Adalet ve Eğitim

 

 

Bir ülkenin yolları bozulursa yapılır. Evleri yıkılırsa daha sağlamı ve güzeli inşa edilir. Yeni şehirler planlı ve programlı kurulur. Fabrikalar, sanayiler yapılır. Sel, deprem, yangın gibi felaketler olursa, yaralarımızı milletçe el birliğiyle sararız. Ama bir milletin adalet sistemi çökerse, eğitim ve öğretim sistemi bilim ve akılcılıktan uzak olursa o millet çökmeye mahkumdur. Adalet ve eğitimin olmadığı bir ülkede insanlar başka milletlerin kölesi, uşağı, hizmetçisi olmaya mahkumdur. Adalet ve eğitimini yerli yerinde uygulayan bir millet düzenli ve refah yaşar. Başka milletler karşısında yaptığı bilim, buluş ve teknolojiyle her zaman söz sahibidir. Eşitlik kavramını gözeten adalet, düşünce ve kuralı pekiştiren eğitimdir. Bunlar insan hak ve hukukunu koruyan, toplumun bilinçli, kültürlü ve düzenli çalışmasını sağlayan iki düzenektir. Eşit insanlar topluluğu,  birbirlerine karşı saygılı ve hoş görülüler. Kimse kimsenin hak ve hukukuna tecavüz etmez. Medeniyette ileri gitmiş ülkelerde bu yaşantının örneklerini görebiliriz. Günümüz de her şeyin ayrıştırıldığı, kutuplaştırıldığı bir dönemde insanların yaşam koşulları zorlaşmakta, toplum olarak bir felakete gitmekteyiz. 2015  Ankara Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun konuşması  avukatlar üzerinden, Türkiye’yi yönetenlere bir mesaj niteliğindeydi. Konuşma şöyleydi: 

 

                           ''O SARAY BİR GÜN BAŞINIZA ÇÖKECEK''          

 

            “İktidarlar binlerce kilometre kaymak gibi yollar yapabilirler. İktidarlar binlerce köprü, tren yolu döşeye bilirler. Buldukları her toprak parçasını kentsel dönüşümle gökdelenlerde çevirebilirler. Ancak iktidarları tarihe altın harflerle yazdıracak olan diktikleri binalar değil, adaletli olup olmadıklarıdır. Adalet mülkün temelidir. Adalet sistemini çökertenler ne kadar ihtişamlı saraylarda, binalarda otururlarsa otursunlar göreceksiniz o sarayı ve o binaları bir gün başına çökecek.

 

                           ''HALKIN GÜCÜNDEN KORKANLAR İKTİDARLARINI SÜRDÜRMEK İÇİN HALKIN BİRBİRİNE DÜŞMAN ETMEK ZORUNDA''

 

                 Hukukun üstün olmadığı bir düzende hiç bir vatandaşımızın hukuki güvenliği olamaz. Ülkede iş ve yatırım yapmak isteyen kimsenin, güvencesinden söz edilemez. Böyle bir düzende, liyakat sistemi de çöker. Liyakat sisteminin çöktüğü yerde tam bir tefessüh başlar. Liyakatin yerini iktidarda olanların yakınlarını, laik olmasalar bile, istedikleri makama, göreve getirdikleri keyfi bir düzen alır. İçeride geçici seçim zaferleri uğruna halk birbirine karşı düşmanlaştırılır. Halkın gücünden korkanlar iktidarını sürdürmek için halkı birbirine düşman etmek zorundadırlar. Bu oyunu bozmanın akıllı ve kararlı bir yolu vardır. Merkeze insanı koymaktır. Bizi bölmek, bizi birbirimize düşürmek isteyenlere inat adaletin paydasında Yetmiş Yedi Milyon yurttaşımızı eşit yurttaş olarak kucaklamak ve kucaklaştırmaktır.

 

                           ''BASIN HÜRRİYETİNİN ZİNDANA ATILDIĞI BİR GERÇEKTİR.''

 

               Hakimler ve savcılar yüksek kurulunun (H.S.Y.K.) iktidardan tamamen bağımsız şekilde oluşmasının ve karar vermesinin sağlanması hukuk devletinin kurulması için en önemli ihtiyaçların başında gelmektedir. Siyasi iktidar sahiplerinin telkin ve tavsiye hatta talimat yerine geçecek talimatları üzerine medya kuruluşlarına ve sermaye şirketlerine yargı ve düşünce hürriyetinin, basın hürriyetinin zindana atıldığı bir gerçektir. Hakimlerin, savcıların tayinlerinde yüksek yargıya üye seçiminde, düşünce mezhep ve hemşerilik yerine bilimsel ölçülerin ve liyakat us ulunun derhal yerine getirilmesi lazım.

 

''VARSIN DİKENSİZ GÜL BAHÇESİNDE GÜL KOKLAMAK İSTEYEN SULTANLAR BİZİ İSTEMESİNLER''

 

               İnsan hak ve özgürlüklerini her ortamda korumaya devam edeceğiz. Aksine bir davranış yeminimize ihanet anlamına gelir. Varsın dikensiz gül bahçesi rüyalarını gören despotlar bizden rahatsız olsunlar. Varsın dikensiz gül bahçesinde gül koklamak isteyen sultanlar bizi istemesin. Biz milletimizle, halkımızla toplumumuzla el ele Türkiye de demokrasiyi ve hukuk devletini kurmaya kararlıyız. Dinlenmemek üzere yola çıktık. Bize yorulmak haramdır.

 

               ''BİZ SANA BOYUN EĞMİYORUZ TÜRKİYE DE AVUKATLAR VAR''

 

          Doğruları en saygılı ifadelerle söyleyebildiğimiz de bile duymaya tahammül edemeyen kifayetsiz muhterisler 72 yıllık adli yıl açılış töreni geleneğini rahatsız olduklarından kanunla mevzuattan kaldırdılar. Burada hedef milleti temsil eden bağımsız savunmanın susturulması oldu. Bu gelenek devem ettirilecekken önce, Danıştay’ın sonra Yargıtay'ın muktedirler karşısında boyun eğmesine bağlı olarak sona erdirildi. Oysa yüksek mahkemenin yöneticilerine düşen ‘Biz sana boyun eğmiyoruz, Ankara da hakimler var’ olmalıydı. Biz onların yerine söyleyelim. Biz sana boyun eğmiyoruz Ankara’da avukatlar var” Metin Feyzioğlu.

           Derneklerden, sendikalardan, sivil toplum örgütlerinden gelen ses ve şikayetleri devleti yönetenler ciddiye almalıdır. Yöneten ve yönetilen ayrı olursa, başarısızlık kaçınılmaz olur. Eskilerin çok güzel bir sözü var ‘Baş başa bağlı, başlar padişaha bağlı.’ Herkes bir birine danışırsa aşılamayacak dağ kalmaz. Demokrat olarak herkes düşünmeli, düşünceler süzülüp en doğruyu seçip uygulamak hem vicdani, hem de insani görevlerimizdendir. Her zaman olduğu gibi bir birimize sahip çıkma, fikir ve görüşlerimizi hoş görüyle karşılama zamanıdır. Ayrımcılığa, bölücülüğe çıkarcılığa yer yok. Biz biriz, sen ben yok, biz varız. Türkiye ve Türk milleti. Cumhuriyet yönetimi içinde anayasamızın belirlediği çerçevelerde, hür ve bağımsız yaşamanın yolu açık. Sevginiz bol, yolunuz acık olsun...

 

 

            Süleyman ERKAN   15-09-2015.

 

                               Şişli-İstanbul.

rum yoksa cidden sanat yapmak için mi? Bu soruya verecekleri cevap onları bir yere yönlendirecektir birçok ajanslar var onlara kaydolup şanslarını deneyebilirler ancak bu yolda harcanmakta çok kolay yükseliş yaşamakta çok kolay bu işi meslek mi yoksa hobi olarak mı yapacakları da çok önemlidir.