DİK DURMANIN TEMELİ MORALDİR.

Başbakan  Milletimiz terörle imtihan ediliyor.”diyor Başbakan’a sormak gerekir; terörü yaratanlara ortamı hazırlayan, onlarla değişik yerlerde masaya oturup ortak paydada birleşen, palazlanmalarını sağlayan ve bunun sonucunda oylarımız artıyor diyenler kimlerdir?

İmralı’daki Öcalan “Özgürlük Sosyolojisi” adlı kitabında “Sınırlara dokunmadan ulus inşa etmek, çözüm sürecinin bir parçasıdır.”diyor. Bunu kim söyletiyor?

Terör örgütü zamanında adeta övülüyor ve yandaş gazeteler tarafından güzelleştiriliyordu. Terör örgütü içeride “yasal olmayan örgüt” dışarıda ise “gerilla ve aktivist” , bebek katili APO ise “Halk önderi” ve PKK’lı teröristler ise “tutsak” olarak takdim ediliyordu.

Mahkemeleri dağdan inen teröristlerin ayağına kadar götürüp onları sınırda yargıladılar.”Pişman mısın?” dediler, “Değiliz” dediklerinde, “Pişmansınızdır, pişmansınızdır” diye teröristleri içeri soktular. Teröristler Diyarbakır’da on binlerce PKK’lı sempatizanlar tarafından kahramanlar gibi karşılandı. Böylece “Pişmanlık Süreci” PKK’nın güçlenmesini sağladı ve şımartıldı.

PKK’lılar için Diyarbakır’da “Şehitlikler” kuruldu. Kurtuluş Savaşı hainlerinin meydanlara heykelleri dikildi. Hatta o dönemin içişleri bakanı Efkan Ala, “Beherglastan yapılı, pek önemli değil” diyerek olayı hafife alarak dalgasını geçti.

Koruculara devlet sahip çıkmadı. Korucular bayrak direklerine asılarak infaz edildi. Devletin yanında olan aşiretler tehdit edilerek sindirildi. Halk korkutuldu. Yollar kesilerek günlerce kapatıldı. Sokakta ve alışveriş yerlerinde asker ve polisler arkalarından ateş edilerek şehit edildi.

Şırnak, Batman, Diyarbakır, Hakkâri illeri ve ilçelerinde PKK, kendilerine göre; seyyar mahkemeler, öz savunma birlikleri, vergi daireleri, askerlik şubeleri, mahalle meclisleri ve milisleri kurdu. Belediyelere PKK’lı nın dışında elaman almadılar. Mahallelere hendekler kazdılar. Bomba ve mayınlar yerleştirerek kurtarılmış alanlar haline getirdiler. Halen asker ve polislerin giremediği onlarca sokak ve mahallelerin olduğu bilinmektedir.

AKP Siirt Milletvekili Yasin Akay ise “Barış sürecinde PKK silah ve bomba stoklarken devlet buna göz yumdu” diyor. Bu olaylarda asker, vali ve kaymakamlar suçlanıyor.

HDP Eş Başkanı Demirtaş,meydanlarda “Öcalan’ın posterini Kürdistan’a asacağız. Başkan APO’nun heykellerini dikeceğiz” der. Buna karşılık “Bu devlet size ne yaptı lan… Türkün gücünü göreceksiniz” diyen polis amirine soruşturma açılır.

HDP’li Figen Üstündağ, “Biz sırtımızı YPG,YPJ ve PYD ‘ye yaslıyoruz” der.Buna “Kim hainlik yaptıysa karşılığını alacak” diyen polis amirine soruşturma açılır.

Sırrı Sakık, “Ellerinde bayrakla, Mustafa Kemal’in askeri değil, generali olsanız ne yazar, it sürüleri” der. “Ne yaptı devlet size?” diyen amire soruşturma açılır.

Genelkurmayın “kozmik odasına” girilerek seferberlik anında Genel Kurmayın dış düşmanlara karşı yapacağı olası planları dünya kamuoyuna duyurularak deşifre edildi.

Fuhuş ve casusluk suçlaması ile  İzmir’de 100’ü aşkın seçkin subay tutuklanıyor.Komplo teorileri ve hayali suçlamalarla deniz,kara ve hava kuvvetlerinin kurmay subayları “Balyoz,Ergenekon,Sarı Kız….gibi” terör örgütü üyeliği suçlaması ile ceza evlerine konuluyor.Yıllarca cezaevinde yatırılıyor.Bir çokları cezaevinde hayatını kaybediyor.Genelkurmay Başkanı da TERÖR ÖRGÜTÜ kurmak suçlaması ile cezaevine atılıyor.Şimdi bu subayların hepsi berat ediyor.Suç kimde?

 Hatta APO’ya “Çözüm Süreci” sırasında,“Beğenmediğiniz yönetici varsa görevden alalım” türünde talepte bile bulunuluyor.          

Askerlerin operasyon yapma yetkileri ellerinden alınarak vali ve  kaymakamlara verildi. Asker kışlaya ve polis karakollara hapsedildi. Taşlar bağlandı, köpekler sokaklara salındı. ÇÖZÜM SÜRECİ sırasında teröristler askerlerin yanından el sallayarak geçip gittiler.

Hükümet yanlısı medya gurupları da PKK’nın yaptığının “terör” değil, “isyan hareketi “olduğunu sürekli vurguluyor ve üzerleri cilalanıyordu.

16 Ocak 2013 tarihli Sabah gazetesinde Emre Aköz, “Bebek katili diyerek barış yapılamaz” başlığı yazısında, “ PKK terör örgütü değildir… Halktan destek alan, 30 bin ölüme rağmen varlığını sürdüren bir örgüte terör örgütü demek, kendini kandırmaktır.”diyor.

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, “PKK terör örgütü değildir. PKK’nın bazı eylemleri terör niteliğinde olsa bile PKK silahlı siyasal bir harekettir. Siyasal talepleri olan toplumda çok ciddi bir desteği olan bir siyasal harekettir.” diyor. Sanki bu örgüt hayır kurumu veya hac organizasyonu…

APO’ya “Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Demokratik Özerklik, Eşit Vatandaşlık, Ortak Vatan” gibi sözleri verenler kimlerdi?

 “AKP sayesinde hepimiz Türk olmaktan kurtulduk” diyen milletvekili kimdi?

Dönemin Dışişleri Bakanı Efkan Ala, “Oslo’da anlaşmıştık, PKK bozdu” demesinden sonra Başbakan Davutoğlu: Biz Oslo’da görüşmedik demiyoruz” diye de itiraf ediyordu.

Bugün AKP ve CHP’de “PKK terör örgütü değildir.”diyen milletvekilleri var. Baro başkanları var. Uzman çavuş ve buna yakın rütbedeki askerlerde istifa edenlerin sayısında gün geçtikçe artış olduğu söyleniyor.

Yukarıda yazdığım nedenler dolayısıyla askerde, poliste ve o bölgede görev yapan devlet memurlarında moral ve motivasyon kalmıştır. Polis ve askere verilen cezalar inanın samimi duygularımla söylüyorum; PKK’lılar ve yandaşlarına verilmiyor. Günah keçisi gibi her olayda hep asker ve polis suçlanıyor.

Neden?

Çünkü buzdolabına kaldırılan “Çözüm Süreci” ileride tekrar kullanılmak üzere bu milletin önüne konulacak.

Allah askerimize güç, kuvvet ve moral versin?

Bir Kasım seçimlerinde oy verecek vatandaşların yazdıklarımızı okuyup, ona göre hareket etmelerini temenni ediyorum.

Seçimlerin ülkemize hayırlar getirmesini dilerim.