YARINLAR BİZİM

Ülkemizin sosyal, siyasal ve ekonomik verilerinin son beş ay içersinde ne büyük badireler atlattığını hep beraber yaşayarak gördük. Bu milletin iç ve dış düşmanlarının ülkemizin ve devletimizin boynunu bükmek için kurdukları tezgâhları anlamak bize gerçekten pahalıya mal oldu. Onca askerimiz ve polisimiz şehit oldu. Hepsi bu vatanın canlar canı evladıydı.

            Onların ocaklarına ateş düştüğü gibi bizlerin de yüreğine ateş düştü. Günlerce, gecelerce uyuyamadık. Allah’a binlerce şükürler olsun ki, hiç birinin kanı yerde kalmadı.

            Bütün vatan evlatlarımızı sonsuzluğa uğurlarken yüreğimize taş bağladık, dua sadağımızla onları kucakladık.

Tek tesellimiz vardı. Mehmet Akif Ersoy’un:

”Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber,

Sana aguşunu açmış duruyor peygamber!” beyitinde sembolize edilen Rasulullah Aleyhisselam (s.a.v)  efendimizin kucağı…

Hepsinin de ruhları şad, mekânları cennet olsun.

            Bir Kasımda ülkemin güzel evlatları, büyük bir karar verdi. Bütün kötülüklere, bütün çirkinliklere, bütün sıkıntılara “dur” diyecek bir kararla ülkenin önünü açtı. Büyükler, “duman kalkmadık dağ olmaz” derler. Allah’a binlerce şükürler olsun ki, üstümüzdeki dumanlar çabuk dağıldı. Ufkumuza yeniden güneş doğdu. Önümüzü gördük.  

            Yedi Haziranda tepinen Yahudilerin burunları sürtüldü. Türkiye’yi kaosa sürüklemek isteyenlerin yüzleri asıldı. Suratları çarşamba çanağına döndü.

            Bir gün önce “Saltanatların sonu geldi “ diye manşet atanlar, bir gün sonra  “Korkunun Zaferi” diye manşet attılar.

            Aslında kendi korkularının ve kendi başarısızlıkların içinde debelenip durduklarının farkında bile değiller.

            Bu millet, kendini asla inkâr etmedi. Kendini unutanlara da ders vermeyi ihmal etmedi.

            Akşam ilk sonuçları almaya başladığımızda öykünerek ağladım. Sevindim. Ülkem için, milletim için, ezilmiş milletler için, Türkiye’nin gözünün içine bakan mazlum milletler için, Filistinliler için sevindim,

“Kenarı Dicle’de bir kurt kapsa da koyunu

            Gelir de adli ilahi Ömer’den sorar onu” anlayışındaki adaletin ve hukukun yeniden ihdas edileceğine inancım dolayısıyla sevindim ve ağladım.

Üstad Necip Fazıl Kısakürek Zindandan Mehmet’e Mektup şirinde:

“Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!

Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”  diyor.

            Evet, güzel söylemiş. Tam bugüne göre söylenmiş. Artık yarınlar bizim.  Milletimizin geleceği, çocuklarımızın geleceği daha aydınlık olacak…

            Şimdiden bütün vekillerimize ve kurulacak hükümetimize yürekten başarı diliyorum.  

 

            Hayırlı olsun!