YAZLIK RAMAZAN

Mustafa UÇURUM

 

            Havaların bunaltan sıcakları, buram buram dökülen terler, bir ağaç gölgesinin hasreti derken ramazan bir müjde gibi çıkıp geldi. Hatta su gibi hızla ilerliyor bile. Telaşa gerek yok. Ramazanda bir de bakacağız ki; sahurdu iftardı derken ne sıcak kalacak ne de bunalan yüreklerimiz daralacak. Devran bu, dönüp duruyor.

            Çocukluğumuzda yaşadığımız yazın oruç tutma bahtiyarlığını demek ki bir kez daha yaşamak nasipteymiş. Birkaç sene daha ramazan, yaz aylarındaki konukluğunu sürdürür. Sonra yine serin günler karşılar bizi. Yeter ki ömür olsun.

            Ramazanın en sevdiğim yönlerinden biri de insanlar üzerinde oluşturduğu “doğal fren” özelliğidir. Ramazanın sadece aç kalma ayı olmadığının bilincinde olanlar, kendilerine çeki düzen vererek, yanlış bir adım atarken bir an durup “Ben oruçluyum.” deyip adımını düzelterek ramazanın asıl vurgulamak istediği anlamı gerçekleştirmiş olurlar. Elbette Allah’ın kimsenin aç kalmasına ihtiyacı yok. Önemli olan bir emri yerine getirebilmek. Bütün dünya nimetleri elinin altındayken oruç tutup onlara bir süreliğine el sürememek en büyük kulluk işaretlerlerinden biridir. Yoksa aç kalmak o kadar da önemli bir mesele değil. Memlekette zayıflamak adına aç kalan o kadar insan varken, ramazanın sadece aç kalmaktan ibaret olmadığının bilincinde olmak gerek.

            Ramazanın disiplinini yaşayarak bu ayın tadını çıkarmak en büyük keyiftir. Yalnızca mideye değil; ele, dile, göze ve akla da oruç tutturmaktır asıl mesele. Dedikodu yapan birine, sen oruçlusun böyle konuşma demek, en büyük manevi kazançtır.

            Seçim kapıya dayandı. Liderler ara vermeden çalışacaklar. Meydanları dolduracaklar. Oruçlu ağızlarıyla birbirlerine yine hakaret yağdırırlarsa ve aynı üslupla konuşurlarsa onları susturmak imkânsız olduğu için en iyisi onları dinleyip de orucumuzun maneviyatını zedelememek gerek.  Onlar yine en ilgisiz noktalardan gedik açarak oy çalmaya devam etsinler. Biz orucumuzun keyfini çıkarmak için elimize, dilimize, kalbimize hakim olarak bir ağaç gölgesi bulup elimizdeki kitabımızın tadını çıkaralım. Oruçlunun uykusu bile ibadet dense de biz oruçlu olarak daha iyi bir ibadet yapıp kitapların arasında orucumuzu renklendirelim.

            Nerde o eski ramazanlar serzenişlerini yapacak yaşlarda sayılırım. Bizim ilk oruçlarımız medya önünde değil sıcacık aile ortamlarımızda gerçekleşirdi. Şimdi göreceğiz televizyonlarımızın hallerini. Plajlardan iftar programı sunmaya varan iğrençliklere başvururlarsa hiç de şaşırmam. İnsanın kalbini diri tutması bu devirde en büyük sınav. Medyatik ayak oyunlarını elinin tersiyle iten yürekli insanlardan olmak en büyük erdem.

            Her ramazan çılgınca bir heyecanla kupon yarışına giren gazeteler vardır. Kuran veren, dini kitap veren gazeteler vardır. Gazetelerinin arka sayfasındaki arka sayfa güzellerine ramazanda ara vermeden kitap verme yarışına girişen bu mevsimlik zihniyete elbette rağbet eden pek de yoktur. Çünkü din denen o büyük değer, geçici bir heves değil, kalıcı bir insan onarıcı kimliğe sahiptir.

            Ramazanın bereketi, huzuru hepimizin evine konuk olsun ve bir daha bizleri bırakmasın. Güzellikler kalıcı olunca anlam kazanır. Geçici güzelliklerin kimseye faydası yoktur. Ramazan ruhunun hepimizde kalıcı olması dileğiyle, bereketli, huzurlu günler diliyorum.