakmasına lüzum yoktur. Bu vatan için dün de on binleri, yüz binleri şehit verdik. Bugünde veriyoruz, yarın da vereceğiz.

Bir vatanın kutsiyeti, uğruna dökülen kanlarla ölçülür. Üzerinde yaşadığımız vatan, o nedenle kutsaldır. O nedenle mukaddestir. Çünkü mukaddesatımızı, imanımızı, inancımızı bu topraklar üzerinde yaşıyoruz.

Varlık sebebimiz olan Allah Aşkımızı, bu topraklarda Ezanla ve Kur’an’la dile getiriyoruz.  

Aşkımız da şevkimiz de bizim öylesine büyük ki; bu aşkı bu sevdayı dile getirenlerin elini bırakır, ayaklarını öperiz.

Allah’ı sevenler, Vatanı Sevenler O’nun adına vatanı için canını feda edenler, hiç şüphesiz Allah’ın rahmet ve merhamet gölgesine koşanlardır. Elbette onlar, iki cihanın da baharını elde etmişlerdir. Ben Suruç’ta katledilen, otuz iki vatandaşımız da, binbaşımızın da, uzaman çavuşumuz da aynı vasıfla vasıflanmış olarak görüyorum. Bu yüzden inanın hiç üzülmüyorum. Onlar bu milletin en bahtiyar evlatları olduğu gibi, hiç şüphesiz Allah’ın da en sevgili kullarıdır.   Bu konuyla ilgili aklıma, küçük bir hikâye geldi. Onu buraya nakletmeden geçemeyeceğim.

“Bir gün adamın biri, Ebu Hâtem’in konağına geldi. Kapının halkasını tutup güm, güm çaldı.

Şanlı Şeyh Ebu Hâtem içeriden seslendi:

-Kimdir o?

Dışarıdaki cevap verdi:

-Bir derviş, Allah diyen bir derviş!

Ebu Hâtem hizmetçilerine fırsat vermeden kendi koşup kapıyı açtı. Kapıda perişan kılık bir adam, öylece duruyor...

Ebu Hâtem hemen eğildi. Kendini attı yere. Yüzünü gözünü toprağa sürdü ve şaşkın şaşkın bakan dervişin çıplak ayaklarını öptü.  Sonra ayağa kalktı, doğruldu, yüzünü mesafelere çevirdi ve şöyle dedi:

-Ey insanlar! Ey Melekler! Başka Allah diyen var mı? Gelsin yüzümü gözümü toprağa süreyim. Gelsin, ayaklarını öpeyim…”  

Şimdi ben de şunları söylüyorum:

-Ey benim güzel milletim! Ey kardeşlerim! Vatanı için, milleti için şehit edilen yok mu? Gelsin onlar için elimi yüzümü toprağa süreyim. Gelsin onların cennet kokulu ayaklarını öpeyim!

Başlığı niçin böyle koydum bilmiyorum.  Maksat vatan için, millet için, devlet için namus için, Allah için şehit olmaksa, gerisi elbette teferruattır.

Akif:

” Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber!

Sana aguşunu açmış duruyor peygamber!” diye boşuna mı söylemiş?                   

                                                                                   MEHMET EMİN ULU