YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKEN

                               Okul öncesi ve İlkokuldan orta öğretime kadar olan bütün özel ve devlet okulları 2015–2016 Eğitim ve Öğretim yılına başladılar.18 milyon öğrenci için yeni Eğitim ve Öğretim yılında zil çalarken bunun 1 milyon 136 bini ilkokul birinci sınıfında ders başı yaptı.

                              Türkiye’de birçok Avrupa ülkesinin nüfusundan çok çocuk yeni öğretim yılında okula başladı. Bu övünebilecek bir durum, ama eğitilemediği zaman da üzülecek bir durumdur.

                              Türkiye’de üzerinde en çok oynanan kurumların başında eğitim gelmektedir. Bu nedenle de her gelen bakana göre de eğitim sistemi değişmektedir. Bu sık sık yapılan değişiklerde eğitimi yozlaştırmakta ve bir nesli yok etmektedir. Zararı da Türk Milleti ödemektedir. 

                             Eğitimin önemini bir emekli eğitimci olarak daha iyi anlıyorum. Bunu yaşadığım çevrede özellikle temizlik konusunda olsun ve her sahada uygulamaya devam ediyorum. Bazen teşekkür alırken bazen de tepki alıyoruz. Ama olsun bu bizim görevimiz diyorum.

                            Torunumu İbn-i Kemal İlkokulu birinci sınıfına kayıt yaptırdım. Okulun açıldığı gün elinden tutup okula götürdüm. Ondaki okul heyecanını anlatamam… Okul bahçesinde oynayan çocukların sevinçleri, mutlulukları; sanki 30 yıl arkadaşmış gibi birbirlerine sarılmaları, oradan oraya koşuşturmaları ayrı bir güzellik katıyordu. Heyecan verici bir durumdu.

                            Cuma günü sabah ilkokul birinci sınıflar velilerine yönelik “Okula Uyum ve Okul Fobisi” konulu seminer çalışması vardı ve ona katıldım. Okulun psikolojik danışman ve Rehber öğretmeni Mine Hoca Hanımı çok gayretli ve heyecanlı gördüm. Mine Hanımın ve Okul Müdürü Ömer Eşigül’ün gayretlerine rağmen velilerin ilgisizliği ve katılımın azlığı çocuklarının eğitimine ne kadar önem verdiklerini göstermektedir.

                             Okul Müdürü Ömer Eşigül, seminerin açılış konuşmasında çocuk velilerine şu tavsiyelerinde bulundu. “Ben burada bütün birinci sınıf velilerinin katılmasını isterdim. Çocuklarının okulun ilk günlerinde ne gibi sorunlarla karşılaştıklarını görmelerini ve bu sorunların giderilmesinde okula yardımcı olmalarını beklerdim. Eviniz olmasın,arabanız olmasın,ama;iyi yetişmiş başarılı bir çocuğunuz olsun daha iyi değil mi ? İhtiyaçlar daha sonrada alınabilir. Okulumuzun başarı grafiği her yıl yükselmektedir. Bu iftihar edilecek bir durumdur. Bu başarı okul-aile işbirliğinin birlikte çalışması sounucudur. Velilerden isteğim; çocuklarınızı takip edin. Öğretmeni ile periyodik olarak görüşün. Göreceksiniz, hem okuldan ve hem de çocuğunuzun başarısından memnun kalacaksınız.”

                             Okulun Psikolojik danışman ve Rehber Öğretmeni Mine Hoca Hanım velilere, “Çocukların okula uyum ve okul fobisi” konusunda güzel ve ana başlıklarla açıklamalarda bulundu. “Velilerin okuldan neler beklediklerini, yeni arkadaşlarla karşılaştıklarını, yeni bir çevreye geldiklerini, belli kuralların uygulanacağı bir düzende nasıl davranış gösterecekleri ve bunun sonucunda doğacak olumsuzlukları veli-sınıf öğretmen ve rehber öğretmen işbirliği ile çözebileceklerini… Velilerin çocuklarını düzenli takip etmelerini, çocuklarına sorgular tarzda soru sormamalarını …”anlattı. Bu güzel anlatımdan velilerin memnun oldukları yüzlerinden okunuyordu.

                             Çocuk velileri de dilek ve istekte bulundular. Onlar da bu toplantıların her 15 günde bir yapılmasını dile getirdiler. Eğitimin önemini vurguladılar. Eğitimli toplumun kolay kalkınacağı ve bununda çocukluk yaşlarındaki eğitimden geçtiği anlattılar.

                             İlkokulda verilen eğitim ve öğretim kesintiye uğramadan orta öğretimde ve üniversitede devam etse inanın Türk milletinin yapamayacağı iş yoktur.

                             Eğitin aslında doğuştan başlar, hayat sona erinceye kadar devam eder. Eğitim kişinin yaşadığı toplum içinde değeri olan yetenek, tutum ve diğer davranışlarını geliştirdiği bir süreçler tümüdür. Kısaca bu uzun bir süreçtir.

                              Kısaca eğitim, düşünceyi geliştirirken, bilgi ve becerileri artırır, sağlıklı düşünmeyi, gelişmeyi ve yaşadığı topluma yararlı bir birey olmayı amaçlar.

                              Bir düşünür , “Eğitim, her şeyden önce, öğrencilere saygıyla başlar .”der.

                   

                             İngiliz iktisatçısının bir sözü var;

                            “Demiryollarının %5 i demirse,%95 i de insandır.” Der.

                            Atatürk’e göre ise eğitim; “En önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir. Eğitim bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da bir milletin esarete ve sefalete terk eder.

 

                            Yeni eğitim ve öğretim yılında bütün öğrencilerimize, öğretmenlerimize başarılar diler, Türk Milletine hayırlar getirmesini dilerim.