ÇOCUKLARI ÇOK SEVEN DOSTLUK

 

Sevgili  Dostum,

Her insan bir çocuktu. Her insan bebekti. Her insan  çocukluğu mutlakla şöyle ya da böyle yaşadı. Kimi çalışarak yaşadı. Kimi okumayı severek hem okuyarak hem çalışarak yaşadı. Kimi çocukluğunu anne ve baba sevgisinden uzak sokaklarda yaşadı. Anne ve babaları vardı ama  anne ve babaları  onlar ile ilgilenmeyince  sokaklarda yaşadı çocukluklarını. Kimisi de anne ve babasının aşırı ilgisinden bunalarak yaşadı.

Can dostum,

Kimisinin anne ve babası doğmadan ölmüştü. Kimisinin de hem anne ve hem babası kendi doğmadan ölmüştü. Kimisinin  anne ve babası ayrıldı başkası ile evlendi. Üvey anne ve baba baskısı ile büyüdüler. Kimisi devletin şefkatli elleri ile  büyüdüler, kimisi de devletli sözde temsil eden görevlilerin baskısı ile. Kimisi anne ve  babasından  bir küçük tokat bile yemezken kimisi de ailelerinden veya kaldıkları yurtta şiddet ile tanıştı  şiddet ile büyüdü. Yani herkes bir şekilde çocuk oldu.

Can dostum,

Herkes çocuk oldu. Ama kimisi değil çok insan  çocukluğunu unuttu. Bunu çevremize baktığımız zaman  hemen görmekteyiz. Ben düşünüyorum da senle benim aile mutluluğumuzun asıl sebebi hem senin hem de benim çocukluğumuzu asla unutmamamız ve hatta çocukluğumuzu roman yapacak kadar çocukluğumuzdan çok şey hatırlamamız. İnsanın çocukluğunu hatırlaması ne güzel duygu inan ki. Ben çocukluğumu hatırladığım zaman, gençliğimi hatırladığım zaman  çocuklarıma ve senin çocuklarına bakış açımı da hep olumlu tutmaktayım. Empati yapabilmekteyim. Empati duymak ne güzel duygu, çocukluğumuzda yaşadıklarımızı hatırlamamız ve bunları yazarak anlatarak insanlara paylaşmamız bizim çocuklarımızı daha iyi anlamamıza ve onları anlayarak hakiki manada sevmemize sebep olmakta. Anne ve babasının kendisini daha iyi anladığı  çocuklar da mutlaka  okul ve ilerde iş yaşamlarında normalden daha başarılı oluyorlar. Buna candan inanmaktayım.

Can dostum, sevgili kardeşim,

Sana bundan sonra hem dost hem de manevi kardeş gözü ile bakacağım. Çünkü beni kardeşlerim bile anlamazken sen çok zaman anlamaktasın ve beni de sen kardeşlerin kadar sevmektesin. Hatta çok zaman kardeşlerin ile anlaşmazlıklarını bana anlatarak  benden fikir almaktasın. Kardeşten de öte dostluklar kurmak ne güzel duygudur. “Dostum” dediği insana  kardeş gözü ile bakamayan insana ben adam demem vesselam.

Can dostum, sevgili kardeşim,

Güzel görevlere gelmiş, çocukluk arkadaşlarımızla zaman zaman  tesadüfler ile de olsa görüşmekte ve konuşmaktayım. Bazen çocukluk anılarımı anlattığım zaman hatta çocukluk anılarımı  bir kitap yazarak anlattığımı öğrendikleri zaman hayretle “ ben çocukluk anılarımın çoğunu unuttum, o kitabı dört gözle beklemekteyim. Bakalım neler anlattın. Kitap çıkınca ilk bana imzala da yolla” demeleri karşısında  şaşırmaktayım. Demek ki çok insan çocukluğunu unutarak  hep günü yaşamışlar. Ne kadar da fakir kalmışlar. Bunu yaşayan insanların da ne yazık ki çocukları ile bağlarının çok güçlü olmadıklarını da görerek üzüldüm. Geçmişini çok zaman unutan gelecek nesiller ile anlaşamıyor işte. Bu anne ve baba içinde, öğretmenler içinde bir öğretmenden öte gördüğüm imam hatip arkadaşlarım içinde  geçerli. Yani geçmişini iyi hatırlayan insan hem  gelecek nesiller ile iyi anlaşıyor. Burada gelecek nesilden kastım insanın kendi çocukları. Akraba ve komşu gibi çocuklar anne ve babaları etkisinde çok kaldıklarından onları  insanın etkilemesi zor.Tabii ki çocukların kendileri komşu ve akraba büklerini sever ve  onlardan faydalanacaklarına dair kendilerine söz verirlerse o zaman  faydalanırlar tabii ki. Yani insanın iradesi güçlü olursa, çocuk dahi olsa çevresindeki gelişmiş insanlardan yeterince ve güzel şekilde faydalanırlar.

 

Can dostum, sevgili Kardeşim,

Bizim dostluğumuzun sağlam olmasının sebebinin bir nedeni de geçmişimizi ikimizin de güzel hatırlaması. Ve çocuklarımızla empati kurmamız ve  hem kendi çocuklarımızı hem de birbirimizin çocuklarını anlaması.  Bu da dostluğumuzun hem bireysel hem de ailece  sağlam olmasına, sağlam yürümesine sebep olmakta bence.

Can dostum sevgili Kardeşim,

Ben ne kadar çocukluğumu en ince ayrıntılara kadar hatırlasam da,  nasıl ki çocukluk arkadaşlarım benim kadar çocukluğunu ayrıntılara kadar hatırlamıyorsa  bazen bizim hanımda hatırlamıyor ve bizim çocuklarımızın  yaşadıklarını bizim de çocukluğumuzda yaşadığımızı kabullenemeyerek çocuklarımızla  bazen çatışmalar yaşamakta. Bunun neticesinde de  “kuşak çatışması” dediğimiz  olaylar yaşanmaktadır.

Sevgili dostum, Can kardeşim,

İnsanlar çocukları ile güzel iletişim içinde olmak istiyorlarsa çocuklarına karşı empati yapmalarını tavsiye ederim. Empati yapınca onları daha iyi anlayacaklardır. Çocukluğunu hatırlayamayan insanlar ise  sık sık çocukluk arkadaşları ile bir araya gelerek onlara  çocukluk anılarını anlatmalarını istesinler ve bu anıları iyi  dinleyerek kendi çocuklukları ile çocuklarını kıyaslasınlar o zaman kuşak çatışmaları bitmese de azalacak ve çocukları ile iletişimleri daha sağlıklı  temellere oturacak mutlaka.

Can dostum, sevgili Kardeşim,

Çocukları seven insanların çocuk psikolojisini anlatan, bilimsel ve mantıklı kitaplarını okumaları, çocuk romanları okumaları ve anlamak için okumaları çocuklarını daha iyi anlamalarına sebep olacaktır. Anne ve babanın çocuklarının kitaplarını okumaları  onlara kendi çocukluklarından bahsetmeleri  çocuklarının anne ve babalarını daha çok sevmelerine sebep olacaktır. Ama toplumumuzda anne ve babalar sevmedikleri akraba ve komşularını çekiştirerek  onlarında ilerde dedikoducu insanlar olmasına zemin hazırlamaktalar. Bu yanlış tutumu ne yazık ki  çok insan yaşamakta. Ama sen ve ben çocuklarımızın  yanında sadece onları sevdiğimizi, anladığımızı ve bizim de çocuk olduğumuzu  hatırlatarak  çocuklarımızın geleceğinin de güzel olmasına sebep olmaktayız. Bu da dostluğumuzun daha sağlam temellere oturmasına az da olsa katkı sağlamakta.  Bina nasıl tuğlalar ile yavaş yavaş olursa bizim dostluğumuzun  pekişmesi de böyle yavaş yavaş her gün dostluğumuzun  temellerine bir  bir tuğla koyarak olmaktadır. Dostluğunu böyle geliştirmeyen insanların dostluğunda da hayır yoktur değil mi? 

Can dostum, sevgili kardeşim,

Dostlukta bir çocuk gibidir. Özveri ister, sevgi ister, itina ister. Bir çocuk gibi,  bir gül gibi beslenmek ister. Nasıl ki atalarımız  “ bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur” derlerse dostluğumuzu kıskanan  insanları nasıl ki gülün  dibindeki yabani otları kopararak uzaklaştırmak ile gülü koruyorsak dostluğumuzu  kıskananları yaban otları gibi  çevremizden uzaklaştırmakta bizim görevimiz olmalı. Bunu yapabildiğimiz müddetçe güzel kokan güller gibi  dostluğumuz güzel kokacak ve  çevresinde iyi niyetli insanlar dostluğumuzun o güzel kokusunu  mutlaka hissedeceklerdir.

Can dostum, sevgili kardeşim,

Bu mektubumdan sonra sadece kendi çocuklarımızı değil, çevremizde anne ve babalarından sevgi görmeyen çocukları da sevmeye çalışmak ve  onlara da bizi anladıkları ve bizi sevdikleri oranda sevgi göstermek her zaman görevimiz olmalı. Bir çocuğu anlamak, bu kendi çocuğumuzda olabilir, bütün çocukları anlamış gibi oluruz. Bir çocuğu anlamak sevmek demek  tüm çocukları anlamak ve sevmek demekse, ilerde insanlığı da sevmiş oluruz. Kavgalar ve savaşları önleyemesek de bir çocuğun dahi insanları sevmesine ve onlara güven duymasına  yardımcı olmamız bizim insan olmamızın bilincine ermemize ve  dostlukların pekişmesine sebep olmamıza  sebep olur ki  ben böyle dostluklara senin dostluğun gibi şapka çıkarırım.

Dostluk güzel şey vesselam, bu dostluğu kıskananlar zavallılar, dostluğu anlayan dostluğumuza saygı duyar. Biz severek, yaşayarak dostluğumuzu bir çocuk gibi büyütüp beslemeye  devam edelim el ele büyüttük bu dostluğu diyelim ilerde.