BİZ BİRLEŞEMEYİZ

Mustafa Uçurum

 

Birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu kritik günlerde… Ne kadar çok duyduk bu cümleleri bu topraklarda. Yaşanan her acının ardından birlik ve beraberlik çağrıları yaptık. Biliyorduk ki birliğimiz bozulursa dirliğimiz de bozulacaktı.

Son yaşanan olaylara bakıyoruz. Karşımızda halden, sözden, insanlıktan anlamayan eli kanlı bir terör örgütü var. Hiçbir sınır tanımadan yakıp çıkıyor ocakları, hain tuzaklarla askerimizi, polisimizi şehit ediyor.

Böyle bir ortamda herkes bir şeyler söylemek istiyor. İster de. Çünkü yaşananlar içe atılacak cinsten değil. Özellikle ön planda olan, siyasilerden, kanaat önderlerinden, sivil toplum kuruluşlarından itidalli açıklamalar bekleniyor. Çünkü bozulmak istenen ortada, bizim birlik ve beraberliğimiz.

Çıkıp televizyon ekranlarına terör örgütünün adını bile anmayıp her şeyin sebebi olarak Cumhurbaşkanı’nı görenler oldukça biz birleşemeyiz.

Meydanlarda toplanıp terörü lanetleyenlerin yanına büyük şevkle gidip de “Bunlar bizimkiler değilmiş.” deyip hemen oradan uzaklaşanlar oldukça biz birleşemeyiz.

Hdp’ye oy veren sözüm ona İslamcılar, bütün olanlardan sonra bile pişmanlık duymayıp hâlâ verdikleri oyun arkasında duruyorlarsa biz birleşemeyiz.

Yapılan tüm açıklamalara rağmen çarpıtma haberlere itibar ederek Cumhurbaşkanı’na yüklenenler oldukça biz birleşemeyiz.

İyi bir araştırmakta fayda var. Terör saldırılarından sonra gözü dönmüşçesine suçlu arayanlara bir bakın; iktidar, Cumhurbaşkanı, çözüm süreci gibi birçok sebebi ardı arkaya sıralayanlar nedense bunların arasına hdp ve pkkyı koymuyorlar. Nasreddin Hoca gibi sormazlar mı adama; hırsızın hiç mi suçu yok diye.

Bir zamanlar sokakta gördüğü her çekik gözlüyü Çinli sanıp hırpalayanlar şimdi de gördükleri her Kürdü pkklı diyerek dövmeye başladılar. Meydanlarda birlik olalım diyerek hamasi nutuklar atanlar yaptı bunu. Kardeşlik iyidir diyerek kendileri bile inanmadıkları bir nakaratı tekrarlayanlar yollarını çevirdi kendilerinden olmayan biri çıkınca karşılarına. 

Özgür medya susturuluyor diyerek hedef çarpıtmaya çalışanlar, kırılan birkaç camın ardına düşüp şehit olan fidan gibi gençleri görmeyenler varken hangi basın özgürdür acaba? Birileri tarafından ablukaya alındığını fark etmeden özgürlük türküsü söyleyenlerin kime hizmet ettiği zaten hemen fark edilebiliyor.

İnsan söylemeye korkuyor ama umut aşısı yapacak pek de takat kalmadı. Ağır ağır sona yaklaşıyoruz. Bir son var, bu kesin. Basireti bağlananlar bir an önce silkinip; “Ne oluyor, biz kimiz, düşman kim?” demeden, olayın asıl failleri dururken birbirine düşmeye devam ederken birliği sağlamamız imkânsız.

Teröriste terörist demekten çekinenler olduğu müddetçe biz birleşemeyiz.

Aramızda gezen fitnecilere hâlâ fitnelerini yüzlerine vurmaktan çekinenler oldukça biz birleşemeyiz.

Bir ruh gelip konacaksa içimize bu Çanakkale ruhu olmalı, milli mücadele ruhu olmalı. Bu ruh, insanın içini terk ettiyse biz birleşemeyiz.

Acıya alışmak en büyük felaket. Kim ne derse desin iyi niyetle başlayan süreçte almadığımız şehit haberleri nasıl içimize su serptiyse, bu yapılan çalışmaların salih bir kalple yapıldığının bir göstergesiydi huzur ortamı. Gençlerimiz şehit olmasın, bu topraklar bir daha acıları yaşamasın diye atılmıştı o adımlar. Bunların altında bile teröre destek olacak provakatif izler arama çalışmaları devam ettikçe biz ne yazık ki birleşemeyiz. 

 

Acı ama gerçek, dağılma süreçleri hep içten olmuştur dünyada. İçteki fitne kadar ağır bir yara yoktur. Rabbim önce başımızdaki fitneyi def etsin. Gerisi zaten gelir.  Son söz Malcolm X’den; Ya hep beraber kardeşçe yaşamayı öğreneceğiz, ya da hep beraber ahmak gibi öleceğiz."