p. Dr. Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Yalnız: "PDR'ye alan dışı atama tehlikesi devam ediyor"

Dergi P.Dr. Genel Yayın Yönetmeni ve PDR  Abdullah Yalnız:

”Biz kaliteli olursak, insanlar gerçekten

PDR’cinin farkını görürse bize rağbet eder.”

 

SORU-  Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz ve nerelerde çalıştınız?

ABDULLAH YALNIZ- Kendimi tanıtma anlamında; okumayı, yazmayı, gezmeyi, dostlarımı ve muhabbet etmeyi sevdiğimi söylemek isterim. Sakarya Üniversitesi’nde lisans ve yüksek lisans eğitimimi tamamladım, halen aynı üniversitede doktora programını yürütmekteyim. 1 yıl özel sektörde çalıştıktan sonra 3 yıldır Milli Eğitim Bakanlığı’nda Okul Psikolojik Danışmanı/Rehber Öğretmeni olarak görev yapmaktayım.

Ayrıca aktif olarak çalışmalarımıza katılan ekip arkadaşlarımdan birkaçını da tanıtmak istiyorum. Mehmet Yalçın, dergimizin web ofisiyle ilgileniyor. PDR lisans mezuniyetinin ardından şimdilerde Klinik Psikolojide yüksek lisans yapıyor. Yayın kurulu üyelerimizden Muhammet Fethi Şua da PDR lisansı yeni bitirdi ve Sakarya Üniversitesi’nde master yapıyor. Dergimizin yazı işleri yöneticisi Hazel Toprak ise Bülent Ecevit Üniversitesi’nde PDR lisans programına devam ediyor. Aramıza bugünlerde katılacak olan Okan Uslu arkadaşımız ise Ondokuz Mayıs Üniversitesi lisans öğrencisi…

SORU- Neden PDR? Bu bölümü tercih etmeden önceki ve şimdiki duygularınız arasında ne gibi farklılık var?

ABDULLAH YALNIZ- PDR bölümü mensubu olmak, ömür boyu insanla ilgilenmek anlamına geliyor. PDR’ye gelmeden önce, iş alanlarıyla ilgili yüzeysel bilgilere sahiptim. Bilgi edinmek için başvurabileceğim çok fazla kaynak yoktu. Birçok şeyi araştırarak, kendi çabalarımla öğrendim. Bu nedenle zor ama bir o kadar da kıymetli oldu.
Bizim yaşadığımız zorluğu şimdilerde PDR lisans eğitimi alan arkadaşlarımız yaşamasın diye dergipdr.com üzerinden sürekli güncellenen içerikler paylaşıyoruz.

Şimdilerde iyi ki bu bölümdeyim diyorum. Çünkü gerçekten insanın hayata bakışını, iletişim kurma biçimini, olaylara yaklaşım şeklini yani özetle kişinin hayatını baştan sona değiştiren bir bölüm PDR…

SORU- Alanla ilgili okumalar yapmanız size neler kattı?

ABDULLAH YALNIZ-Psikolojik danışmanlık mekanik bir meslek dalı değil, o nedenle sürekli olarak kendinizi revize etmeniz gerekiyor. Bazı terapötik yaklaşımların ve danışma kuramlarının müdahale pratiği belli olsa da, onlarda bile her danışana göre yeni bir şablon belirlemek gerekiyor. Her insan için ayrı bir pencere açmanız ve danışma sürecinde ona özel, ona özgü yaklaşım sergilemeniz gerekiyor.

Bunu başarabilmek için de yalnızca ders kitaplarıyla yetinmemek, “insan hikâyesi nedir ve ben o hikâyeye nasıl eğilebilirim” üzerine çokça okuma yapmak gerekiyor. Yalnızca okumayla da iş bitmiyor, danışma becerilerini geliştirmek adına In Treatment gibi diziler ve psikolojik filmler izlenmesi çok yararlı oluyor. Yeri gelmişken sitemizde bu konuda bir liste paylaştığımızı belirtmek isterim.

SORU- Dergi p.Dr.’nin amacı nedir?

ABDULLAH YALNIZ- Dergimizin ilk amacı, PDR bölümüne başta Felsefe-Sosyoloji olmak üzere, diğer alanlardan atama yapılmasını engellemek. Alan dışı atamaya karşı çalışmalar yürütmek.
Bunun yanı sıra PDR bölümü hocalarını yakından tanımak, onların birikimlerinden faydalanmak ve dergi içeriğine okur/yazar/temsilci olarak katılan arkadaşlarımızın mesleki gelişimlerini artırmalarını sağlamak.

SORU- Dergi p.Dr. olarak bu güne kadar ne gibi çalışmalar yaptınız?

ABDULLAH YALNIZ- Bugüne kadar yaptığımız en önemli çalışma, 2011’de gerçekleşen alan dışı atamadan sonra bugüne kadar MEB kadrolarına tekrar bir alan dışı atama yapılmamış olması. (Tek bizim başarımız değildir elbette, Türk PDR Derneği ve alan için çalışan herkesin de katkılarıyla bunu yaptık PDR’ciler olarak.)

Şimdi lisans okuyan arkadaşlara alan dışı atama tehlikesi çok uzak bir ihtimalmiş gibi geliyor ancak hiç de öyle değil ne yazık ki. Biz son sınıftayken, hiç beklenmedik bir anda alan dışı atama yapıldı ve 2011 mezunları olarak son derece mağdur olduk.

O süreçte Dergi p.Dr. ekibi olarak çok çalıştık. Öncelikle her partiden milletvekillerine ulaşmaya çalıştık ve bazılarına ulaştık. Pamukkale PDR’den arkadaşların organize ettiği bir çalışmayla, 30 ilde aynı gün ve aynı saatte “PDR’ye alan dışı yapılmasın” eylemleri düzenledik.

Ardından yoğun çabalarımız sonucunda 2012 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’le görüştük. Bakan beye, neden PDR’ye alan dışı atama yapılmaması gerektiğine dair rapor sunduk. PDR’ciler olarak yaptığımız bu çalışmalar sonuç verdi ve beklediğimizin üzerinde bir yankı uyandırdı.

Sonraki yıllarda katıldığım bir toplantı, bir dönem MEB tarafından rehberlik kadrosuna “ücretli öğretmen olarak çalıştırılmak üzere PDR’ci alınması” planının yapıldığını fakat “bu PDR’ciler bir yerlere ulaşıp şikâyet ediyorlar, eylem filan yapıyorlar; sonra uğraştırmasınlar bizi” denilerek bu girişimden vazgeçildiğini öğrenince içten içe çok sevinmiştim. J 

Ancak yine de belirtmek gerekir ki, bölümümüz için alan dışı atama tehlikesi her an var. O nedenle PDR’ciler olarak iri ve diri olmamız gerekiyor. Hatta (2. öncelikli olarak atanma imkanları olduğu için PDR mezunu sayısı bundan sonra her yıl 3000-4000’den fazla olacağı için pratikte MEB’e atanma ihtimalleri hiç olmasa bile özel sektörde PDR’ci olarak çalışabilecek) 2 aylık kurslarla PDR’ci yetiştirme süreci ne yazık ki devam ediyor.

SORU- Dergi p.Dr.’nin gelişimi ve daha da ilerlemesi için ne gibi projeleriniz var?

ABDULLAH YALNIZ- Öncelikle web sitemizi yeniledik. Ruhsal olarak ve maddi olarak emek sarf ettik. Bu süreçte özellikle Mehmet Yalçın arkadaşım teknik konularda çok uğraştı. Bundan sonra köşe yazarlarımızın gönderdiği ve diğer güncel yazıları artırarak yayın yolculuğumuza devam ediyoruz. Ekibimize grafiker, tasarımcı, yazar, temsilci olarak katılmak isteyen herkese kapımız açıktır. Bir ön görüşmenin ve ön değerlendirmenin ardından başarılı arkadaşları çalışmalarımıza dâhil ediyoruz.

Ayrıca sosyal medya sayfalarımızı da aktif bir şekilde kullanarak, psikoloji içerikli yayın yapmayı sürdürüyoruz.

Her gün yeni bir hareket, PDR’ciler için çalışma yapma vaadi ve isteğiyle yola çıkıyor. Sosyal medya sayfalarında veya web sitelerinde görüyoruz. Bu bizi sevindiriyor. Çünkü PDR bölümü için ne kadar çok ve ne kadar nitelikli çalışmalar yaparsak; bölümümüzün kıymeti kamuoyu nezdinde o kadar iyi anlaşılır.

Diğer yandan PDR bölümünün haklarını savunmak üzere en köklü çalışmaları yapan grup, Dergi p.Dr. ekibidir. O anlamda bazı noktalarda Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek olmadığını düşünüyorum. İstekli, idealist ve çalışkan arkadaşlarımız; sıfırdan bir çalışma inşa etmek yerine gelip ekibimize katılır ve var olan işleyişin gelişimine katkı sağlarsa çok güzel olur. Hem bizim için hem kendisinin mesleki ve kişisel gelişimi için…

SORU- PDR’cilerin nitelikli bir şekilde yetişmesi ülkemiz için ne gibi katma değer sağlar?

ABDULLAH YALNIZ- Psikoloji alanında çalıştığını, ruh sağlığı uzmanı olduğunu iddia eden işletmecilerin, hukukçuların, kendini yaşam koçu olarak adlandıranların ve bilumum meslek erbabının alanımızdan (olması gerektiği gibi) elini eteğini çekmesini sağlar.

Biz kaliteli olursak, insanlar gerçekten PDR’cinin farkını görürse bize rağbet eder. Çünkü her türlü hizmet alanının bir piyasası vardır. Ve bu piyasa arz-talep dengesine göre oluşur. Psikolojik hizmetlere olan talep, ülkemizde her geçen gün artıyor. Asıl varken kimse kopyaya/sahteye/çakmaya yönelmek istemez. Ancak kendimizi tanıtmazsak, yetiştirmezsek ve donanımlı olmazsak yalnızca kendimizi değil mesleğimizi de rezil ederiz.

SORU- PDR’cilerin genel sorunları ve çözüm yolları nelerdir?

ABDULLAH YALNIZ- Kendimizle ilgili sorunlarımız şunlar; bölüme genellikle çok istemeden geliyoruz. Birinci sınıfta okul değiştirmeyi ve memleketimizdeki üniversiteye geçmeyi düşünüyoruz. Bu bizim uyum sürecimizi uzatıyor ve genellikle de bulunduğumuz yerde kalıyoruz. Hâlbuki kazandığımız yeri sevsek, çok daha başarılı olacağız.

Aramızda çok idealist arkadaşlar da var ancak son yıllarda PDR’ye gelen arkadaşlar olarak aşırı bir rehavet halindeyiz. Kendimizi geliştirmek, bölümü tanıtmak, PDR’nin haklarını savunmak için pek fazla efor harcamıyoruz. “Nasılsa atanırız” diye düşünen epey bir arkadaşımız var. Ancak önümüzdeki yıllarda MEB’deki PDR kontenjanlarının yeterli olmayacağını belirtebiliriz. Bu durumda PDR’cilerin özel sektörde görev alabilmesi için yabancı dil başta olmak üzere birçok konuda ayırt edici vasfa sahip olmaları gerekecek.

SORU- Benim gözlemim, PDR’cilerin içinde çekingen insanların da olabildiği yönünde… Bu arkadaşlarımız mesleğe atıldıklarında zorlanmayacaklar mı?

ABDULLAH YALNIZ- Olabiliyor tabi, biz de insanız sonuçta. J Bir teoriye göre “insanlar, kendi yaralarını iyileştirecek meslekleri seçerler” denir. Kim bilir, belki de gerçektir. Belki de birçok PDR’cinin bu bölümü okuması, öncelikle kendi yaralarına şifadır.

Bölüme başladığında çekingenlik veya diğer sosyal problemlere sahip arkadaşlarımız, çok büyük oranda mezuniyete kadar açılıyorlar. Kendilerini yetiştiriyorlar, topluluk önünde konuşabiliyorlar, birebir samimi iletişim kurma becerisi ediniyorlar. Sosyal projelere, dernek ve okul kulübünün çalışmalarına, tabi ki Dergi p.Dr. ekibine J katılan arkadaşlar bu konuda bir adım önde olacaklardır.

SORU-  Bölüme yeni başlayan bir PDR’ci nasıl kendini yetiştirmeli?

ABDULLAH YALNIZ- Öncelikle yavaş yavaş hangi alanda çalışacağını netleştirmeli. 3. sınıfa geldiğinde kesinlikle alanını belirlemeli. İlkokul, ortaokul, lise, özel eğitim, pedagogluk (mahkelemelerde), akademisyenlik, klinik psikoloji, psikolojik danışma merkezi gibi alanlar PDR mezunlarının çalışabileceği yerler. Bu konuda birçok bilgilendirme yazısına sitemizde yer verdik. 

Ardından lisans sürecinde yabancı dili ve ALES’i halletmek gerekiyor. Okul ortalamasını yüksek tutmalıyız. Gerekirse alttan veya yükseltmek için ders almaktan kaçınmamalıyız. Çünkü ALES ve yabancı dil, mezuniyet sonrasında çalışarak yükseltilebilir ama diploma notunun mezuniyet sonrasında değişme şansı yoktur. Ayrıca bol bol danışma pratiği yapıp, alanda çalışma fırsatlarını ötelememeliyiz.

 

Tüm PDR’cilere selamlarımı iletiyor, size de teşekkür ediyorum. J