Denizlili ressam Harun Babadağ:

Denizlili ressam Harun Babadağ:

”Resim bir yetenek işidir. Ancak

çaba ile güçlenen bir olgudur”

 

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

HARUN  BABADAĞ- Harun Babadağ, Denizli Musa mahallesinde 1988 yılında doğdu.

Denizli Babadağ kasabasına kayıtlı nüfusum aynı anda Babadağ soyadım oradan gelmektedir.

Denizli Babadağ Kasabası ismini Baba dağları dan almış, ticaret ve girişimci ruhlu insanlardan oluşan bir kasabadır.

İlkokulu 19 Mayıs ilköğretim de Denizli 'de , liseyi Atatürk Endüstri meslek lisesi Elektronik bölümünü sınıf birincisi olarak bitirdi.

Pamukkale üniversitesi Endüstri elektroniği bölümü mezunu olduktan sonra, Anadolu üniversitesi İktisat bölümüne açıktan devam etmeye başladı.

Lise döneminde otomatik alarm sistemi, rüzgar trübünü yapmıştım. Üniversite dönemin de ise alarm sistemini otomasyonlu hale getirmeyi başarmıştım. Avrupa Birliği kapsamında Elektrikçiler odası adına yapılan bir projede Akıllı ev sistemleri otomasyonu ekibinde yer aldım. Çeşitli projelerle birlikte okul dönemini başarıyla tamamlamayı başardım.

Bilgisayar donanım alanında okullarda toplu bakım anlaşmasıyla bir dönem çalışmaya başlayıp, digital grafik ve tasarım alanlarında işler almaya başladım.

Pamukkale üniversitesi SYOT kulübü ile birlikte 5 ayrı büyük organizasyonda sponsorluk ve grafik alanlarında deneyim de elde etmeyi başardım.

Denizli yereli Kent konseyinde ve USED(Uluslararası Sanat Eğitimcileri Derneği) 'nde gönüllü organizasyon ve etkinliklerde bulunmaya başladım. 

Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor bakanlığı bünyesinde kurulan ve Tubitak tesislerinde eğitimi verilen Türkiye'de ilk 150 kişilik GARD ekibine alındım. (Gençlik Afed Rehabilitasyon Destek) ekibi olarak açılımı yapılan ekipte çeşitli görevlerde bulunduk. 

Ankara'da Türkiye Engelli Federasyonu başkanlığında gönüllü Makedonya AGH hizmetinde yer aldım. Orada web site dizayner olarak ve Tekstil yenilikçi ürünler tasarlama alanlarında faaliyetlerde bulundum. Ayrıca kaldığım şehrin çeşitli alanları ile ilgili resim çalışmaları yaparak şehirde Artistka lakabı ile anılmaya başladım. Yerel Kilise papazı, Camii hocası , yerel dernek başkanı, Makedonca öğretmenim, bilgisayar şirketi ve engelli dernek biriminden bir kişiye ayrı ayrı hediye ettiğim çalışmalarım ile birlikte Portekiz/Setubal'dan iki arkadaşım ve Amerika Birleşik Devletleri/Kaliforniya eyaletinden ingilizce öğretmenim Karen'a kadar tüm çalışmalarımı dağıttım. 

Türkiye'ye döndüğümde yine bilgisayar ve gönüllü hizmetlerim ile birlikte, Yurt dışına ürün satışına başladım. Yeni geliştirdiğim bir Tekstil-Sanat birleşimi çalışmalarım büyük ilgi gördü. Fakat ekonomik nedenlerden dolayı bu işime ara vermek hatta durdurmak zorunda kaldım.

Pamukkale Üniversitesi Teknokent bünyesinde bir şirkette 8 ay boyunca web ve mobil uygulama grafikleri konusunda çalıştım.

Yurt dışında girişimcilik ile ilgili bir projeye çağırıldım. Orada ekibim ile birlikte fark yaratan bir enerji projesi sunmak ile birlikte çeşitli faaliyetler geliştirilmesinde görev aldım.

Türkiye'ye döndüğümde bir güneş enerji projesini proje ortağım ile birlikte Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına kabul ettirmeyi başarsam da sunum heyetinin listeye almaması ile hibe desteği almayı kaybettik. Aynı sürelerde Boğaziçi Üniversitesi Türkiye geneli girişim yarışmasında iki arkadaşım ile birlikte 310 projeden "Radyoaktivite önleyici madde" projesi ile Finale kalmayı başardım.

Bütün bu telaşlı süreç içinde 2015 başında kendi BABADAĞ ENDÜSTRİ Teknoloji şirketimi kurdum. 5-6 ay diğer projelerle geçen vaktim sonunda işimin başına geçmek ile birlikte, Denizli piyasasında öncü Lider bir şirket olma yolunda hızla büyümekteyiz.Yavaş yavaş Ege bölgesi ve Türkiye geneli şeklinde çalışmalara devam etmeyi amaçlamaktayım.

SORU- Ressamlıkta bugüne kadar hangi başarılara imza attınız? Ressamlığa başlama hikayenizi  anlatır mısınız?

HARUN BABADAĞ-Resme merakıma gelince çocukluk yıllarında yani 4-5 yaşlarında basit çizimlerle başlayıp.7 yaşımda rüzgarlı bir havada pardesülü koşan aile resmi çizimi yapmıştım. Kendi deyimim ile bu resimde kendi açımdan gerçek bir ressam olma yolunda başlangıç adımıydı. Okul dönemimde çeşitli sergilerde başarıyla bulunmayı başardım.

Kendi halimde sessiz bir çocuktum. Hareketli ve Spor seven birisiydim. Resim çizme ve tutkulaşma hali bende kendiliğinden gelen bir olguydu. Duygularım resim ve sanata Aşk ile bağlıydı adeta. Yaklaşık 23 yıldır resim ve resim çizme tutkum devam etmektedir. 

Hayatım boyunca çizim yapmayı bir tek lise dönemimde ara verdim. 2 yıl hiç resim çizmedim. O dönem çok karışık duygular içindeydim. Kafam karışık moral olarak bitmiş gibiydim. Türkiye’nin ekonomik krizler yaşadığı dönemden sonraydı. Çizim yapmamak , spor ve diğer hayat ile ilgili isteksizliklerim ile de birleşmişti. Bilinç karar alma ve sorun çözme yeteneğimin belki üst seviyeye çıktığı zamanlardan geçiyordum. 

Ancak o yılları da yeni aktiviteler ve kendimi toparlamam ile hızlı şekilde çıkmıştım buhrandan. Hayatımda o ana kadar jimnastik, futbol, boks, yüzme, karate, güreş, kros-sprint koşu ve tenis olmak ile birlikte ve bir çok başarı elde etmiş biri olarak, Resim yeteneğini tutkuyla yapan, hatta aktif kişiliğimi de düşünürsek o buhranın yaşamımda inanılmaz bir iz bıraktığını söylemem kaçınılmazdır.

Neyse ki ardından gerilmiş bir yay misali spor, aktivite, organizasyon ve yaptığım işler ile birlikte dik bir çıkış elde etmiştim. Sanata dijital ressam olarak yurt dışından sanatçılarla yoluma devam etmeye başladım. İnternet ortamında ciddi bir yer edinmeye başlamıştım. Derken Denizli de büyük bir katılımla birlikte kişisel Yağlıboya sergimi açmıştım. Artık dünya üzerinden ve Türkiye'den çizim siparişleri almaya başlamıştım. Fakat mevcut yaptığım ve mesleğim olan işime odaklanıp Sanat ve resmi ikinci plana atmıştım.

Aslında ikinci plan demek yanlıştı. Çünkü Sanat benim hayatımın bir parçası olarak gece saatlerinde başına geçtiğim ayrı bir dünya olmaya başladı. Resim ve Sanat nefes almak kadar iyi geliyordu bana.

SORU-Ailenizin   bu çabanızda sizlere desteği ne oldu? 

HARUN BABADAĞ-Ailem sigara ve alkole uzak, sakin içe kapalı bir ailedir. Yaptığım ve yapmak istediğim her şeye izin verdiler şimdiye kadar. Daha çocukken okula yeni başlama yolundayken okumak isteyip istemediğimi bile sormuşlardı mesela...

Kendime güvenim tam ve ilginç olaylarla hatta spor aktivitelerim ile zaten aileme her şeyin üstesinden gelebilirim mesajı veriyordum. Güvenleri tam ve daimiydi. Onlarda gerçek bir aileyi tattım ve tatmaya devam ediyorum. Eksik olarak gördüğüm tek şey belki teknoloji ve yenilikleri bilmemeleri ve beni yönlendirememeleriydi. Yani her şeye ben kendi irademle karar vermem özgürlük ve güzel bir şey olsa da insan destek ve yönlendirilmek de istiyor verdiği kararlarda.

Kısacası ailem benim ortaya attığım her şeyi güvenle destekleyen ve düzgün bir insan olma yolunda eğiten bir çekirdek yapıdır.

SORU- Çok sevdiğiniz ressamlıkta hangi başarılara imza attınız?

HARUN BABADAĞ- 1997-2001 yılları İlkokul seviyelerimde bir çok okul ve şehir sergilerine katıldım. 

Lise döneminde daha çok dijital alana kayan çizim yeteneğim ile tasarım işleri yaptım.

2008 yılında dijital çizim alanında dünya çapında çizerlerin bulunduğu gruba davet edildim. Dünyaca ünlü kişilerle temas kurmaya başladım. 

2009 yılında Dijital Sanat Speed Painting alanında ilklere girmeyi başardım.

2012 yılında ilk kişisel yağlıboya sergimi açtım.

2013 yılında Makedonya, Portekiz ve Amerika Birleşik Devletleri 'nde çizimlerimi dağıttım.

SORU- Çok genç tek işle  meşgulken bile her şeyden şikayetçi. Siz ise   çok işle meşgulken bile şikayetçi değilsiniz. Bu size ne katıyor?

HARUN BABADAĞ- Çok genç yaşlarımda bile olsa bir çok alanlara girmek nasip oldu. Bu bana farklı açılardan ve boyutlardan hayata bakma analiz yapma ve başarıya ulaşmada sorunları çözme yetisi kazandırdı. Çok alanda başarılı olmak zordur hatta insanı eli boş bırakır her zaman. Ben birden farklı alanlarda başarıya ulaşıp diğer alanlara kaymışım hep. Mesela Sporda başarılı bir insanım, Aynı zamanda Sanat açısından başarılı işler yapmaya devam ediyorum.

Teknoloji alanında iyi işler yapmaya hatta damga vurmaya başladım. Bu benim hayat ve yaşam biçimim. Boş kalmayı asla kabul edemiyorum ve bir işle meşgul olmam gerekiyor. İnsan ve insanlığa faydalı olmak benim için öncü bir neden belki de, para ve farklı isteklerimin önüne geçebiliyor çoğu kez ve bunun zararını gördüm belki. Ancak yaşamımı birden fazla işle nasıl planlamam ve nasıl hareket edebilirim de işlerimi tamamlarım sorularına cevaplar bulmama yaradı.

Bir günü kullanma şeklim bile bir çok insana halen garip geliyor. Ben mesela sporu sabah, öğlen ve akşama kadar gündelik işlerim ve gece 12 sonrası ise sanat yapmakla geçiyor. Günü üç ana gövdeye ayırarak planlı şekilde yürütmeye çalışmaktayım. 

SORU- Gençler çekingen ve içine kapanık insanlar. Siz ise genelde aktif ve  çalışkan insansınız bunu nasıl başarıyorsunuz? 

HARUN  BABADAĞ- Gençler çekingen ve aktif değil dersek belki yanlış olur. Yaşamın insana verdiği bir zorunluluk var çok az kişi bu zorunluluğu aşabiliyor. Belki de cevap burada saklı. Başarılı ve aktif olabilmek insanın hayata motive olabilmesi ile başlar. 

Kendimden örnek verirsem aslında ben sessiz ve içine kapanık birisiyim. Ancak yaptığım ve misyon üstlendiğim şeyler ile ilgili yorum ve aktiflik yapıyorum. Spor ve aktivite zamanı işime odaklanıp etkili olmaya, Teknolojik bazlı işim ile ilgili konuda etkin olmaya ve yenilikçi olmaya ve sanat zamanı sanatıma odaklanıp etkili ve aktif iletişim kurmaya çalışırım. Her konuda da böyle benim için. Bir eş ile sanatı, işimi ve sporu asla karıştırmam. Zaten eş ve ilişki konusunda insanlara zor gelen yanım da bu olsa gerek. Kısacası ben yaptığım şey konusunda iş içerisinde iletişimi kurmaya çalışırım amaca odaklıdır. Aksi halde bende çok sessiz ve sakin içine kapanık biriyimdir.

SORU- Resim sanatında  nereye kadar gelmek istersiniz?

HARUN BABADAĞ-Resim Sanatında kendimi eğer Allah kısmet ederse dünya çapında adı anılan ve sergiler açan Ressam Sanatçı olmak istiyorum. Önce Denizli'de ve sonra İstanbul'da bir ofis açarak özel seçilmiş kişilere eğitimler vermeyi hedefliyorum. Sonrasında yurt dışında geniş çaplı sırasıyla Florance, Paris, Londra, New York ve Los Angeles'da sergiler açmayı hayal ediyorum. Nasip ve imkanım olursa daha fazla da dolaşmak, tasarım alanında isim yapmak ile birlikte

Digital ve teknolojiyi de içine katarak fark yaratan bir isim olmak isterim.

SORU- Resim yapmak  maddi manevi yaşamınıza ne  gibi katkı sağladı?

HARUN BABADAĞ-Resim ile uğraşmak yazdığım kısımlarda da belirttiğim gibi benim için nefes almak kadar etki eden bir olgu. Hayatımın bir parçası dolayısı ile yaşam kalitemi artıran bir şey. Yaşamımda çok önemli yeri var ve o konuda hassas biriyim.

Maddi olarak da zaman zaman beni zarara uğratmış, diğer alanlarda etkili işler yapmam için gereken sermayeyi yemiştir. Ancak verdiği manevi faydanın yanında bana yaşattığı maddi zararın hiç bir değeri yoktur.

SORU- Resim bir yetenek mi çaba mı işi sizce?

HARUN BABADAĞ- Resim bir yetenek işidir. Ancak çaba ile güçlenen bir olgudur. Yani yetenekli iseniz bile tutku ile devam etmiyor ve çaba sarf etmiyor iseniz, özel ve güzel işler çıkaramazsınız. 

Her şeyden önemlisi hatta en önemlisi şu ki sanat farklı bir şeydir. Yetenekli kişiler olabilir, ama herkes sanatçı olamaz. Herkes resim yapabilir, ancak sanat yapmak farklı bir şeydir.

SORU-İyi bir ressam  olmak isteyenlere neler  önereceksiniz?

HARUN BABADAĞ- İyi bir ressam (Sanatçı) olmak, resmi çizerken tüylerinin diken diken olması, çizimi hissetmesi ve bir çok şeyden soyutlanırcasına resme dalması ile olabilir. Ve hayatımın diğer alanlarını da içine kapsayan sözlerle tamamlamak isterim;

"Ne yapıyorsan yap tutku ve aşkla yap, içten yap.", "Samimi ol ve severek yap.", "İşlerinde en iyiler Aşık olanlardır ve Sevenlerdir.", "Sanat bir dışa vurumdur, ne kadar içten yaparsan o kadar dışa yansırsın."

            Çok  sağ ol çok güzel bir röportaj oldu Harun Kardeşim.