Milli İrade Diyoruz Da… Onu Tanıyor Muyuz…!

“Milli irade, insani değerlerle beslediğimiz, yasal ahlak kuralları ile desteklediğimiz, geçmişte ve gelecekte ulus olma özelliğini taşıyan milletimin adına, önünde saygı ile eğildiğim bir güçtür benim için. 

En başta yasalara, insanın haklarına ve insan kaynaklarına, ülkenin menfaatlerine uygun bir şekilde oluşan milli irade başımız gözümüz üstünedir daima. Ülkeleri her daim aydınlık yarınlara taşıyan bir lokomotiftir o.

Yüce Türk ulusu Kuvay-ı Milliye ruhuyla canlanırken onlarca olumsuzluklara rağmen bir asır önce, tarihinde de ilk kez Milli iradesinin gücünü kanıtlamıştır. Zira vatan toprağı tehlikededir. İşte bu ruh ki; vatan toprağının bir karışının dahi yaban ellere verilemeyeceğinin dünyaya haykırıldığı Misak-ı Milli sınırlarını çizerken ülkeyi de cumhuriyete taşıyan ruhtur.

Benim Milli irade anlayışımın ana teması budur…

Milli irade, ulusça kullanılan, hiçbir gücün etkileyemeyeceği kuvvettir. İrade, her ne kadar bireysel istek anlamında olsa da, egemenlik ile örtüşünce milli irade oluşur ki bu oluşum da ülkeler için en güzel yaşam biçimini doğurur.

İnsanların kişisel olarak bir çok ihtiyaçları vardır. Bunların en önemlileri yarınlarını düşünerek insanların yönetilme ihtiyaçlarıdır. Bunu da oy kullanarak, tercih yaparak ihtiyaç duyduğu irade olan yönetilme gereksinimini yerine getirir. Bunu yaparken de ihtiyaçlarını ön planda tutar ve bunların yasal koşullar içerisinde yerine getirilmesini isterler. Bu isteklerinin de takipçisi olurlar.

Lakin bu isteklerin yerine gelmesinde yeterli güç çok önemlidir. Adına egemenlik denilen bu güç ki, yine millet tarafından desteklenir.

Milli iradenin oluşumunda devletteki teşkilatların önemi çok büyüktür. Bu teşkilatların her biriminde egemenlik milletin olmak durumundadır. Aksi durumlarda milli irade, şahsi çıkarlara döner ki sonu hüsranla biten zaman dilimi başlar o ülkede…

Bunun içindir ki, çok iyi yapılanmış, günü birlik yasalarla değil bilimsel, akılcı, insancıl yasalarla donanımlı bir milli irade hep arzu edilen ve ülkeleri yaşanır, çağdaş hale taşıyan idaredir.

            Milli İradeyi ülke ve insanı ile mutluluğa taşıyan yasaların zaman zaman istismara uğratılmaması için de o ülkedeki sosyal ahlak yasalarının çok iyi bellenmesi ve uygulanması gereklidir.

            Günümüz Türkiye’sinde ne yazık ki milli irademiz iç ve dış kaynaklı bedhahlarca yozlaştırılmak istenmektedir.Ülke ateş çemberindedir. İçerde dahili düşmanlar buldukları her boşluğu kendilerince doldurma çabasındadırlar. Milli iradenin bu durumları çok iyi görüp anlaması ve bu gafillere kanmaması günüdür. Gün birlik beraberlik günüdür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu günleri bir asır önce görmüş olmalı ki “ GENÇLİĞE SESLENİŞİ ile o tarihsel uyarısını yapmıştır.

……….. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir….. ‘’ Her cümlesi erken uyarı niteliğindeki bu söylev ulu önderin ufkun ötesini nasıl gördüğünün de resmidir.

Ülke ekonomisini, ulusal kaynaklarını, coğrafi konumunu alt üst etmek için şer güçlerin iş başında olacağını gören ulu önderin bu söylevi ışığında uyanık olma zamanı değil de nedir?

Bu şer güçler ki ulusal bağımsızlığımızı tahrip ederek, zarara uğratıp milli iradeyi de zaafa düşürerek bölüp, parçalamak ve yok etme görevini üstlenmişlerdir. Böylelikle ülke ölümcül bir yola doğru akıp gidecektir. Bu musibetler ancak bilimle, birliktelikle, akılcı düşünmeyle, Atatürk fikirlerini benimseyerek, sosyal ahlak ilkelerinin güçlenmesi, öğrenilmesiyle yok edilecektir. Bunun bir başka yolu ve izahı yoktur asla…

Günümüzde milli iradeyi ırkçılıkla, ümmetçilikle, kula kullukla yozlaştıran bölücü unsurlar her zaman vardır. Bunlar, insanlarımızın kutsal ve sosyal değerlerini çıkarları doğrultusunda kullanarak ayakta kalmaya çalışan güçlerdir.

Dünyanın bir çok ülkesini de  allak bullak eden bu güçlerin karşısında bizlerin de  Milli İrade olarak çok akılcı düşünmesi zorunludur. Bu güçlerin başarılı olmaları durumunda ülkede dikta rejimi baş gösterir ki ülkelerin sonu demek olur. Zira “diktatörlerin ilk yapacağı şey arzularını, isteklerini popüler yaparak, milli iradeyi kendine, arzu ve isteklerine uyarlamaktır.”

Ama biz Türk Milleti, Türk Ulusuyuz…! Kurtuluş Savaşının kazanılmasını sağlayan ulusal kuvvet Milli iradenin ta kendisidir. O milli irade ki vatan toprağını ve ülke bağımsızlığını namusu kabul etmiş, bu uğurda onlarca canı kaybetmiştir.

Düşmanın inanılmaz gücüne karşı, Büyük Taarruz’u 30 Ağustos sonunda zaferle taçlandıran ve bu yıl 93. kez hazzını, gururunu yaşayacağımız o günü, bugünlere taşıyan yine o Milli İrade değil de nedir?

Bedeli çok ağır olmuştur. Ama bir milleti zilletlikten kurtararak ulus yapan o yüce irade, ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyetini de bugünlere kadar taşımış sonsuza kadar da taşımaya and içmiştir.

Ülkemiz ağır bir sınavdan geçiyor. Bu yüzdendir ki;

Eyyy…! Milli İrade…! Dersine çok iyi çalış…! Vatan toprağına sıkı sıkı sarıl…! Cumhuriyetini kolla ve koru…!

Çünkü, BAŞKA TÜRKİYE YOOOK…!

 

                                                                               Esen Kalın