Muhammed Serhat Semercioğlu...

Gümüşhane Üniversitesi Öğretim Üyesi ve  “Altın Başlangıç” kitabının Yazarı Muhammed Serhat Semercioğlu” İnsan değişmeli. Hani hep derler ya değişmeyen tek şey değişimin kendisidir”

 

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Bugüne kadar nerelerde eğitim gördünüz ve nerelerde çalıştınız?

MUHAMMED SERHAT SEMERCİOĞLU-Öncelikle merhabalar. İzmir doğumlu, aslen Muğla-Milaslıyım. 2007 yılında lisans eğitimimi, 2011 yılında yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Halen doktora çalışmalarıma Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde devam etmekteyim. Akademik hayatıma başlamadan yaklaşık 5 yıl kadar önce; Yeditepe Üniversitesi-İstek Okullarında ve Ankara Nesibe Aydın Okullarında çeşitli kademelerde görev aldım. Halen Gümüşhane Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktayım.

SORU- Bugüne kadar çıkardığınız kitaplar ve konuları nelerdi? Bu konuda bize bilgi verir misiniz?

* Bugüne kadar komisyonla beraber çıkarttığımız 2, şahsıma ait 3 olmak üzere toplam 5 adet kitap çalışmasında yer aldım. Komisyon olarak çıkarttığımız kitaplar; MEB-Talim Terbiye Kurulu Onaylı ders kitapları şeklinde okundu. Şahsıma ait olan kitapların ilki çocuk okuyucuları, ikincisi “stres yönetimi” yetişkin okuyucuları, son olarak dün itibariyle piyasada yer alan “Altın Başlangıç: Aileler ve Çocuklar İçin Para Yönetimi” kitabı da tüm aileleri finansal anlamda bilinçlendirmek için hazırlandı.

SORU- En son kitabınız “Altın başlangıç” adını taşıyor. Bu kitapla neyi amaçladınız?

*Öncelikle kitap, çocuklara ve ailelere nasihat veya doğrudan bilgi vermekten öte iyi örnekler sunmakta. Ayrıca finansal değerlerin çok küçük yaşlarda kazanılması gerektiğine inanan birisi olarak, kitabın para ve meslek yönetimi konusunda 7 den 77 ye herkese bir kazanım bırakacağına da inanıyorum.

SORU- Okumaya ve yazmaya başlama hikayenizi anlatır mısınız? O zamandan bu yana duygularınızda nasıl değişmeler oldu?  

* Yeni kitaplar okudukça, yeni insanlar tanıdıkça ve yeni yerler gördükçe hayatımın daha anlamlandığını düşünüyorum. Okuduğum ya da yazdığım her yeni kitap benim yaşamla olan bağlantılarımı güçlendiriyor, sonsuz olan bilgi denizine beni bir damla daha yaklaştırıyor diyebilirim. İnsan değişmeli. Hani hep derler ya değişmeyen tek şey değişimin kendisidir diye, ben de her yeni eserimde biraz daha değiştiğimi, biraz daha yenilendiğimi hissedebiliyorum. Okuyucularımla daha da kuvvetli bir bağ ile bağlandığımı içimde kabul edebiliyorum…

Soru- Yazı  yazarken nelerden  ilham almaktasınız? Sizi neler motive eder?

* İlham aldığım ilk yer belki de ta kendimdir. Misal son çıkan “Para Yönetimi” kitabımı yazarken kendi yaşantımda yaptığım doğruları ve yanlışları düşünerek bir içerik hazırladım. Düşündüm; bundan birkaç yıl önce ucu ucuna geçinebilirken, hayatımda aldığım kararlar neticesindeki köklü değişikliklerle bugün çok daha rahat bir yaşam sürmekteyim. Ne oldu da bazı şeyler bu kadar düzene girdi? Kitapta bunları anlattım…

SORU- Bundan sonra ne gibi çalışmalar yapacaksınız? 

*Ailelerin ve çocukların finansal okuryazarlıkları yani para yönetimleri üzerine çalışmalarım elbette devam edecek. Ülke hatta dünya olarak hali hazırdaki tüketim alışkanlığını kontrol altına alma ve kıymet bilme gibi manevi değerler üzerine gideceğim.

SORU- Hem öğretim üyesi hem yazar olmak nasıl bir duygu. Bu öğrencilerinize de yansıyor mu?

* Aslında belki de birçok öğrencim kitaplarımın olduğundan, yazarlık kariyerimden haberdar değil. Bazıları kitaplarımı tesadüfen keşfediyor ancak onlar haberdar olmasalar da yazdığım her satırın içerisinde yaşantımdan mutlaka esinlenmeler mevcut. İşte bu noktada onlar, benim kitaplarımın gizli kahramanları da diyebilirim.

SORU- Üniversite öğrencileri genelde okumayı sevmeyen, özgüveni zayıf insanlar, yeni insanlar ile tanışmayı da sevmiyorlar. Bu  konuda neler söyleyeceksiniz? 

*Üniversitedeki öğrencilerime dönem içerisinde sıkça tekrarladığım bir istatistik var: Japonya’da bir kişi yılda ortalama 14 kitap okurken bu oran ülkemizde 4 kişiye 1 kitap şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Üzülerek belirtmek gerekir ki ülkemizde yaşanan terör, cinayet, hırsızlık vb. tüm sıkıntılı durumlara sebep olarak çok fazla okuyan bireyler olmamamızı göstermek sanırım yanlış olmaz. Kendi öğrencilerim için de maalesef aynı durum geçerli. Okuyan, sorgulayan, üreten ve geliştiren bir neslin yerini tüketen, değerlerini benimsemeyen ve maalesef vurdumduymaz bir nesil almamalıdır.

SORU- Gençler genelde hatayı kendinde aramak yerine hep dış faktörlerde ararlar. Bu sizce gençlere ne kaybettiriyor?

* Hayatta sürekli bir şeyler tüketmek ve hatayı her zaman başkasında aramak kişilere her zaman kaybettirir. Kaybolan her neyse değeri de sonradan anlaşılır. Sorduğunuz bu soru üzerine emin olun geniş kapsamlı bir tez yazılır desem, mübalağa yapmış olmam inşallah.

SORU-İyi bir akademisyen ve kitapları çok okunan bir yazar olmak isteyenlere neler önereceksiniz?

*Gençlerimize; hem bilimsel anlamda kendilerini göstermek istiyorlarsa, hem de ilk emri “OKU” olan bir dinin mensupları olarak görevlerini yerine getirmek istiyorlarsa çok okumaları ve araştırma yapmaları gerektiğini unutmamalarını rica ediyorum. Son olarak değerli vakitlerini ayıran okuyuculara ve sizlere saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.

 

Çok sağ olun Serhat bey çok güzel faydalı bir söyleşi oldu.