NEDEN Mİ KAYBETTİ?

 

            Halk Arasında bir söz vardır, “yenilen pehlivan güreşe doymaz” derler. Böyle pehlivanlar hemen harman dışına atılır. Savaşı cephede sürekli kaybeden subayda cephe dışına atılır.12 defa seçimi kaybeden bir parti genel başkanı ne yapar?

            1 Kasım seçimlerinin tartışmasız kaybedeni Milliyetçi Hareket Partisidir. Bu açık seçik meydandadır. Bunu kimse inkâr edemez ve bahaneler arayıp da işin içinden sıyrılamaz. Suçu başkalarında arama cihetine gidemez. Sonucuna da katlanmak zorundadır.

            18 yıldır başında bulunduğu MHP’yi yüzde beşlik oy ve 40 milletvekili kaybıyla dördüncü parti konumuna getirip mecliste en son sıralara oturtup kapı kenarına iten bir genel başkanı nasıl hala orada durabiliyor? “Sen, bilirsin Türkiye” dediği Türkiye’den aldığı cevabın gereğini nasıl yapacaktır. Merakla bekliyoruz.

            45 yıldır bu ülkücü misyonun her kademesinde çalışmış birisi olarak söylüyorum; MHP yönetimi ve genel başkanı artık gitmeli ve partinin önü açılmalıdır. Eğer gereği yerine getirilmese tabandan gelen potansiyel harekete dönüşüp tusinami dalgaları gibi gelip geçecektir.

            MHP’nin eski toplarından Şevket Bülent Yahnici, “MHP 1 Kasım seçimlerinden oy, puan, sandalye kaybıyla çıkmıştır. Gün itibarıyla milliyetçi camia, cenaze çıkmış ölü evi gibidir” dedi:

            “2002’de ülkeyi seçim macerasına sürükleyen irade ile bugün,7 Haziran’dan 1 Kasım seçimine sürükleyen irade aynı kafa yapısıdır.3 Kasım 2002’de AKP’ye tepsi içinde iktidar sunan irade,bugün de 1 Kasım’da yine AKP’ye tek başına iktidar kapısını açmış ve iktidarı sunmuştur.7 Haziranda %16 olan oylar bugün %12’ye düşmüştür.”

            Yahnicinin eleştirileri özetle şu noktalarda toplanıyor:  

            —Yöneticiler, MHP’nin içinde bulunduğu hazin tablonun farkında değillerdir. Etrafınızda olup biteni göremeyeceksiniz. Gördüğünüzü anlamayacaksınız, algılayamayacaksınız. Sonrada yenilgiyi algı operasyonları ile izaha kalkacaksınız. Bütün TV kanallarında “dedi, demedi, dedim, demedim, demediler” gibi basitlikler üzerine kurarsanız, netice maalesef böyle olur.

            Parti gazetesi Ortadoğu’da uzun zamandır köşe yazarlığı yapan Nazif Okumuş, MHP’nin son seçimlerdeki hezimeti ile ilgili Devlet Bahçeli ve yönetimine olan tepkini ürkmeden, çekinmeden birbiri peşine salvolarını sıralıyor.

            “Püskevitlerini cebine koysun…Bu partinin yakasından düşsün..Artık, antika arabasıyla gezsin tozsun.Yahu 12 milyon oy uçtu gitti.Bu oylar ülkücü irade değil de türkücü irademiydi?”

            Milliyetçi Hareket Partisi tabanında artık büyük bir deprem var. Herkes kendi kendine soruyor: “Ne olacak bu partinin durumu?”MHP tabanı açık açık bu soruyu soruyor. Artık pandoranın kutusu ağzına kadar açılacak. Her şey ortaya dökülüp hesabı mutlaka sorulacaktır.

            Eski Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın, Bahçeli’ye adeta yalvarırcasına şöyle sesleniyor: “Bu seçim liderin seçimiydi ve tek mağlup biz görünüyoruz. Tablo budur ve tevil kabul etmeyecek kadar nettir. Bu yıkım, bu bir hüsrandır. Onun için sevgili genel başkanım bilmem ki size kadar ulaşır mı bu isyan, artık bırakınız.”Bu yürekli çıkışa cevap yok.

            Eski İstanbul Milletvekillerinden birisi: “Halka yüzünü dönmedi. İktidarı tek adamlık ve tek adama boyun eğmekle suçladı, diğer taraftan kendisi tek adamlık yaptı. Hiç bir demokratik tavır ortaya koymadı. Halka propaganda yapmak yerine halkın kendisine neden oy vermek zorunda olduğunu gösterdi. Kendisine yöneltilen suçlamaları izah etmeye bile gerek duymadı. Sloganındaki gibi “ Sen, bilirsin Türkiye” dedi. Türk halkı da ona gerekli cevabı verdi.”diyor

            Artık şunu iyi öğrendik ki Devlet Bahçeli’nin en büyük başarısı yenilmekmiş. Dış güçlerin, iç güçlerin ve istihbarat örgütlerinin oyununu bozarak barajı aşıverdi. Buda ona ve ekibine yeter ve artar bile…

            Twitter’den sitem dolu mazeretlerini yazıyor.

            “BOP’a evet desem, küresel ablukaya ses çıkarmasaydım benden iyisi olmazdı. Harama göz yumsam, hıyanete göz kırpsaydım baş tacı edilirdim. Ya da çözülme dediklerinde durmayın daha da çözün, bölün, Türklüğü yok edin, Türkiye’yi parçalayın deseydim el üstünde tutulurdum.”

            Sayın Devlet Bahçeli, PKK ve onun meclisteki temsilcisi HDP senin söylediklerinin hepsini yaptı ve senin iki katın milletvekili çıkardı. Bu mazeret değil… Suçluluk psikolojisi!

 

            Yenilen pehlivana, savaşı sürekli kaybeden komutana ve sürekli kırmızı kart yiyen futbolcuya benziyor.