TÜRKİYE’Yİ PARÇALAMADAN DÜNYA’YA HÂKİM OLMAK İMKÂNSIZDIR.

TÜRKİYE’Yİ PARÇALAMADAN DÜNYA’YA HÂKİM OLMAK İMKÂNSIZDIR.

            Ortadoğu ve Anadolu üzerinde her zaman gizli ve açık oyunlar oynanmış hala da oynanmaktadır. Bunların sonucu bugün net olarak ortaya çıkmaktadır. Bu oyunların yaptığı tahribatı bölgede yaşayan halk çekmektedir. Irak, Suriye, Filistin ve bu bölgelerdeki karışıklıklar ile Anadolu’da Kürtlerin haklarını savunduğunu zanneden PKK/KCK/PYD ve onun uzantısı terör örgütlerinin arkasındaki devletlerin tarihi amaçları hiç bitmemekte ve bu günlerde de devam etmektedir.

            Yüzyıllar öncesinde başlayıp bugünde devam eden yıkıcı faaliyetler tesadüfî değildir. Anadolu Türkiyesi üzerinde emelleri olan ülke liderleri bakın ülkemiz için ne demişler:

            ABD’li General Mac. Arthur  “Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım. Selanik de dahil batı Trakya’yı Yunanistan hudutları içine katacağım!..”

            Lord Curzon, “Kürtler İngiliz mandası istiyor. Önce Kürt’ü, Laz’ı ve hatta Çerkez’i ayırmak, Türkleri birbirine düşürmek, Anadolu’yu parçalamak ilk hedeflerimizdendir” diyor.

Türkiye Kaç Kilodur?

            İngiliz Devlet Başkanı, Churchill yazdığı kitabında anlatır ki “19’uncu yüzyıl başından itibaren Londra’nın en büyük endişesi, Türkiye’dir.” Churchill İngiliz Devlet politikası için şöyle der: “Türkiye’nin belirli bir ağırlığı veya kilosu vardır. Hindistan yolu üzerinde bu kilonun değişmemesi şarttır. Mesela Türkiye’ye biçilen ağırlık 250 kilo mudur? Eğer Türkiye palazlanmış veya 300 kiloya çıkmış ise, mutlaka bir vesile çıkartılıp istenen ağırlığa indirilmesi icap eder. Aksine, bu ağırlık 200 kiloya mı düştü, o zaman mutlaka kendisinin Ruslar veya başkaları karşısında desteklenmesinde yarar vardır.”

            1878 ‘de Alman Şansölyesi Bismarc demiş ki , “Türkiye öyle bir noktada ki, onu parçalamadan dünya’ya hâkim olmanın imkânı yok. Osmanlının anlamadıkları bir şey vardı. Onlar sadece Avrupa ve Afrika ile Arap Yarımadasındaki topraklarının elinden alınacağını sanmaktaydılar. Oysa batılının hedefi, Anadolu’yu ele geçirmekti. Türk olmayan unsurların yaşadıkları yerler nasıl olsa elden çıkacaktı. Ama Türkler, Anadolu’da kökleşmişlerdi. Bin yıllık mazileri, gelenekleri, dilleri ve vatan anlayışları vardı. Onları buradan söküp atmak kolay değildi. Fakat hedef buydu. Nasıl yapılacaktı bu iş?

            Bismarc zaman zaman Türkleri zorla değil, kendileri ile anlaşılmış havası verilerek dostlukları kazanılarak içten çökertilmek suretiyle, bu hedefe varılacağını hesaplamaktaydı. Ona göre İngiltere’nin sertlik ve işgal politikası Türkleri bizim yanımıza itecekti.” diyor.

            Tarih hortlar mı derler, hortlar doğrudur. Bakın Stalin bu konuda ne söylüyor:

            “Savaş bittikten hemen sonra Sovyetler Birliği için en büyük tehlike, Ankara’nın batılılar tarafından kazanılması ve kendi tarafına çekilmesidir. Boğazlar ve Doğu Anadolu üzerindeki haklarımızın koparılabilmesi için Türkiye’nin batılılarla ihtilaf halinde olmaları gerekir.”

            ABD ve İşbirlikçi İngilizlerin Türkiye ve Orta Doğu üzerindeki emelleri tarih boyunca hiç bitmemiş ve de bitmeyecektir. Amaçları; ihtilaflar, mezhep kavgaları, etnisite ayrılıkları, kardeş kavgaları, kırgınlıklar ve bilhassa manevi değerlerin inkârını kurcalamak olacaktır.

            Büyük Orta Doğu Projesi o günün felsefesi üzerine kurulmuş bir projedir. Bir Haçlı projesidir. Orta Doğu’dan Kuzey Afrika’nın batısına kadar olan ülkelerin sınırlarını değiştirip yeni devletçiklere bölme projesidir. Güneyimizdeki çatışmalar, savaşlar ve karışıklıklar bu projenin eseridir. Ülkemiz de bu çatışmanın etki alanı içerisine girmiştir.

            Bugün en çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Devleti yönetenlerin tarihi iyi okumaları ve geçmişte olan olayları iyi tahlil ederek ona göre hareket etmelerinde fayda vardır. Dış politika konusundaki görüşlerini açıklarken öfke ve yüksek sesle değil, daha yumuşak, birleştirici, mutedil ve itidal çağrıştıran ifadeler kullanmalarında fayda vardır.

            Yapılan yanlışlıkları tarih affetmiyor. Zamanı geldiğinde tek tek karşınıza çıkıyor. Bin kere düşünüp bir kere konuşmak gerekiyor. Yapılan yanlışlıkların cezasını halk çekiyor, gelecek nesiler çekiyor.

 

            Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi PKK’lılar tarafından katledildi. PKK’lıları takip eden iki polis memuru da bu PKK’lılar tarafından şehit edildi. Tahir Elçi’ye ve şehit olan polis memurlarına Allah rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Geride kalan aile ve akrabalarına Allah sabırlar versin. Türk Milletinin başı sağ olsun!