GEÇMİŞE BİR BAKALIM

Geçmişin yaşam mücadelesi, tecrübesi geleceğe ışık tutar. Bazen akıl tutulması yaşanır, bize miras bırakılan bilgi ve belgeler unutulur. Başka medeniyet ve devletlerin reklam ve ürünlerini medeniyet sanarak başımıza taç ederiz. En lüks AVM’ler de satılır. Bizler de bizleri düşünen bol ışıklı, bol renkli güzel binaların içinde, eğlenceli alış-verişi yaparız. Ne güzel, alan memnun, satan herkesten daha da memnun. Yediğimiz içtiğimiz ürünlerin içinde ki kimyasal, doğal olmayan, genetiği değiştirilmiş ürünleri gözümüzü kırpmadan rahatlıkla yeriz, içeriz. Sonunda obezite, damar tıkandığı, tansiyon, kalp hastalığı, çeşitli kanserler gelir bizi bulur. ''Nerede hareket orada bereket.” Hareketin olmadığı yerde sağlıkta berekette göremezsiniz. Bizden önce yaşayan insanlardan hiç mi örnek davranış, beslenme alışkanlığı almayız. Her şeyin zoru ve güç olanı değerli ve önemli değil midir?

       Günümüz koşullarında hayat ne kadarda zor olsa da bazı yiyecekleri evimizde üretebiliriz. Süt alıp evimizde yoğurttu kendi elimizle doğal çalamaz mıyız? Bazı günlerde evde kendimiz unu alıp suyla karıştırıp hamur yaparak ekmek, çörek, börek, bazlama yaparak içine değişik malzemeler katarak üretemez miyiz? Yaz günleri kendi dondurmamızı kendimiz üretip afiyetle yiyemez miyiz? Su, şeker, limonla limonata, el yapımı yapıp ailemize ikram edemez miyiz? Evde sütlaç, tatlılar yaparak sanayi ürünü fabrikasyon ürünleri almasak ne olur? Kış hazırlığı için konservelerimizi, kurutmalarımızı biber, domates, elma, armut, erik, tut kurutmalarını hazırlasak ne olur? Evde asitli içecekler yerine ayran, gül suyu şurubu, hoşaf, erik, incir, şalgam suyu neden yapıp içemeyiz? Eskilerin el emeği göz nuru dokumalarını alsak iç çamaşır, el havlusu, bez olarak kullansak kaybımız nerede olur? Ufak tefek tamir onarım ve bakım işlerini yapsak neremizden bir eksiklik olur? Kendi bahçemize meyve, sebze, yeşillik üretsek doğal olarak, taze taze yesek nasıl olur? Elektriği rüzgardan, sudan, güneşten üretsek nasıl olur? Bir başkasının eline bakmaktansa, kendi ürettiğimizi kendimiz tüketsek, komşumuzda bu nimetlerden yararlansa hem boş zamanımızı değerlendirmiş olur, hem de ekonomiye katkıda bulunmuş olunur.

        Eskiden benim dedem, ebem, büyük dedem, büyük ebem peynir ve yoğurt mayasını nasıl yaparlardı hiç düşündünüz mü? Buzdolabının, çamaşır makin asının, elektriğin olmadığı dönemde nasıl maya üretip, aylardır kullanıyorlardı. Küçük baş  ve büyük baş hayvanların ön midede sırrı (şirden) dan elde edilen  öz bir madde ile  (şirden) elde edilir.Doğal maya ile peynir,yoğurt,kesik,çökelik yaparlar. Bu ürünleri saklamak için küçükbaş hayvanların derilerini de kap olarak kullanırlar (tulum). Hayvan kesim yerlerinde bir bölüm oluşturulsa  (şirden) leri toplasalar maya sanayisi oluştursalar ne olur? Dış ülke bağımlılıktan biraz daha uzaklaşmış olmaz mı? Fabrikasyon ürünler el yapımından daha da mı değerli oluyor?

       Hadi sağlıklı ve doğal yaşamak için biraz emek, biraz gayretle daha sağlıklı ve ekonomik yaşayabiliriz. Bizden önce yaşayanlar zorda olsa bunu başardılarsa, bu günün teknolojisinde bizler neden yapmayalım. Üreten, veren el her zaman üstündür.

       Sağlıklı yaşamı herkese sunarken, sevgi yolunda kol kola gitmemiz dileğiyle.

 

 

                     SÜLEYMAN ERKAN 17-08-2015 PAZARTESİ.

                                                        Balıkesir-Erdek

 

                                                         s.erkan-012@hotmail.com