Dostlukta Önyargıya Yer Yoktur

Sevgili  Dostum,

Dostlukta esas olan karşılıklı sevgi ve sayı olup, dostlukta yaşa hiç önem vermemekteyiz. Biliyorsunuz ki, sizinle bizim aramızda fazla sayılmayacak yaş farkımız olmasına rağmen bizler karşılıklı olarak sevgi ve saygı gösterdiğimiz ve yanlışlarımıza  hoşgörü ile bakabildiğimiz zaman hayat bizlere  güzellikleri vermekte , güzel dostluk geliştirmekteyiz.

Sevgili dostum,

İyi dostun  önyargılardan uzak kalarak “ dostum bana kızar mı, darılır mı , beni anlamaz mı “ diye endişelerinden uzak kalarak , dostunun yanlış gördüğü  davranışlarını ona söylemesi ve düzeltesi için  ona telkinlerde  bulunur ama , onu yönlendirmeye , kullanmaya ,” illa de ben doğruyum , sen yanlışsın“ diyerek sıkıştırmaya kalkmaz. Sonuçta hayatlarımız bize ait ve  onların sorumlulukları ,  bizlere ait . Ben dost olarak seni uyarmak , yanlışlarını söylemek ve geliştirmekle mükellefim.

Can dost,

İnsanlar ne yazık  ki son safhasına karşı , karşısındaki insanlara karşı önyargılılar. Güç elde eden insanlar, güçsüz olduğuna inandıkları insanlara karşı son derece önyargı ile yaklaşmaktalar. Mesela kadının güçsüz olduğuna inanılan toplumda , kasabalarda bir kadının belediye başkanlığı veya meclis üyeliği yapması ,muhtar olması oldukça yadırganmakta . Buna nazaran büyük şehirlerde , gelişmiş şehirlerde bu önyargı yıkılmakta olup , kadınlarda pek ala iş yaşamında politikada söz sahibi olmaktalar. Başarılı da olmaktalar.

Can dost,

Engelli olan insanları anlamamak , onlara güçsüz  muamelesi yapmakta gerçek manada önyargıdır. Bir engelli olarak bunu sende bilmektesin, bende bilmekteyim. Herkes bilemez, farkına varamaz ama medeni iki insan olarak bunun farkına ikimizde vararak, engelli insanların güçsüz olmadığını ve hakiki manada güç sahibi olmanın bilgi ve akıl sahibi olmakla ve bu iki gücü yerinde ve zamanında  kullanmakla olduğunu  görmekteyiz.

Can dost,

Önyargı toplumumuzu o kadar  kemiren bir hastalık ki, insanlar hayatta önyargıların sarmaladığı dünyada başarı ve mutluluğu yakalayacakken,  mutsuz ve  dostsuz kalmaktalar.  Bizler işte önyargıları yıkarak sevgi ve saygı çerçevesinde çıkarlardan uzak sevgi ve bilgiye dayalı dostluk kurmamızdan dolayı mutlu ve bahtiyar olmaktayız. Başkalarına da önyargısız dostlukların gerçek manada dostluklar olduğunu  ispat etmemiz bu yüzden kolay olmaktadır.

Can dostum,

İnsanlar başarısızlıklarını hep kendilerinde değil de başka şeylerde aramaları ve  bunlara da hayatta kader, kısmet , talih gibi isimler vermeleri   hep olağan şeyler olarak algılanmakta. Bizler ise  insanları aydınlatmak, onlara doğruları anlatmakla mükellefiz. İnsanlarımız doğrularla yüzleşmekten her zaman   hoşlanmadıkları içinde , onlardan gelecek kabalıklara , cahilce ve gafilce münasebetsiz sözlere her zaman   hazırlıklı olmalıyız . Onlardan gelecek olan saçma konuşmalara   verecek cevaplarımızı da hazırlamalıyız.

Can dostum,

Önyargıların en kötüsü de , her şeyde insanın  hatasız olduğuna inanması ve hemen karşısındaki insanı suçlamaya kalkması , kendi hatasını bile başkasına yüklemeye bakmasıdır. Halbuki insanın hatasını kabul etmesi ve hatalarında ısrar etmemesi de insan olma erdeminin bir parçasıdır.  İnsan olarak hatalarımızı kabullenemesek  insan olduğumuzun bilincine nasıl varacağız?

Can dost,

İnsan beşerdir ve şaşarda . Önemli olan insanın hatada ısrar etmeyerek  , hata kendisinde ise kabullenerek , karşısındaki insandan özür dilemesini  bilmekte yatar. Özür dilemek bizim toplumumuzda   bir zaaf , yani zayıflık olarak algılanmasına rağmen , insanın  egodan sıyrılarak, karşısındakine de kendisi gibi değer verdiğinin davranış ile belirtilmesidir. Bence özür dilemesini bilmeyen ve hatasını kabullenemeyen insan  kendisine de değer vermeyen insandır. Kendisinden herkesin özür dilemesini bekleyen insan , başkasından da pekala özür dilemeli ki , kendi içinde tutarsızlık yaşamasın .

Can dostum,

İnsanın önyargılı olması kadar , tutarsız olması da insana zarar verir. Tutarlı olmak demek insanın özünde ve sözünde bir olması demek.Ancak insanlar kendisini haklı çıkaracak diye tutarsız davranarak kendilerini küçük duruma düşürmekteler ve sonra da başkalarının kendilerini küçümsediğini sanmaktalar.  Ben bunu çevremde sık yaşamakta olduğumdan dolayı da  başkalarını sevmemiz , şakalaşmamız , onlar ile esprili konuşmamız onları küçümseme gibi algılanmakta . Halbuki  tutarlı insan başkalarından çok kendisini sorgulamasını bilen insandır.

Sevgili dostum,

İnsanın “ Ben insanları severim “ deyip,  kendi hatasını bile başkalarına yüklemesi ne kadar samimidir. Örneğin hem çocuklarının güzel yetişmesini isteyip , hem de güzel yetişmiş yakınlarını sevmek takdir etmek yerine onları kıskanması , onlardan uzak kalması, onların en ufak hatalarını bile eleştiri konusu yapması acaba onun çocuklarının okumasını , gelişmesini istemesinden ne kadar samimi olduğunu göstermektedir. Y gerçek manada çocuklarının yetişmesini gelişmesini istememekte , ya da kıskançları ile bencilliklerini ortaya koymalarını belli etmekte.

Can dostum,

Önyargılı olduğuna inandığım zaman seni uyarmaktayım. Sen de bu uyarımın doğru olup olmadığına bakmaktasın. Ben seni uyardığım kadar , sende beni uyarmaktasın ve  bu uyarışları hem sen hem de ben dikkate  aldığımızdan bencilce hep ben gelişeyim demediğimiz içinde her ikimizde birlikte gelişmenin sevincini yaşamakta , ve çocuklarımıza da güzel örnek olmaktayız işte .

Can dostum,

Önyargı o kadar önemli bir  konu ki, artık okullarda ders olarak okutulmakta , akademisyenler bu konuda tezler hazırlamakta , yazarlar da bu konuda kafa yormakta . Amaç; insanların birbirini daha iyi anlaması ve sevgi ile saygı ile bilgi ile kaynaşmalarını  sağlanması . İşte bu yüzden bizlerde iki dost olarak nasıl kaynaşmaktaysak , bunu da davranışlarımızla , bu mektuplarla kamuoyu ile paylaşmak ve  kaynaşmak zorundayız.

Can dostum,

Hayatımız bir okulsa , bizler birbirimize bilmediklerimizi öğretmek, birbirimize öğretmenlik yapmak , iyilik ve güzellikleri paylaşmak , uygun bulunmayan davranışları , sözlere engel olmak , elimizle , dilimizle , gönlümüzle   engel olmak , insanların kötü davranış ve sözlerini gücümüz yettiği kadar iyi ile değişmelerini sağlamak ve  buna gücümüz yetmezse kötü sözler ve davranışlarını gördüğümüz zamanda onlardan uzak kalmak durumundayız. Zira bizler onları etkileyelim derken , farkına varamadan onların kötü davranış ve sözlerini fark etmeden kapabiliriz ki , bu da bizlere büyük zarar verir. Buna  çok dikkat etmemiz lazım değil mi ama ?

Sevgili dostum,

İyilik ve güzellikler, her zaman insanın  sevinmesine sebep olmaktaysa , o zaman , benim de dünyanın hep iyiye gideceğine ve iyi insanların çoğalacağına  olan inancım  artmaktadır. Sana olan sevgim , güvenim  arttığı gibi. Bu mektuplar hep o sevgi ve güvenin bir ürünü değil mi sence ?

Can dostum,

Bu güzellikleri yaşarken , seninle de paylaşmak bana zevk vermekte. Zaten  güzellikleri paylaşmak  dostluğun güzelliği değil mi ? Gerçek dost olmanın erdemini ve sevincini burada yaşamakta ve kamuoyunun önünde yaşamaktaysak , dostlukta en güzel zirveye gelmişiz demektir.

Bu güzel duygularla seni kucaklamaktayım.

Dostun.