PDR 4. Sınıf Öğrencisi Özgü Gülmüş

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi PDR

(Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik) Bölümü

4. Sınıf Öğrencisi Özgü Gülmüş:

“Her daim ve yaşamın her alanında

psikolojik danışma alanı yer almalıdır.

Çünkü PDR yaşamın ta kendisidir.”

 

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz bugüne kadar?

ÖZGÜ GÜLMÜŞ- Tabi, isimim Özgü Gülmüş 21 yaşındayım. Konya Ereğli doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ereğli’de aldım. İlkokul ve ortaokul eğitimimi Öğretmen Abdurrahim İlköğretim Okulunda, Lise eğitimimi ise Ereğli Lisesinde gördüm. Öğrenim gördüğüm bu okullarda çok iyi hocalar tanıdım, çok güzel dostluklar, arkadaşlıklar edindim. Bazen bu yıllara geri gitmek istiyorum. Çok özlüyorum. Elimden geldiğince gösterdiğim çabayla başarılı olmaya çalışan bir öğrenci oldum. Zeki bir öğrenci değildim ama çalışkan bir öğrenciydim. Bu yıllarda disiplin, çalışmak ve başarı terimleriyle daha yeni yeni tanışıyordum. Lise geçiş sınavında maalesef başarısız oldum ve yaşadığım şehrin en başarısız lisesine kaydoldum. Okulumuz ve sınıflarımız çok kalabalıktı ve lisede almış olduğum eğitim üniversite sınavına yetecek düzeyde bir eğitim değildi ancak azimli, kararlı ve disiplinli çalışarak lisemi ikincilikle bitirdim ve bu başarımda ailemin desteğini görmezden gelemem, onlara minnettarım. Lise bittikten sonra yıl kaybetmeden ilk senemde Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi-Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünü kazandım ve şu an 4.sınıf öğrencisiyim.

SORU- Neden PDR  neden  Burdur? Bu okulu tercih etmeden önce ve şu an duygularınız arasında ne fark var?

ÖZGÜ GÜLMÜŞ- Ben lisedeyken Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde Coğrafya eğitimi almak istiyordum. Babam 5-6 yaşlarımdayken bana atlas almıştı ve dünya haritasını ezberlemiştim. Coğrafya okumak benim en büyük hayalimdi. Ancak ülkemdeki bu istihdam problemi nedeniyle hayallerimi ertelemek zorunda kaldım. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü hakkında çok bilgim yoktu, ama çevremde mütemadiyen dile getirilen bir bölümdü bu yüzden bilgi edinmek için lisemde okul psikolojik danışmanıma başvurdum. Danışmanım görme engelliydi. Şengül Hocam benim ufkumu çok genişletti. Onunla konuşurken büyük bir mutluluk ve huzur buluyordum. Onun hayatında yaşamış olduğu olumsuzluklara rağmen pes etmeden üniversite eğitimi alması ve lisemde görev yapması bana örnek oldu ve onu rol model kabul ettim. İnsanlara yardım etmek benim en mühim mesleki değerim oldu. Kariyer hedefi olan, daima kendini geliştirmeyi hedef edinen, insanlarla konuşmayı, onları dinlemeyi seven, psikolojiye ilgi duyan bir öğrenciydim. Üniversite sınavına girdiğimde PDR yetecek düzeyde bir başarı elde ettim ve PDR yazdım ve hiç pişman olmadım. Severek, isteyerek,  büyük bir zevk alarak okuyorum. İyi ki PDR okuyorum.

            Üniversite tercihlerimi PDR ile doldurmuştum. Çok istediğim, illa burası olacak, orası olmazsan asla okumam,  dediğim bir kent ya da üniversite hiç olmadı. Aldığım puan ve girdiğim sıralamaya bakarak tercihlerde bulundum ve on üçüncü tercihim Burdur geldi. Burdur’u çok sevdim, çok küçük, sessiz, sevimli, sakin, ılımlı bir kent. Yaşadığım şehre, memleketime çok benzettiğim için uyum sağlamada hiç problem yaşamadım ki zaten ben büyükşehirleri, insan kalabalığını, metropol kentleri hiç sevmiyorum, yaşanılası yerler değil bence. Yaşayacağım şehir kendi halinde, sessiz, küçük, her şey ayağının altında, sevimli, trafiksiz, gürültü olmayan bir şehir olmalı. Bu yüzden Burdur biçilmiş bir kaftan benim için. Ve şunu da belirtmek istiyorum insan yaşadığı şehre göre bir karakter, kişilik, huy ediniyor, yaşadığımız şehirler bizi biz yapıyor. Burdur beni ben yaptı diyebilirim. Burdur’u çok seviyorum, çok değerli dostluklar, arkadaşlıklar edindim. Çok samimi bir ortam var, eğer büyük bir şehirde okusaydım bu samimi, sıcak ortamı bulamayabilirdim. Burdur şişimiz, ceviz ezmemiz, sevimli ilçelerimiz, göllerimiz (burdur, salda, yarışlı..), antik kentlerimiz (kibrya, sagalassos ..) ile Burdur kalbimin tahtına oturdu nasıl ayrılacağız bakalım. Bu sene son senemiz Burdur ile. Bir Burdur’lu olmuştum. İyi ki Burdur olmuş diyorum. Önceki ve şu an ki duygularım arasında çok fark yok.  Çok memnunum.

SORU- Ailenizden bahseder misiniz? Anne  ve babanız ne iş yapar?  Kardeşleriniz nerede okur? Onların  sizin çabalarınıza bakışı nasıl?

ÖZGÜ GÜLMÜŞ- Babam emekli esnaf 53 yaşında Annem ev hanımı 51 yaşında üç kardeşiz iki ablam var ben evin en küçüğü ve tek erkek çocuğum. Büyük ablam acil tıp teknisyeni, küçük ablam edebiyatı öğretmeni ve bende psikolojik danışman adayıyım.  Onlara minnettarım. Çok seviyorum onlar hayatımın en değerlileri. Her zaman yanımda oldular hep desteklediler. Sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum hepsine.

 

SORU-  Maşallah  çok kitap okuyan ve tavsiye edilen birkaç kitabı hemen okuyan birisin. İnsanlar çok kitap okumaz hele ki gençler. Bu kitap okuma sevgisi size ne kazandırdı?

ÖZGÜ GÜLMÜŞ- Teşekkür ederim. Aslında çok kitap okumuyorum, okumaya çalışıyorum bazı kitaplarda başarılı bazılarında başarısız oluyorum. Tavsiye edilen kitapları gerçekten ciddiye alıyorum ve önceliğimi onlara veriyorum. Sizin kitabınızla geçtiğimiz günlerde tanıştım. Kitabın ismi ilgimi çekti. Zaten engellilere karşı daima duyarlı oldum ve Türk işaret dili kursuna katıldım, etkin bir şekilde kullanıyorum ve geliştirmek için ben Türk işaret dili ile ilgili kitap ararken, sizin kitabınıza denk geldim ve hemen aldım. ‘’Zorluklara Rağmen Engelleri Aşanlar’’ isimli bu kitap geçmişten bugüne insanoğlunun azmi, mücadelesi, yılmaması, başarısı ve umudu beni çok etkiledi.  Eşref Armağan’ı çok daha önceden tanıyordum müthiş bir yetenek, hafıza ve zeka kapasitesi var ülkemizin en değerli ressamlarından biri. Lokman Ayva ile siz tanıştırdınız beni, kendisinin başarısı tüm insanlığa örnek teşkil etmeli.  Nicholas Vujicic, Timurlenk ve Helen Keller Adams’ın başarı hikayelerinden ders çıkarmalıyız. Mitat Enç Hocamızın” Bitmeyen Gece” isimli otobiyografik romanını okumuştum. Hocamızı görme engeline rağmen hayallerinin peşinden koşan bir genç olarak tanıdım. Kitabı büyük bir hayranlık ve şaşkınlık içinde bitirmiştim. Okudukça ufkumuz, hayallerimiz ve ruhumuz genişliyor. İnsan oluyoruz okudukça, insanlığımızı hatırlıyoruz ve böylece insanlık zenginleşiyor. Bu asır gençleri teknolojiye bağımlı kaldıkça kitap, roman, dergi isimlerini unutacak. Buna son vermek için ilk eğitim basamağı aileler ve ilk kademe eğitimcilerine büyük bir görev düşüyor.

SORU- Çoğu gencin aksine çok aktif ve girişkensiniz.  Bu size ne kazandırıyor?

ÖZGÜ GÜLMÜŞ- Çok teşekkür ederim. Ülkemdeki gençlerin daima girişimci, aktif ve girişken olması gerektiğini düşünüyorum. Elimden geldiğince bende böyle olmaya çalışıyorum. Görev ve sorumluluk almayı severim ve bunları başarılı bir şekilde yerine getirirsem en büyük mutluluğum olur. Şu an Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde PDR bölüm temsilcisi ve Eğitim Fakültesi öğrenci temsilcisiyim. Sosyal alanda, mesleki alanda, eğitim alanında aktif olmayı çok seviyorum. Çeşitli kurslar, kongreler, konferanslar, konserler, sempozyumlar, panellerde  görev almaya çalışıyorum ve katılıyorum.  Gelecek nesil, girişken ve aktif olmalıdır ki; nitelikli ve kaliteli bir gelecek olsun. Bu tutumun insanlığa ve ülkemize çok şey kazandıracağını düşünüyorum.

SORU- İyi bir Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı olmaya gayret gösteriyorsunuz. Sizce iyi bir Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı nasıl olmalı?

ÖZGÜ GÜLMÜŞ- Bana göre iyi bir psikolojik danışman koşulsuz kabul ilkesini en iyi benimseyendir. İnsanlığa, ülkemize, çevremize baktığımızda insanların birbirlerine tahammülleri kalmamış olduğunu görüyoruz. Saygı, sevgi ve hoşgörü adına hiçbir şey göremiyoruz. İnsanları etiketlemek, yargılamak, eleştirmek, yönlendirmek insanların işi olmuş. Dini inanışlara, düşüncelere, hayat bakışlarına, engellilere, yaşam biçimlerine, ırklara, dillere saygı gösterme işini en iyi psikolojik danışman yapmalıdır. Onları her türlü şartta kabul eden, saygı duyan, hoşgörü ile yaklaşanlar biz olmalıyız. İnsanların yaşam boyu gelişim içinde olduklarını bilerek onları daima desteklemeliyiz. Özsaygı seviyesi yüksek, problem çözmede sorun yaşamayan, kendi kararlarını kendisi verebilen, kendine güveni tam bir psikolojik danışman gereklidir. Ve inanıyorum ki çok kaliteli meslektaşlarım bulunmakta, yetişmeye devam etmekte ve onlarla bu mesleği yürüteceğim için çok şanslıyım.

SORU- PDR’nin gelişimi için neler önereceksiniz?

ÖZGÜ GÜLMÜŞ- Her daim ve yaşamın her alanında psikolojik danışma alanı yer almalıdır. Çünkü PDR yaşamın ta kendisidir. Türk PDR derneğimiz ve genç, canlı, dinamik, girişken ve güçlü psikolojik danışman meslektaşlarımla alanımız hep gelişim içinde olacaktır.  Alan talanı, alan dışı atamalar, mesleğimizin değersizleştirilmesi, tuhaf galaksilerden türemiş yaşam koçları, bakkaldan alır gibi alınan sertifika programları, bilimden ve akademik bilgiden uzak eğitim programları nedeniyle alanımız zor günlerde ve buna son verilmelidir. Buna son verecek ve mesleğine sahip çıkacak kişiler bizleriz. Meslek yasası istiyoruz ve ruh sağlığı yasası çıkmasını talep ediyoruz. Mesleğimiz onurumuzdur. Ülkemizin psikolojik danışmanlara ihtiyacı barizdir. Çünkü daha öncede belirttiğim gibi, PDR yaşamın ta kendisidir.

SORU- Özel olarak Mehmet Akif Ersoy PDR, genel olarak ise PDR okumak isteyenlere neler önereceksiniz?

ÖZGÜ GÜLMÜŞ- Gelin hep beraber PDR okuyalım. Değerli hocalarımız Zeynep KARATAŞ, Özlem TAGAY, Firdevs SAVİ ÇAKAR ve Mehmet Ali ÇAKIR hocalarımızın tecrübeleri ve bilgilerinden faydalanalım. Burdur’un o sıcak ve samimi ortamına herkesi davet ediyorum. Ve eğer isteyerek, severek okuyacağınız düşünüyorsanız hiç durmayın ve PDR tercih edin, pişman olmayacağınıza inanıyorum. Gelin meslektaş olalım.

 

Duygularımı ve düşüncelerimi meslektaşlarıma sunma şansı veren değerli yazar TURAN YALÇIN ‘a teşekkürlerimi sunuyorum.