107 yaşındaki büyük Yahudi’nin 100 yıllık itirafı

 

 

Türk’ün düşmanı çok. Başta iç düşmanlar…Bu günlerde bunları açık seçik görüyoruz.Öküzün altında buzağı aramıyoruz.Onların görevi Türkiye devletini parçalamak, bölmek ve emanet edilen Cumhuriyeti yıkmaktır.Bunlara dış düşmanlarda eklendiğinde daha da güçleniyorlar.Türkiye’yi yıkmak içinbirçok şer planları devreye sokulduama başaramadılar. Türk Milleti birlik olmuş,direnmiş ve bunlara geçit vermemiştir.İnşallah bugünde böyle olacaktır.Bu milletin mayası sağlamdır.

ABD’li Yahudi zengini iş adamı David Rockefeller,”Yüzyılın İtirafı” niteliğinde olan sözleriTürkiye üzerinde oynanan oyunları açık bir şekilde ortaya koyuyor.Yahudi-Siyon-Haçlı Batının amaç ve hedeflerinibugün daha iyi anlamamız gerekiyor.

Hüseyin Macit Yusuf Yeniçağ’daki Derin Bakış adlı köşesinde,Rockefellerin “Yüzyılın İtirafı” adlı görüşünü şöyle ifade ediyor:

”Türkiye hakkında biraz daha durmak istiyorum;çünkü dünyada en stratejik konumdaki ülkedir ve bizim için çok önemlidir.Nedenlerine gelince:Bir kere Büyük İsrail Devleti topraklarının su kaynaklarının önemli bir kısmı şu anda Türkiye’ye aittir.İkincisi Müslüman ve Demokratikbir ülke olarak bu konuda öncü bir ülkedir.İslamiyeti yıkmak istiyorsak önce Türkiye’den başlamalıyız.Üçüncüsü,Avrupa ve Asya arasında bir köprü durumundadır.Maden,petrol,Doğalgaz gibi zengin yer altı kaynaklarına sahip Orta Doğu ve Kafkasya’ya sahip olmak istiyorsak bu ülke elimizin içinde olmalıdır.Orta Doğu hemen hemen avucumuzun içindedir. Kafkasya ve Orta Asya’daki diğer Türk Devletleri deyakında darbelerle kargaşaya boğulacaklar ve avucumuzun içine düşecekler.Dördüncüsü,ülke Bor madenleri bakımından dünyanın en zengin ülkesidir ve bu maden dünyada yakın bir gelecekte,petroldenbile daha önemli bir hale gelecektir.”

Rockfeller,ABD’nin Türkiye üzerindeki etkisini ve amaçlarına ulaşmak üzere ne tür aşağılık oyunlar çevirdiklerini ise şöyle anlatmaktadır:

“… 1950’lerde ülke yönetimine bizim desteğimizle Menderes gelmişti.Menderes bizimle başta gayet güzel bir diyalog kurmuştu.Bizden seçimde aldığı destek karşılığında,Marshall yardımı adı altında devamlı borç alıyor ve ülkesinde yatırımlar yaparak sanayi yapısını geliştiriyordu.Biz de kendisinden ülkesini yabancı sermayeye açmasını ve bizim şirketlerimize özel imtiyazlar tanınmasını,diğer bir deyişle Osmanlı İmparatorluğu’nadayatılan kapitülasyonlar benzeri şeyler talep ettik.Menderes bize bunu hiçbir zaman kabul etmeyeceğini söyledi ve bizden uzaklaşmaya başladı.Bir darbe ile bu yönetime son verildi.1980 darbesi de bizim isteklerimiz doğrultusunda yapıldı.O zamanlar ülkede bir solcular,bir sağcılar iktidara geliyor ve bizim isteklerimiz doğrultusunda ülke ekonomisini yönlendiriyorlardı.Fakat ABD ve Avrupa’da gelişmiş ülkelerin piyasaları doyuma ulaşmışlar ve biz yeteri kadar mal satamaz olmuştuk.Bunun üzerine diğer az gelişmişülkelere uyguladığımız planı onlara da uygulamak istedik ve serbest piyasa ekonomisine geçmelerini ve ithalatın serbest bırakılmasını talep ettik.Bu isteğimizi kabul etmiş görünüyorlar,fakat işi uzatıyorlardı.En sonunda bu ikilem yine bildiğimiz yollarla,Ordo Ab Chaos ile çözüldü.Yani önce kaos,sonra düzen.

Provokatörlerimiz aracılığıyla sağ ve sol ideoloji kavgalar başlatıldı.Ülke halkı sağcı ve solcu olarak ikiye bölündü ve çatışmaya başladılar.Sonra darbe geldi ve bütün olaylar bıçak gibi kesiliverdi.Burada oynanan oyun,halkı umutsuz ve çaresiz bir duruma düşürmek ve onlara bir “kurtarıcı”sunmaktır;ondan sonra bu kurtarıcı ne yaparsa yapsın hemen kabullenilecektir.Bir süre sonra askeri hükümet bizim belirlediğimiz bir kişiye yönetimi devretti.Bu Turgut Özal’dı.Özal,tam da isteklerimiz doğrultusunda ülkenin kapılarını bize sonuna kadar açtı.Ülke insanının tepkisini ölçmek için kendisinden KÜRT DEVLETİ fikirlerinden bahsetmesini istedik.Fakat bu düşünceler kendisine pahalıya mal oldu.Kürt Devleti projemizi hayata geçirmek için PKK denilen bir örgüt yaratıldı.Bu örgütle uğraşmak,ülke ekonomisine çok büyük zarar verdi.Şu anda koskoca Osmanlı İmparatorluğu’ndan geriye kalan bir avuç toprakta varlığını sürdüren Türkiye,bizim istediğimizi hiçbir şekilde geri çevirecek durumda değil.Sanırım yakın gelecekte topraklarından biraz daha,bir süre sonra da bizim için hala geçerli olan “SEVR Antlaşması” uyarınca hemen hemen tamamından fedakarlık etmek zorunda kalacaktır.”

Rockefeller sözünü “Bu Türkler aslında birleşip bir araya gelseler karşılarında hiçbir güç duramaz.” Diye uyarı yaparak bitiriyor.

Gelinen noktada Kurtuluş Savaşı ruhuyla “birleşip bir araya gelmekten”başka bir çıkışımız var mıdır?

 

Cevabını siz verin?