EĞİTİMCİ Mİ ÖĞRETİMCİ Mİ?

Eğitimci ise bir mum ışığıdır. Kendisi tükendikçe etrafını aydınlatan insandır. Eğitimci fedakârdır. Eğitimci hep bana değil hep bize diyen kişidir. Buna göre ebeveynler, sokaktaki komşular, ağabeyler ablalar, herkes birer eğitimcidirler. Çünkü, hepsi de söz ve davranışlarıyla çocuğun gelişmesine doğrudan ya da dolaylı katkılar sunarlar.

            Sınıf ve güzel sanatlar öğretmenleri, çocuğa yeni davranışlar verebilirler ama bir matematik, bir fizik öğretmenleri eğitim adına ne verir ki? Onların görevi çocuğa bilgi öğretmektir. Bilgi edinme yolunu öğrenen çocuk, bilgiyi her yerde bulabilir. O yüzden eğitenlere eğitmen, öğretenlere öğretmen demek daha uygundur.

            Çocuğa kullandığı eşyayı işi bitince yerine koyma alışkanlığı kazandırılması eğitimdir. Dört işlemi kavratmak ise öğretimdir. Çocuğun telefonla konuşma kuralını öğrenmesi, sokakta karşılaştığı tanıdığıyla selamlaşma alışkanlığını kazanması, hangi cebinde hangi eşyasının bulunduğunu bilmesi, ihtiyacı olanların yardımına koşması eğitimin başarısıdır.   O nedenledir ki toplumda aykırı davrananlara “Hiç mi mektep medrese görmedin” diye çıkışılması bundandır.

            Biz ilkokuldayken bir eğitmenimiz, bir de öğretmenimiz vardı. Öğretmen, köy enstitüsü bitirmiş, eğitmen ise, okuma yazmayı askerlikte öğrenmiş, terhis olunca eğitmen olmuştu. Eğitmenim, ilkokul diplomasını ben öğretmen olduktan yıllar sonra alabilmişti. Oysaki hepimizi üçüncü sınıfa kadar o, okutmuştu. Halkımız birine eğitmen, diğerine öğretmen diyorlardı ama ikisi de hem eğitmen, hem öğretmenlerdi. Zira hem eğitiyor, hem de öğretiyorlardı. Yine de köylümüz öğretmene daha çok değer veriyordu.

            Şimdi önüne gelen herkes eğitimciyim diyor. Oysa eğitimciyle öğretici arasında dağlar kadar fark var. 

 

            Keşke diyorum, konumumuzu bilsek de konuşmalarımızı ona göre ayarlasak…