Sevgili Zöhre,

17.08.2015

 

            Ne zaman face’mi açsam sayfamın sol yanında senin bir dizen öylece kalıp gibi duruyor. “BANA MI GAREZİ TÜM SAATLERİN” saatler sana niçin garez etsin yeğenim. Zaman olur saatin ibreleri yel gibi uçar. Zaman olur yerinden oynamaz. Kişinin o andaki ruhsal durumuna göre saat, ne yapsa kişiye garez etmiş sayılır.  Maçın sonuna doğru, takımınız bir sıfır ilerde, rakip bastırdıkça bastırıyor. Bir gol yeseniz üç puan gidecek. İşte o dakikalarda saniyelere birer ton ağırlık asılmıştır sanki ilerleme bilmezler. İlerlemeyen saat, taraftara garez eder.

 

            Bazen de sevdiklerinizle hoşça vakit geçirirken aniden bakarız ki akşam olmuş. İbrelerini tutabilirsen tut saatin, mümkün mü? Zamanın durmasının ve hızla yol almasının istenme vakitlerini şair, en güzel şekil ve sanatlı bir dille anlatmış. Şiirin çok sevdiğim bir bölümünü sunuyorum. 

GÖL

….
Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses 
Şu sözleri söyledi; 
‘‘Zaman, dur artık geçme, bahtiyar saatler, siz 
Akmaz olunuz artık! 
En güzel günümüzün tadalım o süreksiz 
Hazlarını azıcık! 
Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün, 
Hep onlar için akın; 
Günleriyle birlikte dertlerini götürün, 
Mesutları bırakın. 
Nafile isteyişim geçen saniyeleri; 
Akıp gidiyor zaman. 
Geceye:‘‘Daha yavaş! ’’ deyişim boş; tan yeri 
Ağaracak birazdan. 
Sevişmek! Hep sevişmek! Akıp giden saatin 
Kadrini bilmeliyiz! 
İnsan için liman yok, sahil yok zaman için, 
O geçer, biz göçeriz!..’’ 
Kıskanç zaman, kabil mi sevginin kucak kucak 
Bize zevki sunduğu sarhoş edici anlar, 
Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak 
Matem günleri kadar? 
Nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda? 
Nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek? 
Demek vefasız zaman o demleri bir daha 
Geri getirmeyecek? 
Loş uçurumlar: mazi, boşluklar, sonrasızlık, 
Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri? 
Alıp götürdüğünüz derin hazları artık 
Vermez misiniz geri? 
Ey göl! Dilsiz kayalar! Mağaralar! Kuytu orman! 
Siz ki zaman esirger, tazeler havasını, 
Ne olur, ey tabiat o günlerin saklasan 
Bari hatırasını! 
Sakin demlerde olsun, deli rüzgârda olsun, 
Güzel göl, etrafını süsleyen oyalarda, 
O kapkara çamlarda, sularına upuzun 
Dökülen kayalarda! 
İster meltemlerinde, bir ürperişle esen 
Seslerde, ister uzak ister yakında olsun 
Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen 
Ay ışığın olsun! 
Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan, 
Meltemini dolduran kokular, hep beraber, 
Ne varsa işitilen, görülen ve koklanan, 
Desin ki: ‘‘Seviştiler! ’’               (LA ARTİNE)

            Sevgili Zöhre,

            Aklıma mıh gibi çakılan bir dizen bana neleri hatırlattı. Yeğenim Haydarla beraber sağlıklar ve mutluluğunuzun devamını dilerim.

            İlhamın bol olsun. Güzel şiirlerini beklerim…