BAŞBUĞ ALPASLAN TÜRKEŞ’İN MİRASINI YEDİNİZ BİTİRDİNİZ

 1 Kasım seçimleri geride kaldı. Kazanan oldu, kaybeden oldu. Sonuçları hiçbir araştırma şirketi tahmin edemedi.1 Kasım seçimlerinde MHP oy, puan, sandalye kaybıyla 4.sırada muhalefete düşmüş ve TBMM’de kapı çıkışına oturmuştur. Elindeki meclis başkan vekilliğini kaybederek meclisteki temsil gücünü ve aktivitesini de yitirmiştir.

            MHP yöneticileri ve sayın genel başkanı Devlet Bahçeli yenilgiyi kabul etmeyerek “yola devam” kararı alıyor ve kendilerine hesap soran teşkilatları fesh ediyorlar. Tabanın sesini dinleyip de ona göre hareket etmeyi zül sayıyorlar. Öz eleştiride dahi bulunmuyorlar. Aslında burada kaybeden MHP değil, yönetim ve genel başkanıdır. Kutsal davanın, Necip Fazıl’ın deyimi ile “nefis muhasebesi “ne, “feraset ile düşünmeye” ve davranmaya ihtiyacı var. Bunu görmemezlikten gelenler beş bin ülkücü şehidin vebalini nasıl taşıyacaklar. Elli yılda kazanılan değerleri hayırsız evlat gibi harcamaya mı devam edecekler?

            Atatürk’ün ölümünden sonra merhum İsmet İnönü, Atatürk’ün resmini paraların üzerinden kaldırmış ve birçok yerde Atatürk’ün izlerini silemeye çalışmıştı. Bu günkü MHP yönetimi de Başbuğ Alpaslan Türkeş’in MHP’deki izlerini yok etmeye çalışmışlardır. Bu gün MHP’nin başarısız olmasının nedenlerini şöyle sıralamak mümkündür:

*Partinin gençlik kolları kapatıldı. Yıllarca milletvekillerimize ve genel merkeze bildirmemize rağmen kurulması ile ilgili olumlu bir cevap alamadık. Bütün partilerin gençlik kolları olmasına rağmen sadece MHP’de yok. Neden? Gençliği olmayan bir parti olur mu?

*Her yıl Erciyes kurultayı yapılırdı. Başbuğumuzun sağlığında Erciyes Kurultayı yaklaşırken her ülkücü büyük bir heyecan duyardı. Bayram sevinci gibi beklerdi Erciyes Kurultayını… Milyonlar toplanırdı Erciyes’in eteklerinde… Haftalar önce gidilir, çadırlar kurulurdu. Her il ve ilçe oba kurmada yarışırdı. Ozan Arif meydanlara seslenirdi. Hep bir ağızdan milyonlar “Çırpınırdı Karadeniz” türküsünü söylerdi. Ülkenin her tarafından aileler; yaşlısı, genci ve çocuklarıyla katılırdı kurultaya… Ülkücüler kurultayda tanışırlar, dertleşirler ve hasret giderirlerdi. Bayram sevinci heyecanını duyarlardı.2008’de yasaklayarak o günleri bize çok gördüler ve yok ettiler o heyecanı. Heyecanın olmadığı yerde başarı olur mu?

* Aynı heyecan Tekir yaylasında, Koca Yaylada ve Toroslarda da duyulurdu. Orada da toplanırdı milyonlar. Sadece yaylalar, köyler, kasabalar değil kentlerdeki sokak ve caddelere de kulak verilmedi. Oralar da yasaklandı.

*Başbuğun başka bir eseri de; eskiden Türklerin geleneği olan “Demir dövme”  Antalya’da yapılırdı. Türkmenistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan gibi Türk  Devlet Başkanları da katılırdı. Bizde ise Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Tansu Çiller bu demir dövme geleneğini devam ettirmişlerdir. Bu gelenek parti tarafından devam ettirilmedi ve yasaklandı.

*Aksiyoner bir hareket olan Türk Milliyetçileri reaksiyon gösteremez hale düşürüldü. Büyük bir potansiyele sahip olan parti ne yazık ki harekete geçirilecek enerjiyi sağlayamadı.

*Partide eleştiri kültürü olmadığı için “lidere biat” dayatmasıyla kişilik erozyonu ile adeta hançerlendi. Ülkücülerin iradesine ipotek kondu.

*MHP’de siyaset yapmak oldukça zor. MHP’de sivrilen, kamuoyu tarafından takdir görenlere bir alerji var. Rahmetli okul arkadaşım Mehmet Gül güzel konuşur ve dinletirdi. İstanbul MHP İl Başkanlığı döneminde TV’lere çıkar konuşmalar yapardı. Partinin genel merkez yöneticileri ona kıskançlıklarından “Medya maymunu” demişlerdi.

*Milliyetçi Hareket Partisi bir zamanlar Bingöl’de ve Malatya’da Belediye Başkanlığını kazanmış aksiyoner bir parti iken bu gün oralarda sıfır çekiyor. Bunun müsebbibi kimdir?

            Hareketin olmadığı yerde bereket olmaz. Yatacaksınız, çalışmayacaksınız, üç gün önce mitingleri bitirip bekleyeceksiniz ve sonuç hüsran olduğunda da “hain, müfteri, satılmış ve şerefsiz gibi” gibi mefhumlarla insanları suçlayacaksınız. Böyle kaçamak olurmu? Önce kendinizi hesaba çekip, sonucun muhasebesini yapıp, nerede hata yapıldığını tespit edip ona göre çözüm aramayacaksınız. Suçunuzu teşkilatlara yıkacaksınız. Sonra da fesh edeceksiniz.

            Kazanımları yok ederek seçim kazanılmaz. Onların üzerine yenilerini koymak gerekir. Siyaset çözüm bulma sanatıdır. “Ona hayır, buna hayır, şuna hayır” demekle olmuyor.

            Elbet bir çıkış yolu vardır. Geleceğe umutla bakıp ona göre hareket etme zamanıdır. En güzel ilaç zamandır. İnşallah daha iyi günler yeni enerjik yönetimler gelecek ve yarınlar bizim olacaktır.