YORGUN YILLAR

 

            Koca bir yılı bitirmek üzereyiz. Fakat nasıl?

            İster ferdi, ister cemiyet olarak ele alalım,  2015 yılı yalnız ülkemiz açısından değil, dünya için de oldukça hengâmeli bir yıl oldu.  İçte terör belasının aldığı canlar, DAEŞ’in acımasız katliamları, kadınlarımız üzerinde bitmek tükenmek bilmeyen şiddetin boyutları,  iki defa yaşadığımız seçim ve ülkeyi istikrarsızlığa sürüklemek isteyenlerin foyalarını meydana çıkması… Şu günlerde de Rusya uçağını dürülmesi...

            Daha dün, aklı evvellerden biri hiç utanmadan,  “Ben olsaydım, o uçağı düşürtmezdim” diye sırıtarak demeç verdi. Siz bir vatanın sınırlarının, ne kadar mahrem olduğunu bilmeyecek kadar şuurdan yoksunsanız, bu söylediğinize bir diyeceğimiz yok. Ancak bulunduğunuz şartlar ve söylemleriniz hiç de sizi doğrulamıyor. PKK terör örgütünü desteklemenizin asıl gayesini, siz bildiğiniz gibi biz de çok iyi biliyoruz. Parlamentoda terör örgütünün borazanlığını yapıyorsunuz.  Sizin bakış açınızdan, o hainler; güya ”özgürlük ve vatanları için savaşıyorlar (!)” Bu bakış açısıyla hainleri her yerde desteklemekten onur duyuyorsunuz.   Onur duymaya devam edin. Ancak nefes aldığınız, yiyip içtiğiniz, siyaset yaptığınız vatana saldıranları def edenlere de haklarını teslim ediniz.     

            Rus uçağını düşürenler, vatanlarının harimi ismetine el uzatanların elini kestiler. Gerekirse ikinci eli de kesmekten geri kalmazlar. Aynı şekilde yeni bir ihlal kimden gelirse gelsin, bu devletin aynı şiddette karşılık vereceğinden hiç şüphemiz yoktur. Millet devletinin ve hükümetinin yanındadır.

            Efendim, Rusya, gaz kesecekmiş, ekonomik ambargo uygulayacakmış, turist göndermeyecekmiş, miş miş…

            Bütün bunlar gerçekleşse ne olacak?  Bu millet şimdiye kadar, ne Rus gazıyla ısındı; ne de ekonomisi Rus ekonomik ambargosuyla sıkıntıya girdi.

            Güya Rusya’yı arkadan hançerlemişiz(!) Yesinler seni... Rusların tarih boyunca, bu milleti kaç defa arkasından hançerlediğini bilmeyen mi var?

            Kaldı ki bugünkü olanlar da yeni bir Rus entrikasından başka bir şey değil… 1711 kaynarca antlaşmasında Rus ne ise bugün de aynıdır. Hatta daha siyasi ve daha haindir. Zira yeniden “Dünya İmparatorluğu” kurma hayallerinin peşine düşmüştür. Bu hayalinden de asla vazgeçmeyecektir. Eğer Putin ve ekibinde zerre miktar izan, insaf ve vicdan olsaydı; üç yüz binden fazla halkını katleden bir katilin peşine takılıp; zavallı insanları, çolukları, çocukları öldürmezdi. İki milyondan fazla insanın göç etmesine sebep olan bir zalimle kol kola girmek, en az onun kadar zalim olmak demektir.

            Kaldı ki Putin ekibinin çok daha büyük zalim olduğunu düşünüyorum. Yalnız Ukrayna’daki entrikalar, katledilen on binlerce Ukraynalının çığlıkları hâlâ kulaklarımızda çınlıyor. Balkanlardaki katliamları dile getirmek bile istemiyoruz. Çeçenlerin gözyaşları dindi mi sanıyorsunuz?

            Zalimler er geç hak ettiği cezayı bulacaklardır. Bunda asla şüphemiz yoktur.

            Öyle sağduyu hâkim olacak, masaya oturalım, özür dileyelim, çok üzgünüz… Hayır, hayır bunlar hiç gerek yoktur. Eceli gelen it, cami duvarını kirletirmiş.  

            Dik duracağız. Asla eğilmeyeceğiz. Bu Rusya gibi kendini bilmezlere her zaman dersini vermiş bir milletiz. Bundan sonra da vermeye devam edeceğiz…

            Dedik ya koca yıl bitti bitecek. her yılın sonu yorgun argın bitiyor... Yani yıllar ve yollar yorgun... Fakat yorgun olan yıllar mı, yoksa bizler miyiz? Bilmiyorum.

            Bildiğim tek şey varsa o da: Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktır. O ipe sımsıkı sarıldığımızda, inanın hem dünyada hem de ahirette zafer bizimdir.

            Derler ya: Asla mahzun olma. Haklıysan mutlaka galip geleceksin!...