ÜNİVERSİTELİNİN ÇALIŞAN ARKADAŞI

 

 

Sevgili Üniversite öğrencisi Kardeşim,

Zaman değişti ve eskide Üniversitelerde 2.Öğretim yok iken , bugün  neredeyse  her Üniversitede  okulların , bölümlerin 2. öğretimi var.Bu 2. Öğretimin amacı da zaten zamanında Üniversite okuyamamış, halen çalışmakta olan insanlara Üniversite okuma imkanı sağlamanın yanında , hem Üniversite kontenjanlarını artırmak, hem de öğretim üyelerinin bilgi düzeyinden herkesin faydalanmasını sağlamaktır.

Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

Bu uygulamanın bir amacı da bence kuşakların kaynaşmasını sağlamak. İkinci öğretimden okuyan olgun ve tecrübeli  insanlardan  gençlerin faydalanmasını sağlamak ama bu amaca genelde ulaşılamamakta. Gençler İkinci öğretimdeki arkadaşlarından faydalanmak yerine onlarla  alay etmeyi tercih etmekteler. Hoş Üniversite öğrencilerinin çoğu hocaları ile de dalga geçmeye bakmaktalar.Onları ciddiye almamaktalar ama zamanla onlarla da gelecek nesiller alay etmeye bakacak. Ben buradan bir ağabey olarak onları uyarmak istedim.

Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

İkinci öğretime okumaya gelen insanlar , genelde maddi sıkıntısı olmayan, aynı zamanda da manevi yönden hayatta öğrendikleri yaşadıkları konusunda sizlerden daha bilgili olan , gene hayatta sizlerden daha fazla kaldıkları içinde tecrübeli olan insanlar.Nereden bakarsak bakalım ikinci öğretime gelen insanlar her zaman  sizlere göre bir adım ilerde olan insanlar.Bu insanlara sizin yaşınızdaki arkadaşlarınız gibi değil de onların bilgisi ve  kültüründen faydalanacak  niyetle bakarsanız  o ağabeyler sizlere anne ve babanızı aratmayacak sıcak bir aile olacaklar belki de.

Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

Üniversitede okuyan sizlerin büyük bölümü ailelerinden uzak , memleketinden uzak , ya yurtta kalmakta ya da arkadaşları ile ev tutmakta ve onlarla kalmaktadır.Her ne kadar  belli yaşa gelmiş olsanız da  gene anne , baba , ağabey, abla hasreti çekmektesiniz.Eğer ki sizin sınıfınızda ikinci öğretim  okuyan  olgun insanlarla arkadaş olur, onların sevgisini kazanırsanız , belki de onlar sık sık sizi iş yerlerine ve evlerine davet ederek  hasretini çektiğiniz ailenizin  hasretliğini bir nebze azaltacaklardır.Ama iyi niyetle yaklaşmaz, sevgi ve güler yüzü göstermezseniz o zaman o insanlar sizlerden uzak kalacaklardır.

Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

Bazen Üniversiteli öğrenci arkadaşlar ısrarla evlerine davet etmekteler.”Ağabey gel sizinle sohbet edelim, muhabbet edelim, çay kahve içelim “ diyerek . Bu güzel bir düşünce ve davranış .Bizlerde bu davete çoğu zaman icabet etmekteyiz.Ama gittiğimiz zaman sadece bizi davet edenlerle oturmaktayız.Mesela , bizi iki kişi davet etmişse evde 5 kişi kalıyorsa 1 i şöyle gösterişten  “ Hoş geldiniz” dekte. Ötekiler  bunu bile yapmamakta. Belki de bizler evden çıkınca “ O adamı neden bize davet ettiniz? “ tartışmaları da yaşanmakta . Bu yüzden de halk bundan dolayı öğrencilerden uzak durmakta .

Sevgili Kardeşim,

Üniversiteli gençler genelde  halkın Üniversiteliyi sevmediğini iddia ederler. Eğer Üniversiteliler  yaşça büyük insanlara   davranışları konusunda yanlış tutumlar içindeyseler , halkta Üniversiteliye belli güven yoksa , insanlar kimsenin kimseye güvenmediği bir ortamda Üniversitelilere nasıl güvensinler.O güveni davranışları ile verecek olanlar Üniversiteliler olmalı.Kimse güvenmediği, sevmediği ve hakkında dedikodu yapacak insanlara  yaklaşmaz ve onlara sıcaklık göstermişse , dedikodu yaptıkları veya güven sarsıldığı zaman insan orada uzaklaşır. Bu insan münasebetlerinde aynen böyledir .Bu yüzden ahlaki değerlerimizde dedikodu yapmak çok kötü huy kabul edilmiştir.

Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

Hayatta insanın sadece kendi yaptıkları vardır.”Bu şehir bizi sevmiyor” derken acaba şunu da kendinize sormakta mısınız ? “ Bu şehirde yaşamaktayım ama , aynı sınıfımda okuyan bir ağabeye, bir çalışan  insana ben ne sevgi veya saygı gösterdim, evde komşumuz Üniversite tamamlamış ağabeyleri eve yemeğe çağırdım mı? “  bu sorulara olumsuz yanıt veriyorsanız bana “ Bu şehirde kimse öğrenciyi sevmiyor” demeye hakkınız da yok.

Sevgili Kardeşim,

Sizler , Sınıfınızdaki  İkinci Öğretim öğrencisi ağabeylerinize, öğretmenlerinize  saygıda kusur etmezseniz , onlarda sizlere mutlaka ağabey, abla olacaklardır.Benim sizlere tavsiyem , ara sıra onları iş yerlerinde ziyaret edin, onlara sevginizi ve saygınızı davranışlarınızla açıkça gösterin ki, onlarda sizleri sevecek , sizlere  yardım edecek güven oluşsun.Şunu unutmamak lazım ki , yaşça küçük olan büyük olana , bilgice az olan da çok olana gider . Sizler yaşı küçük olan insanlar olarak gidecek, araştıracak , seveceksiniz.

Sevgili Kardeşim,

Bir Üniversite öğrencisi tanımaktayım. Yaşı küçük olmasına rağmen , okumayı severek yaşından önce olgunlaşmış.Bir Anadolu Üniversitesinde okumakta .İnsanlarla haşır neşir olarak , sempatik tavrı ile onların sevgi ve güvenini kazanmakta.Onları iş yerlerinde ziyaret etmekte, onların iş arkadaşları ile tanışmakta.İkinci öğretimde okuyan arkadaşları onun kendilerini iş yerinde ziyaret etmesinden memnunluk duymakta ve  Onu yemeğe ve çaya davet etmekte.O da hiç çekinmeden  gitmekte ve yemekte tatlı sohbetler yapmaktalar. Bu ortamda hem o , hem de olgun arkadaşları bir gence yardım etmenin sevincini yaşamakta ve sosyal yaşantı böylece gelişmiş olmakta . Soruyorum şimdi size sevgili Üniversiteli Kardeşim  Bu sosyalliği kaç kişi uygulamakta hayatınızda ? Tabii ki bir iki kişi dışında  yok.Demek ki sizler hayatta sizlere sunulan nimetleri tepmektesiniz . Sosyal insan olanlar yaşa başla bakmadan güzel dostluklar kuracaklardır her yaşta .

Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

Şikayet etmek, hep hata aramak , insanı mutsuz ve huzursuz eder..Strese sokar.Strese giren insanlarda pek çok hastalık oluşabilir.O yüzden  hayatı olduğu gibi kabullenen insanlar genelde daha uzun ve sağlıklı yaşar.Hayata baktığımız zaman pozitif yaşayan insanlar her zaman  hep uzun ve huzurlu yaşayan insanlar olduğunu görürüz.İnsanın çok insanla gerçek manada dost olması hayatını kolaylaştıran unsurlardır.

Sevgili Kardeşim,

Hayat huzur isteyene huzur verecektir.Mutluluk isteyene de mutluluk, şikayet eden insan ile şükreden insan bir olmaz.İnsan şikayete bir alıştı mı hayatta kurtulamaz. Ama siz yaşadığınız ortamları güzelleştirir ve her ortamda sizi sevecek insanları bulursanız hayat size de mutluluk verecektir. Bazı insanlar mutluluğu parada   görür ama , para her kapıyı açmaz.Derler ki atalarımız “ Tatlı dil , yılanı bile deliğinden çıkarır” Demek ki bizler İkinci öğretimdeki yaşı hayli ilerlemiş olan arkadaşlarımızı seversek, Üniversite hayatımızı da  huzurla anarız ilerde.

Sevgili Kardeşim,

Bir öğretmenin tayini çıkmış, tayin olduğu yere giderken  yılda rastladığı bilge adama  “ Amca gittiğim yerde insanlar nasıldır ? “ demiş.Bilge adam “ Geldiğin yerdeki inanlar nasılsa öyle”  Demiş.Yani biz karamsarsak , Üniversitedeki, tüm olgun arkadaşlarımızı kötü, iyimsersek Üniversitedeki  kötü arkadaşlarımızı kötü demeyelim de , onların iyi yönlerini de görürüz. Yani biz neysek , insanları da öyle görürüz.İnsanlardan kaçmakla mutlu da olunmaz, az ama öz insanlarla iletişi kurarak hayatımızı devam ettirmek zorundayız.İyimser olur, hayata iyimserlikle bakarsak ,hayatta bize iyimserlikle bakacaktır.

Sevgili Üniversiteli,

Sizin geçtiğiniz yollardan geçmiş bir ağabeyiniz olarak, hayatın hep size güzellikler vermesini candan dilerim.