Sevgi Tohumları Ekeceğiz

Sevgi Tohumları Ekeceğiz

(Başbakan Ahmet DAVUTOĞLU. 1 Kasım 2015 Konya-Mevlana)

2015 seçimleri tekrarlandı ve Türkiye’de emanet tekrar AKP’ye verildi.

1 Kasım 2015 seçimleri demokratik bir ortamda ve milletimizin sağduyusuyla yapıldı ve tamamlandı. Allah Vatanımız ve tüm İslam alemi için hayırlara vesile etsin. Millet kendi düşmanlarını, ülkenin potansiyelini, dünyaya ihraç edilecek bir medeniyetinin olduğunun ve 100 yıldır uyutulduğunun farkına vardı ve önce bir uyarı verdikten sonra arkasından emaneti tekrar istikrara verdi. Emanet, bu ülkenin değerlerini değeri kabul edenlere verildi. Ancak emanete sahip çıkmak zor iştir. İnşallah bu emaneti üzerine alanlar bu emanete sahip çıkarlar. Allah İslam dünyasından yükselen dualara layık olmayı emanetçilere nasip etsin. Allah kimseyi şımartmasın, vazilfenin şuurundan ayırmasın.

Millet AKP’ye birikmiş sorunları çözmek için bir dört yıl daha görev verdi. Diğer partilere de kısır siyasetten ilmi siyasete geçmeleri için bir uyarısını bir kez daha yeniledi. Zannedersem bu uyarı son olacaktır. Zira bu millet artık kendisini keşfetti.

Millet AKP’ye niçin tekrar görevi verdi?

Milli Eğitim sorununu çözmek için AKP’ye tekrar görev verdi.

Türk aile yapısının tekrar milli manevi değerlere bürünmesi için AKP’ye tekrar görev verdi.

Terör sorununu çözmesi ve güneydoğu halkının tekrar milli hedefler doğrultusunda Anadolu’yla bütünleşmesi için AKP’ye tekrar görev verdi.

Cemaatin alnı secdeli, milli ve manevi değerlere bağlı, ülkesinin kalkınması için fedakârlıktan kaçınmayacak tabanını üst akıldan ayırarak kalkınmanın motoru haline getirilmeleri için AKP’ye görev verdi. Hüseyin GÜLERCE, Ahmet TAŞGETİREN gibi düşünenlerin kazanılması için AKP’ye oy verildi.

Suriye sorununun Milli menfaatlerimiz doğrultusunda çözülmesi için AKP’ye görev verdi.

Mursi’nin ve Mursi gibi Müslümanların özgürlüğe kavuşması için AKP’ye görev verdi.

Müslüman beldelerin uyanması, zenginliklerinin sömürülmesinin son bulması için AKP’ye oy verildi.

Gelir adaletsizliğinin son bulması, yetim ve öksüzlerin müreffeh bir hayat yaşamaları için AKP’ye görev verdi

Çevre sorunlarının çözümü, çevre katliamlarının son bulması gelecek nesillere yaşanır bir dünya bırakmak için AKP’ye görev verdi.

Milli sanayii kurmak, dışa bağımlılıktan kurtulmak için AKP’ye görev verdi.

Oy kullanmayan %20’lik kesimi sandığa çekmek, ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunları algılamaları, vatandaşların aynı hedefe koşturmak için AKP’ye görev verdi.

Evet, AKP’li arkadaşlar. Zafer Allah’a aittir. Çalışmak ise kullara aittir. Allah bu millet evlatlarına çalışma şerefi bahşetti. Allah, çalışmak için bir fırsat daha tanıdı bu millete. Siz hakkıyla çalışın, ben de önünüzü açayım dedi. Bundan sonra çalışmak size, nasip etmek Bana ait demiştir. Zira bu ilahi kanun sadece AKP’lilere değil, tüm insanlığa verilmiş ilahi mesajdır.

O halde zafer sarhoşluğu yerine muhasebe etme zamanıdır şimdi. Çünkü AKP’nin en önemli sınavı bir sonraki sınavı olacaktır. Bunu hiç mi hiç unutmamak lazım. Çünkü birinci ana hedefe bir seçim kaldı. Asıl imtihan 2019 seçimlerinde verilecek. 2013’e ulaşmak için son seçimdir 2019 seçimi. Onun için Kafasının arkasında başka düşüncesi olan AKP’li arkadaşların o düşüncelerinden tez vakitte vazgeçmeleri lazım. Bu gidişe fren değil, gaz pedalı olmak gerekecek. Temel’in dediği gibi “habu 7 Haziran seçimleri bir ders olsun”. Bu millet yeniden bir ders vermeye kalkarsa 2023’e yazık olur. Bunun için fazla söz söylemeye gerek yoktur diye düşünüyorum Zira Şeyh Edebali 800 yıl önce bu dersi tarihin bütün çağları için bize vermiştir.

ŞEYH EDEBALİ'NİN OSMAN BEYE NASİHATI

Oğul, 

İnsanlar vardır, şafakta doğar, gün batarken ölürler! 

Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir! 

İki paralık güneşe aldanıp sonra da karda, ayazda kavrulup gitme 

Güçlüsün akıllısın söz sahibisin! 

Ama; 

Bunları nerede nasıl kullanacağını bilmezsen, 

Sabah rüzgârında savrulup gidersin. 

Öfken ve benliğin bir olup aklını yener! 

Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. 

Azminden dönme! 

Çıktığın yolu taşıyacağın yükü iyi bil! 

Her işin gereğini vaktinde yap. 

Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! 

Gördün söyleme, bildin bilme 

Sözünü unutma! Sözü söz olsun diye söyleme! 

Ananı atanı say bereket büyüklerle beraberdir! 

Sevildiğin yere sık gidip gelme, muhabbetin kalkar, itibar olmaz. 

Üç kişiye acı; 

Cahiller arasında âlime, 

Zenginken fakir düşene, 

Hatırlı iken itibarini kaybedene! 

Unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. 

Ululanma, düşmanını hor görme! 

Düşmanını çoğaltma, düşmanlığın başını da sonunu da sen belirle! 

Hakli olduğunda kavgadan korkma 

Bilesin ki 

Atın iyisine doru yiğidin iyisine deli derler ! 

Ey oğul! Beysin... 

Bundan sonra öfke bize, uysallık sana... 

Gücengeçlik bize, gönül almak sana... 

Suçlamak bize, katlanmak sana... 

Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana...

Kötü söz, şom ağız, haksiz yorum bize, bağışlamak sana... 

Ey Oğul! Bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana... 

Üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana... 

Ey Oğul! Sabretmesini bil. Vaktinden önce çiçek açmaz. 

Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. 

Ey Oğul! Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı. 

ALLAH YARDIMCIN OLSUN. 

Biliyorum, yazım biraz geniş olacak. Ama bahsetmeden yapamayacağım. Şu düşünceye sığınarak 2010 yılında yazdığım yazıyı tekrar okumanızı tavsiye ediyorum. Tüm insanlık için Allah’ın birinci emri: Oku. Yaradan Rabbinin Adıyla” Okursanız sevinirim.

AKP Nasıl Türkiye’nin Partisi Olur? (2010)

Ak Parti Rahmetli Menderes’ten itibaren ezilmiş, horlanmış, aşağılanmış, dışlanmış, sömürülmüş; bu haksızlıklara baş kaldırmış ve buna karşı kendisini yetiştirmiş insanların attıkları temeller üzerine kurulmuş bir binadır. Dolayısıyla AKP Abdülhamit’ten itibaren elinden iktidarı alınan ezilmişlerin partisidir. Özellikle son elli yılın sonucudur. İki yüz yıllık bir mücadelenin vitrindeki görüntüsüdür. Dolayısıyla bu değerleri içinde barındırması gereken AKP Türkiye’nin son şansıdır. AKP başarılı olmak zorundadır. Yoksa bu millet yeniden başa dönüp o kutlu mücadeleyi yeniden vermek zorunda kalır ki yüz yıl geriye gitmiş oluruz. Belki de bu başarı bir daha yakalanamaz. Eğer başarısız olunursa AKP üyeleri buna vesile olacakları için bunun hesabını Allah’a veremezler.

AKP, Ak Partiye oy verenlerin, Ak Partiye üye olanların partisi değildir.  AKP sadece Türkiye’nin partisi de olamaz, olmamalı. AKP kamuya mal olmak zorundadır. AKP adaletin, inanç hürriyetinin, kalkınmanın, refahın, çaresizlerin, mazlumların partisidir. AKP çevrecilerin, hayvan severlerin, sporcuların … partisidir. AKP sömürülenlerin, bağımsızlığı elinden alınanların partisidir. AKP Hıristiyan âleminin çocuklarının partisidir. Çünkü AKP bu toprakların ürettiği ve doğruluğu denenerek kanıtlanmış kültür ve medeniyeti anlayıp, algılayıp tekrar yaşayıp dünyaya ihraç edecek bir partidir. Bunu anlamak ve ona göre kendini donatmak zorundadır AKP taraftar ve sempatizanları. Bunu anlamakta aciz olanlar sadece oy versinler, gerisine karışmasınlar. Çünkü bunu bizim dışımızda herkes anladı. Özellikle sömürü düzeninin aktörleri bunu anladı ve karşı atağa geçtiler.

Evet, AKP’nin çok iyi bir şefi var. Orkestra şefinin komutlarını iyi algılayacak ve onları notalara iyi yansıtacak orkestra üyeleri yoksa; şefin hareketleri bir delinin hareketlerinden ileri gidemez. O yüzden orkestra üyeleri kendilerini iyi yetiştirmeli, şeflerini iyi anlamaları ve ona göre çalmaları gerekir.

AKP’lilerin üzerine düşen sorumluluklar ve yapmaları gerekenler:

Herkes kendisini bir otokontrolden geçirmek zorundadır. Özellikle AKP’li olduğunu düşünenler. AKP rövanş almak için iktidar olan bir parti değildir. Bunu böyle düşünenler kendilerini değiştirmeli, değiştiremiyorsa partisini değiştirmeli. Rövanşist bir bakış insani ve İslami değildir.

AKP köşeyi dönme yeri değildir. Eğer dünyalık peşinde koşan varsa derhal bu anlayıştan uzaklaşmalı ya da bu partiden ayrılmalı.  Daha da önemlisi, böyleleri varsa AKP bunları budamalı ve millete deşifre etmelidir.

AKP’li belediyeler başarılı olmak zorundadır. Görevini yapmayan, yapamayan başkanlar emaneti ehline teslim etmek zorundadırlar. Eğer “öküzün kuyruğu”nu bırakmak istemeyen varsa onların davaya ihanet ettikleri kaçınılmazdır. O halde birileri bu emaneti ehline vermek üzere geri almak zorundadır.

AKP’li vatansever gençlik yaşam düzeylerini kaliteli hale getirmek zorundadır. Davasını bilmeyen, okuyup yazmayan, sadece sloganlarla işi geçiştiren bir gençlik davanın ömrünü kısaltır.

AKP’li olmak kendini ayrıcalıklı görmek anlamına gelmemeli. Müslüman’ın ayrıcalığını Allah tayin edecektir. Liderinin kendisini hizmetkâr olarak ilan ettiği bir davanın üyeleri kendilerini efendi olarak görüyorsa bunlar ihanet içindedirler.

Özellikle diyanet mensupları kendilerine çekidüzen vermek zorundadırlar. AKP ve icraatlarını dışarıdan izleyenler, İslam’ı tanımaya çalışanlar din görevlilerini mercek altına alıyorlar, aynalarının nasıl gösterdiğine bakıyorlar. İmamlar, din görevlileri ve din kültürü öğretmenleri kendilerine dikkat etmek zorundadır. Bu dostların öncelikle kendileri inançlarını iyi öğrenmeli ve iyi yaşamalılar. Kendilerini dini ve kültürel alanda iyi yetiştirmek zorundadırlar. Vatandaşlar camilere severek gitmeliler. Camiler eğitim yuvası haline getirilmeli. Vatandaşı camiden soğutmak kabul edilemez bir durumdur. Yedi yaşında camiden soğutulan insan ancak yetmiş yaşında bir daha camiye uğrar. Dolayısıyla görevini yapamayan din görevlileri pasif görevlere getirilmeli.

Son yıllarda işe alınan bayan ve erkek din görevlileri acilen eğitime tabi tutulmalı, eksikleri giderilmeli. Bunlar kendilerini sıradan bir memur olarak görüyor, gözleri başka bir memurlukta ise derhal başka bir mesleğe kaydırılmalıdırlar.

Kadrolaşmalara çok dikkat edilmeli. Öçlü, emaneti ehline vermek olmayan bir iktidarı; içindeki iktidarsızlar iktidardan indirir. Atamalarda ehliyet ve liyakat birinci planda olmalı. Aksi takdirde sünnet’e ve ayet’e ters düşülmüş olur. Bunun dedikodusu bile vatandaşta tedirginlik yaratır, dedikodu alır başını gider. Bu durum acilen düzeltilmeli, işi bilenler işin başına getirilsin ki çalışanlar da memnun olsun ve verimlilik artsın.

AKP taraftarı, sempatizanı, yönetici ve görevlileri başbakanı acilen doğru okumak zorundadırlar. Bu yapılmadığı takdirde Türkiye’nin çok büyük engellerle karşılaşması kaçınılmaz olacaktır.

Gayrimeşru yollarla varlık zengini olan insanların bir an önce partiden uzaklaştırılması gerekir. Daha sonra adalete teslim edilmeli, bunların bir daha siyasete girme hakları ellerinden alınmalı. İster bürokrat, ister siyasetçi, ister bakan, ister parti kurucusu isterse iş adamı olsun.

Dışarıdan gelen saldırılara cevap verme yarışına gidilmemeli. Daha makul olunmalı. Saldıranlara aynı üslupla cevap vermek onlarla aynı seviyeye düşmektir. Bu sadece halkların senin farkını anlayamamasına ve enerjinin boşa gitmesine neden olur.

Halkı anlamanın, dinlemenin, meşverete önem vermenin adil yönetimin en önemli ayağı olduğunu unutmamak gerekir. Ebu Hüreyre radıyallahü;  "Ben, Resulullah'tan daha fazla arkadaşlarıyla meşveret eden birini görmedim." demiştir. Meşveret, hak ve hakikati ortaya çıkmasına ve mevcut şartlar içinde yapılması gerekenin isabetli şekilde yapılmasına imkân verir. Meşveret edilenlere değer verildiğini gösterir. Onların kalplerini hoşnut eder, işin beraberce yürütülmesini sağlar. Dolayısıyla toplumun bütün katmanları kalkınmanın, üretimin içine dâhil edilir

 

İsmet YALÇINKAYA