Abdulvahap Yıldırım: ”Dil çok nankördür."

2015 KPSS'de İngilizce Öğretmenliği alanında 42. Olan   Hemşerimiz Abdulvahap Yıldırım:

”Dil çok nankördür. 1 ay bakmazsanız en basit bir kelime bile aklınıza gelmez unutur gidersiniz."

SORU-  Bize kısaca kendiniz tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz bugüne kadar nerelerde  görev aldınız?

ABDULVAHAP YILDIRIM-  1989 Sivas Şarkışla doğumluyum. Babamın görevi o yıllarda Şarkışla’da idi. Daha sonra Tokat Almus’ a tayini çıkınca ben ilkokulu Almus’ta okudum. 2000 in başında Tokat Merkeze tayinimiz çıkınca ben ortaokulu Plevne İlköğretim Okulunda okudum. Liseyi de yine Tokat’ta Anadolu Öğretmen Lisesinde tamamladım. Daha sonra Marmara Üniversitesi İngilizce Öğretmenliğini kazandım ve 2012 yılında mezun oldum. 2 sene özel bir eğitim kurumunda çalıştıktan sonra bu sene KPSS'ye hazırlandım.

 

SORU- Nede n İngilizce ve Neden Marmara Üniversitesi? Bu okulu tercih etmeden önce ve şu an duygularınız arasında ne farklar var?

 

ABDULVAHAP YILDIRIM-  Öncelikle neden Marmara? Çünkü, Marmara her şeyden önce köklü bir üniversite. 1800’lü yıllara uzanan bir geçmişi var. Türkiye’nin gözbebeği bir şehir olan İstanbul da olması da ona ayrı bir önemi  katıyor. Bu ikisi birleşince neden Marmara’nın cevabı bence yeterli. Neden İngilizce? Yakın bir akrabam yıllardır Fransa da yaşıyor ve Fransız dili edebiyatı mezunuydu. Yaz aylarında geldiğinde yanında hep Fransız turistleri de getirirdi. Çok akıcı şekilde onlarla konuşurdu doğal olarak. Dili seçmemin en büyük etkeni ona olan özentimdir açıkçası. Bir de lisedeki dil eğitimimizde oldukça başarılıydı, başaracağıma inandığım için de dili seçtim. Şu güne kadar da hiç pişman olmadım.

 

SORU- Bize ailenizden bahseder misiniz? Anne ve babanız ne iş yapar? Kardeşleriniz nerede okur? Onların sizi çabalarınıza  bakışı  nasıldır? 

 

ABDULVAHAP YILDIRIM-  Babam imam hatip, annemse ev hanımıdır. Babamın memur olması bizi de etkiledi tabii ki. Memur olmamız konusunda çok tavsiye ve teşvikleri oldu. Annemse ailesi okutmadığı için o eksikliği bizimle tamamlamak istedi doğal olarak. Buna eğitimde özdeşim kurmak diyorlar ya öyle bir şey. Senin başarın onlar için kendi başarıları. Hiç bir fark yok. En büyük benim kardeşlerim arasında. Diğer kardeşim Hacettepe Üniversitesi Tıp son sınıf öğrencisi. Diğeri burada Tokat Anadolu Lisesi 9. sınıfta. En küçük kardeşimse ilkokul 2 ye gidiyor.

 

SORU- 2015 KPSS'de  İngilizce Öğretmenliği alanında 42. Olma başarısı  gösterdiniz. Bunun  için naısl çalışmada bulundunuz?

 

ABDULVAHAP YILDIRIM-  Çok çabaladım desem mübalağa olmaz. Daha önce özelde öğretmendim. 1 sene ara verdim. Dolayısıyla bir boşluktaydım sanki. Bu boşluğu da ders çalışarak kapattım. Yapacak bir şey yoktu. Günde ortalama  7 8 saat çalışırdım kurs haricinde. Kurs olmasaydı tabii ki çok daha fazla sıkıntı yaşardık. Tokat’ın seçkin öğretmenlerinden ders almak çok güzel bir şey. Bu arada tekrar Düzey Kurs Merkezindeki hocalarıma idarecilerine tekrardan teşekkür ederim. 

 

SORU- Çok kitap okuyor musunuz? Bunun başarınıza katkısı ne oluyor?

 

ABDULVAHAP YILDIRIM-KPSS’ den önce okurdum. Çok okurdum hem de. Günlük 100 ile 150 sayfa arası okurdum. 100 sayfanın altına düşmedim hiç. Bibliyoterapi derler ya kitap okumak gerçekten bir terapiydi benim için. Dini, psikolojik, tarihi, kişisel gelişim, modern tarih  en çok okuduğum türler arasındaydı. Kitap okumanın özellikle Türkçe testinde çok faydalı olduğunu söyleyebilirim. Bunu paragraf soruları için de söyleyebilirim, hatta dil bilgisi için bile söyleyebilirim. Sonuçta okuya okuya noktalama işaretleri yazım kuralları vs gözünüz otomatik olarak alışıyor. 

 

SORU- KPSS  den her genç şikayet eder hemen hemen siz ise  bunu şikayet konusu yapmayarak başarıya dönüştürmüşsünüz sebebi nedir?

 

ABDULVAHAP YILDIRIM-   Bunun gerçekten tek cevabı var: çalışmak, ama çok çalışmak. Yapacak başka bir şey yok. Çoğu genç sistemi eleştiriyor. Elbette bu konuda sonuna kadar haklılar, ama eleştirmekle iş çözülmüyor. O enerjiyi çalışmaya harcamalıyız. Ama çalışanın hakkını aldığı bir sistem diyebilirim KPSS için. 

 

SORU- Çok insan  insanlarla iletişim kurmaktan kaçınır. Siz ise  insanlarla iletişim kuran ,özellikle engellileri seven insansınız  . Bu size ne kazandırıyor?

 

ABDULVAHAP YILDIRIM-  Sosyal bir varlığız sonuçta. İnsanlarla beraber yaşamak zorundayız. Bu da insanlarla iletişimin etkileşimin zorunluluğunu ortaya koyuyor. İnsanlarla iyi iletişim kurabilmek sizi her zaman bir adım öne götürür. Ben işitme engellilerle bile iletişim kurabiliyorum işaret diliyle. Onların duygularını anlayabiliyorum. Bu çok güzel bir şey. Onları anlamak onlar tarafından anlaşılmak. Sosyal yönden bunların çok ciddi getirileri var gerçekten

 

SORU- Bu alanda daha ne kadar ilerlemek istersiniz?

 

ABDULVAHAP YILDIRIM-  Kendimi koyduğum hedef bu dili ana dilim gibi konuşabilmek. Yani ingilizce tabirle native gibi olmak bu dilde. Normal yabancı dil öğrenen bir insan için 5000 kelime bilmesi üst bir seviyedir. Bizim ise kelime haznemiz 15.000 - 20.000 arası. Bu seviyeyi daha yukarılara çekmek hedefim. Klasik bir laf dil gözle öğrenilir. Çok okuyarak, çok araştırarak, çok kelime bilerek, vs.

 

SORU- Yabancı dili kolay öğrenmenin en  pratik yolu nedir?

 

ABDULVAHAP YILDIRIM-  Yukarda da dediğim gibi dil gözle öğrenilir. Grammar işin en kolay kısmı. Maalesef bizde dil sadece Grammar e indirgendi. Kelime Bilgisi ve okuma, yazma, dinleme, konuşma gibi diğer dil becerileri ihmal edildi. Tabii ki bunlar için ön şart çok kelime bilmek, dile çok hakim olmak. Bu da sadece okumayla oluyor, konuşarak film izleyerek, müzik dinleyerek değil

 

SORU- Genelde  İngilizce   özelde  Marmara İngilizce okumak  isteyenlere neler önereceksiniz?

 

ABDULVAHAP YILDIRIM-  Eğitim Öğretim in ilk gününden itibaren kendilerini geliştirmeleri. Ama çok abartmadan. Örneğin bir insan günde 5 kelime ezberlese bu bir yılda müthiş bir kelime demek. Kendini de çok fazla yormamış olur. Günde 5 sayfa İngilizce kitap okusa. Bunun da çok ciddi getirileri olur. Önemli olan bunu sürekli her gün ara vermeden yapmak. Dil çok nankördür. 1 ay bakmazsanız en basit bir kelime bile aklınıza gelmez unutur gidersiniz.