2015 KPSS'de PDR alanında Türkiye 136’ncısı olan Muhammet Fethi Şua

Sakarya Üniversitesi PDR (Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik) Bölümü mezunu ve dergi p.DR köşe yazarı, 2015 KPSS'de PDR alanında Türkiye 136’ncısı olan Muhammet Fethi Şua:

“Bir psikolojik danışman adayının ya da psikolojik danışmanın öncelikle diğer bireylerle iletişim kurarken ön yargısız olması ve bireye insan olma özelliğinden dolayı saygı duyması gerekiyor."

 

*Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz bugüne kadar?

 

MUHAMMED FETHİ ŞUA: Merhaba ben Muhammed Fethi Şua. 1992 yılı İstanbul doğumluyum. Üniversiteye kadar da İstanbul’daydım. İlkokulu Abdi İpekçi İlköğretim okulunda, ortaokulu Dr. Refik Saydam ilköğretim okulunda, lise eğitimimi Ataköy Lisesinde tamamladım. YGS-LYS sınavına ilk girdiğimde lise dönemindeki derslere ilgisiz tavrımın da etkisiyle istediğim puanı elde edemedim. Bir senelik hazırlanma sürecinden sonra önceki puanımdan yaklaşık 50 puan yüksek bir puan alarak Sakarya Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünü kazandım. An itibariyle mezunum ve atama bekliyorum.

 

            *Neden  Sakarya Üniversitesi? Neden PDR?  Bu okulu tercih etmeden önce ve şu an duygularınız arasında ne fark var?

 

MUHAMMED  FETHİ ŞUA: Sakarya Üniversitesi 3.tercihimdi ve İstanbul’a yakın oluşu dolayısıyla tercih etmiştim.  PDR bölümünü aslına bakılırsa önceki süreçte hiç düşünmemiştim. Sadece hukuk ve psikoloji ayarında eşit ağırlığın en iyi birkaç bölümünden biri olduğunu biliyordum. Yakın akrabalarım arasında hakim ve avukatların bulunması, ailemin beni bu yönde psikolojik olarak yönlendirmesine sebep oldu. Ben de hep hukuk istiyor olduğumu zannediyordum. Daha sonradan anladım ki aslında bu ailemin, özellikle babamın isteğiymiş. Her neyse puanım bazı hukuklara da yetiyordu. Ancak yakın bir tanıdığımın Boğaziçi PDR okuyor olması ve onunla istişare etmem, bir dershanedeki tercih uzmanıyla konuşmam ve ablamın da etkisiyle PDR okumanın benim için daha mantıklı olduğuna karar verip PDR yazdım. İlk kazandığımda prestijli ve geleceği parlak bir bölüme geldiğim için mutluydum ancak bölümü okurken bana kazandırdıkları bunların çok ötesinde oldu. En başında insani özelliklerimi geliştirmem ve kendimi daha iyi tanımamda bu bölümü okumak bana gerçekten çok faydalı oldu. Bu yüzden iyi ki de PDR okumuşum diyorum.

 

            *Ailenizden bahseder misiniz? Anne ve  babanız ne iş yapar? Kardeşleriniz nerede okur? Onların sizin çabalarınıza bakış açısı nasıl?

 

MUHAMMED  FETHİ ŞUA: Babam çiğ köfte üretimi ve satışıyla ilgileniyor. Annem ise ev hanımı. Benden beş yaş büyük bir ablam var. Kendisi Marmara üniversitesi gazetecilik bölümünü ve çiftanadal yaparak zihin engelliler öğretmenliği bölümünü bitirdi. O da benim gibi atama bekliyor. Bir de benden yedi yaş küçük bir kız kardeşim var o da lise üçüncü sınıfa geçti.  Benim çabalarıma bakış açıları her zaman destekleyici ve inançlı oldu. Aslında üniversiteyi kazandığım seneden itibaren başarı ivmemde bir artış oldu diyebilirim. Lise hayatım ve daha öncesi genelde sosyal olan, derslerine önem vermeyen dersler dışında gereksiz, farklı uğraşları olan biriydim. Ve dolayısıyla derslerinde başarılı bir öğrenci değildim. Daha sonra lisenin sonlarına doğru bazı şeylerin farkına varıp galiba biraz olgunlaştım. İşte o süreçten sonra ailem de bunun farkına varıp bana daha fazla güvendi. Özellikle burada annemin yerinin çok ayrı olduğunu vurgulamak istiyorum. O gerçekten her zaman inanılmaz özverili ve destekleyiciydi benim için. Kendi para biriktirip beni dershaneye yollaması gibi daha birçok özverili davranışı vardı. O yüzden annemin yeri her zaman daha farklıdır benim için.

 

            *Çok okuyan ve yazan bir PDR adayısınız. Bu size ne kazandırdı?

 

MUHAMMED FETHİ ŞUA: Ben hayatımı aslında biraz ikiye ayırıyorum. On sekiz yaşıma kadar olan zamanım ve sonrası olarak. Lise bitiminden sonra gerçekten çalışmak, okumak nedir onu anladım. Liseye kadar pek kitap okumasam da üniversite döneminde bu açığımı kapatmaya ve okumaktan zevk almaya başladım. Özellikle romanlardaki olayların çözümlemesini yapmaya çalışmak, karakterlerin sonraki hareketlerini tahmin etmeye çalışmak çok hoşuma gidiyordu. Alan ile ilgili de kitaplar ilgimi çekiyordu. Bir süre sonra hareketlenmenin, bir şeyler için çabalamanın gerekli olduğunu özellikle Zümrüt arkadaşımla konuştuk. Projeler yapmak, alana ve kendimize katkı sağlayacak çalışmalara öncü olmak istedik. Bir süre sonra şu an dergi pdr’ de şuan birlikte çalıştığım Abdullah hoca ile konuştuk. Onun dergi ile ilgili yaptığı faaliyetleri gördüm.  Karşılıklı konuştuk ve süreci birlikte yürütmeye karar verdik. Dergide yazmaya ve alan ile ilgili bir şeyler yapmaya çabaladık. Yazdıkça kalemimin kuvvetlendiğini fark ettim. Acemilik bir süre sonra yavaş yavaş kayboluyor gerçekten. O yüzden bir yerden başlamak şart.  Bu süreç yani hem okumak hem de sadece okumakla kalmayıp harekete geçmek insanlarla birebir iletişimimi kuvvetlendirdi, tecrübe kazandırdı ve ufkumu genişletti diyebilirim. Okumak çok güzel gerçekten ama bunun yanında uygulama alanına, yaşama dönük faaliyetlerin içinde bulunmak da bir o kadar önemli.

 

            *Çoğu PDR adayı çekingen ve içine kapanık, siz ise aktif ve iletişimi seven bir insansınız bu size ne kazandırdı?

 

MUHAMMED  FETHİ: ŞUA-Aktif ve iletişimi seven biri olmaya çalışmam; daha fazla insan ile konuşmamı ve dünyalarına misafir olmamı sağladı. Bana ikili ilişkilerde ciddi bir tecrübe kazandırdı diyebilirim. İnsanlarla konuşmak, onları sadece dinlemek işimizin büyük bir kısmını zaten oluşturuyor. Bunun dışında günümüzde insanların birbirlerini dinlemediği bir dünyada yaşıyoruz. Bu yüzden iletişime açık olmak ve insanları dinleyebilmek çok önemli ve değerli bir özellik. Kendimi bu yönde motive ettim ve daha fazla sosyal ve iletişime açık biri olmaya çabaladım. Bunun hiçbir zararını görmedim. Sadece bazı insanları daha iyi tanıdım ve gerçek arkadaşlarımı da görmüş bulundum.

 

            *Bölüm, Fakülte ve Üniversitenizin daha çok gelişmesi için neler yapılabilir? 

 

MUHAMMED FETHİ ŞUA: Öncelikle bölümün geleceğinin güven altına alınması ve psikolojik danışmanlığın gerçekten hak ettiği değeri görebilmesi için PDR meslek yasasıyla ilgili çalışmaların hızlanması ve bu konuda ilgili makamlara başvuruların ve baskıların artması gerektiğini düşünüyorum. Bunun yanında PDR bölümünün daha çok gelişmesi için öncelikle genel eğitim kalitesinin artması gerektiği düşüncesindeyim. Akademisyenlerimizin bilgili ve başarılı olanı kadar maalesef tersi durumdaki hocalarımız da bütün üniversitelerde mevcut. Hocalarımızın ellerini taşın altına koymaları gerekiyor. Gerek öğrencilerin eğitimi gerekse bölüm ile ilgili faaliyetlerde bütün hocalarımızın daha aktif ve öncü olması gerekiyor. Yine PDR derneğinin PDR öğrencileri ilgili çalışmalarının sadece PDR kongresiyle sınırlı olmaması gerektiğini düşünüyorum. Öğrencilerle daha fazla birebir ve onları aktif edebilecekleri projelerle uygulama alanına katkı sağlamaları gerektiği görüşündeyim. PDR bölümünü teoride okumak ve pratiği ikinci plana itmek en büyük yanlış. Bütün üniversitelerin pratik ağırlıklı ama teoriyi ihmal etmeyen eğitim programlarına ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu söylediğim sadece psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü için değil bütün eğitim fakültesindeki bölümler için geçerli. Teoride her şey çok tozpembe ve kolaymış gibi görünebilir bazen. Ancak konunun insan olduğu bir yerde tahmin edilemezlik vardır. Bu yüzden pratik yaparak onu birinci elden tecrübe etmek gerekir. Sakarya Üniversitesi için de söylediklerimin hepsi geçerli. Eğitimi genel olarak iyi, hocaların çoğu alanlarında yetkin hocalar. Sadece pratiğe Sakarya’da da daha fazla önem verilmesi gerektiğini ve öğrencilerin aktif olması için daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

           

            *4 yıl boyunca öğrendiğiniz PDR nasıl olmalı sorusunu nasıl özetleyebilirsiniz?

 

MUHAMMED FETHİ ŞUA: Bir psikolojik danışman adayının ya da psikolojik danışmanın öncelikle diğer bireylerle iletişim kurarken ön yargısız olması ve bireye insan olma özelliğinden dolayı saygı duyması gerekiyor. Biliyorum değer yargılarımızdan sıyrılmak biraz zor ancak bunu deneye deneye en azından belirli bir seviyeye getirmek mümkün. Yine her bireyin birbirinden farklı olduğunu ve bireysel farklılığın insanlığın en doğal ve aslında en güzel getirisi olduğunu kabul etmesi gerekiyor. Bir PDR öğrencisi ve mezunu artık normal, sıradan insan olma özelliğini kaybetmiştir. Bu söylediğim garip gelmesin, bize de hocalarımız söylemişti. J  Nedeni ise artık insanların yaptığı her davranışın bir altyapısı ve nedeni olduğunu bilir bir PDR’ci. Buna göre hareket eder. Derslerde öğrendiklerini sadece teorik olarak okumaz sorgular ve olumlu yapıcı yönlerini kişiliğine katmak için çabalar. Mesela öfkesini kontrol edebilir ve yeri ve zamanına uygun yapıcı şekilde öfkesini dile getirebilir. Bunlar zaman ile olabilecek şeyler yeter ki bireyler istesin…

 

            *Çoğu genç KPSS’ den çekiniyor. Siz bu sınavda  binlerce kişi arasından 136. olmuşsunuz KPSS sistemi hakkında ne diyeceksiniz?

 

MUHAMMED FETHİ ŞUA: Ben KPSS’nin çok geçerli ve güvenilir bir sınav olduğuna inanmıyorum. Üniversiteye girerken bireylere zaten kapsamlı bir sınav yapmışsınız, üstüne dört yıl üniversite okumuş ve bitirmiş bireylere onların alanlarında yeterliliklerini ölçmeyecek ve yine üniversite sınavıyla bir kısmının aynı olduğu bir sınav daha yapıyorsunuz. Üstelik bu sınav ciddi manada ders, konu genişliği olan ve yükü ağır bir sınav.  Yani bireylerin iş sahibi olması için hayatlarında daha kaç tane sınava girmeleri gerekecek?  KPSS’nin kaba mantığını şöyle açıklayabilirim: Olabildiğince fazla insanı elemek ve geri kalanını atamak. Bu eleme için de bazen müfredatın sınırlarını zorlayacak hatta aşacak derecede zor ve saçma sorular sorulabiliyor. İnsanların emekleri ve hayalleri o gereksiz sorularla birlikte suya düşüyor. Bence şu anki KPSS’nin yerine her branşın kendi alanıyla ilgili daha kapsamlı sınav ya da sınavlar dizisine tabi tutulması daha geçerli ve mantıklı bir sınav olmasını sağlayabilir.  Çünkü üniversite mezununun bitirdiği bölümün uzmanı olması gerekiyor. Bu açıdan KPSS’nin yanına gelen alan sınavı yeterli ve güvenilir bir sınav değil. Zamanla umuyorum Milli Eğitim Bakanlığı bu konularda iyileştirme çalışmaları yapar ve eğitim fakülteleri ve öğretmen adaylarına şu an vermedikleri önemi ve değeri verirler.

 

            *Çoğu PDR öğrencisi tecrübe ve bilgi sahibi insandan kaçar. Siz ise faydalanmaya bakıyorsunuz bu size ne kazandırıyor?

 

MUHAMMED FETHİ ŞUA: Ben her insanın bir diğer insandan bir şeyler öğrenebileceğini düşünüyorum. Öğrenmek söz konusuysa karşınızdaki kişinin tahsili, başarıları çok önemli değil. Tabi bu durumda sizin bilgiyi almaya açık bir durumda olmanız gerekiyor. Bence hayatın her anını yeni bir şey öğrenmek için fırsat olarak görmeli ve her bir bireyden bir şeyler öğrenebilmeliyiz ve eminim öğreneceğimiz bir şeyler var. Sonuçta her şeyi bizzat yaşayamayız, bu yüzden birilerinden, onların tecrübelerinden bir şeyler kapabilmek çok önemli.

 

            *Özel manada Sakarya PDR, genelde ise PDR okumak isteyenlere neler önereceksiniz?

 

MUHAMMED FETHİ ŞUA: Sakarya PDR de okuyan arkadaşlarıma en önemli tavsiyem; ortamın imkânsızlıklarından şikâyet etmeleri ve sonucunda harcayacakları enerjiyi projelere dökerek ortama enerji ve sosyallik katmaları olacaktır. Bir söz vardı o geldi aklıma: Bir şeyden şikâyet ediyorsan ve bununla ilgili hiçbir şey yapmıyorsan tek yaptığın şey vızıldamaktır. J Yine sorumluluk almalarını etkinlikler ya da projelerde gönüllü görev almalarını, halka inmelerini onlarla da ilişkilerini iyi tutmalarını tavsiye edebilirim.

            Genel olarak PDR öğrencilerine ise lisans döneminde kendilerine hedefler edinmelerini ve bunları aşama aşama gerçekleştirmeye çalışmalarını söyleyebilirim. Kesinlikle hepsi İngilizce öğrensin. Bunu herhangi bir amaçla söylemiyorum. Çünkü İngilizce artık dünya dili ve eğer Türkiye’nin dışında bir de Dünya vatandaşı olmak istiyorsanız İngilizce öğrenmeniz şart. Eğitimlerini lisans eğitimiyle sınırlandırmasınlar, ellerinden geldiği kadar konferans, panel ya da seminerlere katılsınlar hatta bu etkinliklerin düzenleyicisi olsunlar. Bunu sadece kendi alanları için söylemiyorum, olabildiğince farklı konu ya da alanla ilgili bilgi edinsinler. Bir psikolojik danışmanın çok yönlü olması gerektiğini unutmasınlar, sadece kendi alanlarına saplanıp kalmasınlar. Lisans sonrasında da eğitimlerine devam etmelerini ve kendilerini geliştirmeyi düşünmelerini tavsiye ediyorum. Kendi alanlarıyla ilgili yeterliliği sağlamak adına derslere sadece iyi not almak ve günü kurtarmak için çalışmasınlar. Mesleklerinin kimliklerini oluşturacağından hareketle mesleki bilgilerini iyi düzeye getirmeye çalışsınlar ve derslere gerçekten öğrenmek ve yaşamlarına uygulamak amacıyla baksınlar. Yine üniversite dönemindeki uygulama ödevlerini gerçek danışanlarla gerçekleştirsinler. Bunun faydasını göreceklerdir. Salt mesleki bilgi için de çabalamasınlar, mesleki bilgi gibi iyi bir insan olmak ve diğer insanlara gerçekten değer vermek ve yardımcı olmaya istekli olmak da çok önemli, bunun için de çaba göstersinler. İyi birer dinleyici olmaya çalışsınlar ve insanlara cevap vermek için değil onlara değer verdikleri için onları sadece dinlesinler. Çoğu zaman sadece dinlemek bile rahatlatıcı, iyileştirici etkiyi sağlıyor gerçekten. Daha söyleyecek çok şey var ve ben de konuşmayı seviyorum, biraz gevezeyim J ama bu kadarı yeterli olacaktır. Teşekkür ediyorum Turan hocam bana bu konularda konuşma fırsatı verdiğiniz için.