Cumhuriyet Üniversitesi PDR Öğrencisi Gökhan İbicek

Cumhuriyet   Üniversitesi  PDR  Öğrencisi  Gökhan İbicek “Albert Einstein'in dediği gibi:"Önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan zordur.”

 

 

SORU- Bize  kısaca kendinizi  tanıtır mısınız? Bugüne kadar nerelerde okudunuz ?

GÖKHAN İBİCEK- Merhaba  .Adım Gökhan.Soyadım İbicek. Sivaslı'yım. 26 yaşındayım,sınıf arkadaşlarıma nazaran biraz yaşlıyım :D .Ben öğrenim hayatım boyunca çok okul değiştirdim . Anaokulu'nu Halil Rıfat Paşa İlköğretim Okulu'nda okudum.İlkokulu ise 3.sınıfın yarısına kadar Süleyman Sami Kepenek İlköğretim Okulu'nda, 3. sınıfın yarısından 5.sınıfın sonuna kadar,o zamanlar ilkokul 5 yıldı, Reşat Şemsettin Sirer İlköğretim Okulu'nda okudum. 6. sınıfta Sivas Koleji'nde,7. sınıftan lise 3'e kadar (benim zamanımda lise 3 seneydi :D ) Özel Sultan Murat Lisesi'nde okudum.2006 yılında liseden mezun oldum ve aynı sene Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü'nü kazandım.Orada 5 yıl okuduktan sonra, ki bu beş yılın bir yılı İngilizce hazırlıkta, iki yılı ise 1. sınıfta geçti, 3. sınıfın sonunda Matematik Bölümü'nü bıraktım.Memlekete döndüm.Sonrasında YGS ve LYS'ye girdim ve Cumhuriyet Üniversitesi PDR bölümünü kazandım. Şu anda ise bu bölümde son sınıfa geçtim.

 

SORU- Neden  Sivas? Neden  PDR? Bu okulu tercih etmeden  önce ve şu an  duygularınız arasında ne farklar var?

 

GÖKHAN İBİCEK-  Bu iki soru,söz konusu benim hayatım olunca birbiriyle bağlantılı . Çünkü Hacettepe Üniversitesi'ni birtakım ailevi ve ekonomik nedenlerden ötürü bıraktım.Şimdi ayrıntısına girmeyeyim bu hadiselerin fakat memlekette,anne ve babamın yanında olmak zorundaydım.Bu yüzden Sivas'tayım.Neden PDR sorusunun cevabına gelirsek normal hayatta da insanlar gelir,sırlarını sorunlarını vesaire bana açarlar.Bu hala da böyle.Galiba onlara faydalı olabiliyorum ki bundan hala vazgeçmediler.Ben de kendi kendime:"Madem bu işte iyiyim,bu işin ilmini de öğreneyim." dedim.Tercihimi de bu sebepten PDR olarak belirledim.Bu okulu tercih etmeden öncesi ile sonrasında şöyle bir fark var ;ailem daha evvelden okuduğum bölümü bırakmamı pek tasvip etmemişlerdi ve bana kızgınlardı,fakat burayı tercih etmem ve bu işi yapacağım konusundaki ısrarım ve inadım sonunda baskılara galip geldi ve ailemin kızgınlıkları ve dolayısıyla tedirgin ve sürekli gergin ruh halimden kurtulabildim.

 

SORU- Bize  ailenizden  bahseder  misiniz? Anne  ve babanız ne  iş yapar? Kardeşleriniz nerede  okur? Onların sizin bu çabalarınıza  bakış açısı nedir?

 

GÖKHAN İBİCEK- Annem ev hanımı,babamsa İlkokul Öğretmeni.Bir tane kardeşim var.Benden 4 yaş büyük.Adı Ezgi.Ablam Ankara Dışkapı Hastenesi'nde doktor.Pediatri uzmanı.Az evvel değindiğim gibi,kızgındılar,hayatımı boşuna harcadığımı düşünüyorlardı,ama artık onlar da en az benim kadar umutlular benim geleceğim hakkında.

 

SORU-Kitap  okuyor musunuz? Kitap  okumak size ne kazandırdı?  Sizce okuyan ile okumayan arasında  ne farklar var?

GÖKHAN İBİCEK-Övünmek için söylüyor değilim,gerçek bu olduğu için söylüyorum;evet çok okurum.Gerçekten çok okurum.Sadece psikolojiyle alakalı değil,her alanda yazılmış,basılmış eserlerden istifade etmeye çalışırım.Psikoloji bir bilim olarak ortaya çıkmadan binlerce yıl önce insanlar yazıyorlardı,önce taşlara,tabletlere,hayvan derilerine;sonrasında ise papirüslere,kağıtlara.Peki ne hakkında yazıyorlardı;insan ve insanın hissettiği,hayal ettiği,yaşadığı,yaşamak istediği... kısacası temeline insanı alan,insanı anlamlandırmaya çalışan her şey hakkında yazıyorlardı.İnsanı ve insanın psikolojisini anlama çabası psikolojiden binlerce yıl önce ortaya çıkmış kısacası.Dolayısıyla insana ve insanı anlamaya dair muazzam bir birikim var.İşte bu birikimden en verimli biçimde istifade etmek lazım.Çünkü bu muazzam birikim insanın ufkunu inanılmaz derecede genişletiyor.Ufkumuzun genişlemesi neden önemli? Çünkü örneğin her gün salata yiyen kişi sadece salatanın tadını bilir,yani tek çeşit yahut tek alanda kitap okuyan kişi sadece ve sadece tek çeşit bilgi öğrenir. Böyle öğrenilen bilgi sağlıklı,hatta bir parça ileri giderek doğru bilgi değildir diyebilirim.Zira böylesi bilgiyi mukayese etme,törpüleme,muhakeme etme imkanı yoktur.Fakat ne zamanki hem çok, hem de çeşitli kaynaklardan yararlanmaya başlarız işte o zaman edindiğimiz bilgi daha sağlıklı,senteze müsait ve hatta bir parça ileri giderek artık doğru bilgiye dönüşür.Peki doğru bilgiyi edinmek ve bunun için çabalamak nenden önemli? Çünkü öncelikle böylesi bilgi doğru fikirlere sahip olmamıza sonrasında doğru davranışlar sergilememize sebep olur.Yani toplamda hayatımızı daha doğru,daha düzgün yaşamamıza neden olur.Peki hayatımızı doğru düzgün yaşamamız nenden önemli?Çünkü yarın bir gün meslek hayatımıza geçtiğimizde işimiz diğer insanların doğru düşünmelerine,doğru düzgün yaşamalarına kılavuzluk etmek olacak.Şayet bunu öncelikle biz başaramazsak,diğer insanlara faydalı olmamız söz konusu bile olamaz.Dolayısıyla burada ikinci sorunun cevabını da vermiş oluyorum galiba .İşte tüm bu dediklerimi yapmayan kişi önce kendi hayatını,sonrasında diğer insanların hayatını mahveder.

 

SORU- PDR  Öğrencisi  ve  iyi bir PDR ci için iletişimin önemi  nedir? 

 

GÖKHAN İBİCEK- Önceki sorunun cevabıyla da bağlarsak hayat sadece okuduklarımızdan ibaret değil.Nasıl ki bilgi çeşitliliğini artırmak önemli;sosyal olmak da çok çeşitli,bakış açılarına sahip,çok sayıda insan tanımaya yardımcı olur.Sosyal olabilmek için de tabi ki iletişim becerilerinizin iyi olması gerekli.Ben mümkün mertebe sosyal olmaya,bildiklerimi gerçek hayatta da uygulamaya çalışırım.İnsanların arasında olur,onların nabzını tutar,onları dinler,onları anlamaya çalışırım.İşte iletişime kapalı olan,insanı anlama çabası göstermeyen,sosyal olmayan kişi insanı kaybeder.

 

SORU- İyi bir PDR hocasının  öğrenci üzerinde etkisi  ne olur? Öğrenci, öğretmen  ve  aile arasındaki ilişki sizce nasıl olmalı?

 

GÖKHAN İBİCEK- .Her üçünün birden iki tane ortak sorunu var:Bunların ilki hoca,ikincisi öğrenci.Yani kaliteli hoca,işini iyi yapan hoca sayısı maalesef az.Öncelikle hem bilgi seviyesi yüksek,hem donanımlı hem de uygulama becerileri yüksek hocaların sayısının artması lazım.İkincisi;yeni nesilde okumaya heves yok,araştırmaya sabır yok,çalışmaya gayret yok.Öğrenci arkadaşlarım kusura bakmasınlar ama yeni nesil tohum ekmeden meyve yemeye çalışıyor.Dolayısıyla öğrencilerin de bu ataletten silkinmeleri gerek.

 

SORU- İyi bir PDR ci nasıl   olmalı sizce?

GÖKHAN İBİCEK- Öncelikle bilgi eksiği olmamalı.Alanına hakim olmalı.Donanımı muazzam olmalı.İkincisi objektif olabilmeyi başarabilmeli.Böylelikle önyargının da önüne geçebilir.Üçüncüsü,hem uzun vadede hem de kısa vadede etkili çözümler üretebilmeli.Yani işini hem teoride hem de pratikte iyi yapabilecek enstrümanlara sahip olabilmeli.Ayrıca insan ilişkileri ve iletişim becerileri iyi olmalı.Son olarak iyi bir PDR'ci asla ve asla yerinde saymamalı.Çünkü bilgi sonu olan ya da sonu gelen bir yapıda değildir,sürekli, gelişir,değişir ve ivmeli bir biçimde ilerler.İyi bir PDR'ci bu bağlamda sürekli kendini yenilemeli.

 

SORU-PDR’cilerin genel  sorunları  ve  çözüm yolları nedir sizce?

 

GÖKHAN  İBİCEK-  PDR'cilerin kendilerinden kaynaklanan sorunlardan bahsettim zaten . Bir de PDR'cilerin dış kaynaklı sorunları var ki bu sorunlar,idari,devletle ve yanlış politikalar üretmekte ısrar eden hükümetle alakalı sorunlar.Bu sorunların ne olduğunu zaten sen de diğer arkadaşlarla yaptığın röportajlardan dolayı biliyorsunuz ;alan dışı atamalar,eksik yapılan atamalar,fiziki şartlardaki yetersizlikler vs vs vs. Bunlardan uzun uzun bahsetmeme gerek yok sanırım.Hepimizin bildiği şeyler zaten.Bize düşen,bu dış sorunları çözebilmek adına,öncelikle hakkımızı aramasını bilmek.Bu konuda cesaretli olmak.İkincisi,yasal sınırlar içerisinde bütün imkanları zorlamak ve bundan bir an bile imtina etmemek.Üçüncüsü,devletin sizi ciddiye almasını istiyorsanız her şeyden önce sayıca çok olmanız gerek. Dolayısıyla Türk PDR Derneği'ne üye olmak gerek. Çünkü bizlerin hakkını en etkili biçimde savunan,yasal sınırları zorlamaktan çekinmeyen,cesaretinden ödün vermeyen süper kahramanlar oradalar ve bu süper kahramanlara olan desteğin artması gerek.Çünkü ciddiye alınma olasılığınız artarsa,devletin sizin sorunlarınızı çözme olasılığı da artar.Yani derneğe üye olun

SORU-  Sık sık  PDR  kongreleri yapılıyor.Sizde bunlara  katılıyorsunuz. Bunların  ne gibi faydaları oluyor sizce?

GÖKHAN İBİCEK- Aslında kongrelere katılmak isteyen çok sayıda öğrenci var . Ama kontenjanlar sınırlı olduğu için bu şansı yakalayamıyorlar maalesef.Tabi kongrelere katılım göstermek istemeyen,hiçbir hevesi olmayan kişiler de vardır belki,her ne kadar yakıştıramasam da bir PDR'ciye.Bu kongrelere çok kaliteli hocalar katılıyor ve harika çalışmalar yapan kişiler aynı zamanda.Onların çalıştayları,uzmanlık adına bizlere büyük katkılar sağlıyor.Tabi öğrenci arkadaşlarımızı da burada es geçmemek gerekiyor.Onlar da harika işler yapıyorlar ve bunu bizlerin yararına sunuyorlar.Yani akademik açıdan çok verimli geçiyor kongreler.İkincisi sosyalleşme ve mesleki dayanışma adına büyük katkılar sağlıyor.Dolayısıyla kongrelere gelmeyenler,totalde çok şey kaçırıyorlar .

 

SORU- Özelde Sivas, genelde  PDR okumak  isteyenlere  neler önereceksiniz ?

GÖKHAN İBİCEK -Hem Sivas özelinde,hem de genel manada PDR okumanın bence en büyük kazancı,tabi kazanılabilirse,önyargılardan arınma . İnsanı,hangi durumda olursa olsun koşulsuz kabul edebilen kişi hayatının önündeki en büyük engeli de kaldırmış oluyor bence .Tabi ki bir çok faydası var ama diğer faydalar bana göre bunun yanında çok ehemmiyetsiz kalıyor.O yüzden bundan bahsedeyim istedim zira rahmetli Albert Einstein'in dediği gibi:"Önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan zordur.

 

Bana bu röportajı yapma fırsatı verdiğin için sana çok teşekkür ederim